En Üst

20 Kasım 2017

Dome Hotelde Neler Oluyor..?

Dome Hotelde Neler Oluyor..?
Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

Dome Otel toplumsal birçok nostaljiyi ve değeri içinde barındıran, mevcut yönetim şekliyle Türkiye ve başka yabancı ülkelerde ödül alan, yazılara ve hatta belgesellere konu edilen bir değerdir.

İşletmesinin, siyasi kavgalar sonucu özele değil de çalışanların kurduğu Dayanışma Turizm Ltd’e devrinin üzerinden yaklaşık 9 yıl geçti.

O dönemde otelin, hisseler de dahil olmak üzere, sadece fiilen Dome Otel’de çalışanlara ait olacağı vurgulanmıştı.

İşletme devriyle birlikte Dome Otel’in çehresi de değişmeye başladı, eskimiş bina yenilendi, odalar elden geçirildi. Ancak “yenilenme” karakterine uygun yapılmadı.

Birçok turistin neredeyse her yıl gelip kaldığı otelin yerinde yeller esiyordu. Müdavimleri de artık gelmez olmuştu.

Evet Otel çalışanlarındı ama, o eski nostaljik hava yoktu artık. Türkü barlar, “gözlemeciler” çehresini bir anada değiştiriverdi, diğer otellerden bir farkı kalmadı. Sahile yapılan çadırı andırır devasa lokantadan da bangır bangır arabesk geliyor…

Çalışanların bir işletmeyi devralması ülkemizde ülkti. İlk yıllarda yaşanan heyecan ve sahiplenme, yerini yavaş yavaş tek adam yönetimine götürdü.

Otelin Yönetim Kurulu Başkanı ve %51 hisseye sahip olan Turizim Emekçileri Sendikası Başkanı Bayram Karaman, birlikte mücadele verdiği “ortaklarını” artık mücadele arkadaşları olarak değil, “kendi çiftliğinde çalışan işçiler” olarak görmeye başladı. Ve Karaman’ın bu değişen tavrı, oteldeki diğer rahatsızlıkları da, su yüzüne çıkarttı ve tepki sesleri yükseldi…

O gün birlikte bu mücadeleyi veren bir çok çalışan artık emekli. Onlar bile şimdi yaptıklarını sorgular hale geldiler. Hatta bunlardan bazıları “hata yaptık” noktasındalar…

Sendika artık işçinin değil, patronun sendikası olmuştu. Karaman hem sendikanın başkanı, hem otelin patronu… Her sözü artık kanun sayılıyor.

“Batık durumda aldığımız otel artık kar ediyor”diyorlar ama, çalışanların sosyal yatırımları yanında, kıdem tazminatlarının da ödenmediği veya geç ödendiği bilgileri geliyor. Yönetimle ilgili iddialar bunlarla da bitmiyor. Yolsuzluk iddiaları da artık daha sık konuşulmaya başlandı. Otel vergi borcu yüzünden Maliye Bakanlığı ile davalık olmuş. Kısacası durum hiçde dıştan göründüğü gibi değil…

Bunlara karşı çıkanlar ise işlerine son verilmekle tehdit ediliyor.

Dünün sendikacısı, emek savunucusu  Karaman, artık işçinin haklarından çok, kendi haklarını savunur hale gelmiş.

2018’de Vakıflar’la yapılan anlaşma sona erecek. Yeni bir sözleşme yapılır mı, yapılmaz mı bilemiyoruz ancak önünde 8-9 aylık bir süre kalan otelin, gelecek yaz için rezervasyon aldığı iddia ediliyor ki, bu da yanlış. Bazı turizm şirketleri, gelecek sezon için yaptıkları rezervasyonları peşin ödemişler. Eğer sözleşme yenilenmez veya otel bir başkasına devredilirse, bu rezervasyonlar ve peşin ödenen paralar ne olacak..? Böyle bir durumda yaşanacak kaos ülke turizmi açısından hiç hoş olmayacak…

Yazık ki ne yazık…

Hem Dome Otel gibi bir değeri pula çevirdik, hem de her geçen gün kötüye gitmesini seyrediyoruz…


YERİN KULAĞI VAR

KARPAZ SEVDASI:

Son zamanlarda bizim siyasilerin Karpaz sevdasını anlamak mümkün değil. Yıllarca sorunlarıyla baş başa bırakılan bölge, bugünlerde herkesin ilgi odağına dönüştü. Eko turizimden, yeni otellere, yollara çeşitli yatırım vaatleri dinliyoruz. Son olarak da Karpaz için yapılması düşünülen tam teşekküllü devlet hastahanesi  gündemde. Acaba diyorum siyasilerin bu Karpaz sevgisi, yaklaşan seçimlerle mi ilgili…

O ZAMAN GEREĞİNİ YAPACAKSINIZ SAYIN GÜLERCAN:

GİAD Başkanı Cemal Gülercan, Türkiye’yle imzalanan ekonomik protokolda  ülkenin birçok sorununa çözüm bulacak anlaşmalar ve çözümler olduğu için umutlandığını, ancak uygulamaya geçmediğini söylüyor. Belli ki hayal kırıklığı yaşamış…  Tamam o halde… Madem umutlarınızı boşa çıkarttılar, siz de iş çevreleri olarak artık bu ülkede siyasi zihniyet değişimine katkı koyacaksınız… Şikayet etmekle bir yere varılmadığını bir kez daha hep birlikte görüyoruz…

 

BUYUR BURDAN YAK:

Liselerde Türkiye’den gelen kitapların okutulduğuna dikkat çeken TDP Genel Sekreteri Asım İdris’in, “Dolaylı olarak karar alma hakkımız olamadan sürecin içinde oluyoruz… 2018 Eylül’ünde okullar açılırkan KKTC’de de müfredatlardan ‘evrim teorisi’ atılacak, ‘Atatürk’ azaltılacak ‘cihad’  okutulacak. Hayırlısı olsun. Uyuyanlar Uyansın” paylaşımı, yeni öğretim yılı öncesi kafalarda soru işareti yarattı. Şimdi bizim Eğitim Bakanı “yok öyle birşey” diye açıklama yapacak ama, artık kimse söylediklerine inanmıyor…

 

O LABORATUVAR NE OLDU?:

Hani geçtiğimiz Pazartesi yeniden hizmete girecekti? Tonla kontrolsuz gıda maddesini ülkeye soktular, e, sonra? O günden bu yana hiç mi ithalat yapılmadı? Ya yerli denetimler? Zehire devam. Tarım Bakanı duymazdan gelir, Tarım Dairesi Müdürü saçmalar, millet de zehirli sebze, meyveyi çoluk çocuk yer. Böyle başa böyle traş…

 

ÇEMBERLERE GİRİŞTE UYARI ŞART:

Son günlerde sosyal medyada en çok şikayet edilen konulardan biri de, çemberlerdeki geçiş kuralının özellikle kiralık araçlar tarafından ihlal edilmesi. Hepimiz hemen her gün bir tehlike atlatıyoruz. Araç kiralayanlar gerekli uyarıyı yapmıyor mu acaba? Ya da Ulaştırma Bakanlığı, Bakanlığın koskoca Trafik Dairesi bu şikayetleri hiç duymaz mı? Çemberlere girişte uyarı levhaları konması kaçınılmaz bir gereklilik. Arabamın içindeki gösterge yetmiyormuş gibi koca koca sürat göstergeleri asacaklarına, asıl ihtiyaçlarla ilgilenseler, kazaların sayısını azaltacaklar…

 

NEYE EL ATSAK KURUYOR:

Bir zamanların yeşil, şimdilerin kurak adası narenciyesi ve kendine has zeytini ile tanınırdı. Geçen yıllar içinde narenciye bahçeleri, bakımsızlıktan arsaya dönüştürüldü. Limonu bile ithal eder olduk. Yerli zeytini zor buluyoruz. Sonunda dünyanın en güzel haruplarının yetiştiği ülkemizde, kuraklık ve plansızlık harubun da yok olmaya yüz tutumasına neden oldu. Hani adanın lanetinden mi nedir bilemem ama, neye elimizi atsak kurutuyoruz… Neydi o birileri geçen yıl haruba özel önem verileceğini falan mı söylemişti…


ZİRVEDEKİLER

Mete Tümerkan: “Özellikle Crans Montana’da yaşananlara bakınca, garantiler meselesi ittifak anlaşmasındaki kapsamla sınırlı kalacak şekilde yeniden düzenlese de, Kıbrıs Rum tarafında ezici bir çoğunluğun iki tarafın siyasi eşitliğine dayalı federal bir çözüm istemediğini, Kıbrıslı Türklerle kesinlikle yönetimi paylaşmadan yana olmadığını söylemek yanlış olmaz diye düşünüyorum…”.

 

DİPTEKİLER

Şark Politikası: Atma tutmalarla hayali başarılar yaratmak, şark politikasının temel özelliğidir. Onlar söyler, siz inanırsınız, sorgulamazsınız bile… Ama bunun az da olsa değişmeye başladığını görmek de güzel. Hani kamu maliyesinde gelir artırımı olmuştu ya, hükümetimiz öyle açıklamıştı. Meğer bu gelir artışının esas nedeni, çalışanların vergilerine getirilen artışmış. Yani biz çalışanlar sağalamışız bu artışı, onlar vergi kaçağını azaltmamışlar. Sonra yerel gelirde % 19,69’luk artışla övünüyorlar ya, diğer taraftan da kamu maliyesi giderleri de % 22,27 artmış. Meraklısına duyurulur.. Teşekkürler Birikim Özgür…

 

 

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis kritik, bahis