08 Aralık 2016

Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları…

Haber İçi Üst

Ekonomilerde en önemli girdiler elektrik ve diğer enerji girdileridir. Dolayısıyla gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler için olsun, enerji, üretimde en önemli faktör ve girdi maliyetlerini etkileyen önemli bir unsurdur. Bu nedenledir ki enerji kaynakları bulmak, çalıştırmak, enerji kaynaklarının kontrolünü ele geçirmek ve dünya politikasına hakim olan ülkelerin, ileriye dönük ihtiyaçlarını da garanti almak uğruna, bu kaynakları elinde bulunduran ülkelere çok faydalar ve gelirler sağladığı gibi bir çok ülke veya bölgelerin de istikrarsızlığa, sosyal patlamalar yaratılarak kana bulanmasına ve huzursuzluk kaynağı olmasına da vesile olmaktadır. Buna en iyi örnek de orta doğudur. Özellikle son 15-20 yıl içinde bu ülkelerdeki gelişmeleri hepimiz izledik.
En önemli enerji kaynakları petrol, doğal gaz ve elektrik dışında alternatif enerji kaynakları üretimi üzerinde de epeyce kafa yorulmakla ve uygulamaya konmakla beraber, klasik enerji kaynakları hala hayatiyetini ve önemini ve en büyük pay olarak yerini, korumaktadır.
Kıtalar ötesi ülkeler özellikle ABD ve AB, İngiltere ve yakın bölgede Rusya, orta doğu ile uzun yıllardan beri ilgilenmektedir. Gerek Türkiye’nin sınırları içinde gerekse çevresinde mevcut petrol ve gaz ve enerji kaynaklarının başka ülkelerce çok yakından ilgilenilmesi ve son yıllara kadar Türkiye’yi bu konularda uzak tutmaya çalışmaları, Türkiye’yi haklı olarak rahatsız etmiştir ve etmektedir. Nitekim Türkiye gerek diplomatik ilişkilerle gerekse yüksek sesle bu konunun dışında olmak istemediğini ve olmayacağını çeşitli vesilelerle duyurmaktadır.
Türkiye’de, enerji kaynakları açısından mümkün oranda dış ülkelere bağımlı kılınmasını önleyecek politikalara, mevcut hükümetin ağırlık kazandırdığını görmekteyiz.
Enerji konusunda Türkiye’nin uygulamakta olduğu ikna ve işbirliği ile karşılıklı siyasi, ekonomik, ticari al-ver politikalarında ortaya koyduğu kararlılık sonucu şimdi uluslararası ilgili camiada genel kanı, orta doğu ve Türki devletlerdeki çıkan doğal gaz ve enerji kaynaklarının naklinde, Türkiye’nin merkez olarak kullanılmasıdır. Bu hususun kabulünde, ilgili dış ülkelerin temayüllerinin bu yönde artması uygulanan politikaların etkili olduğunu göstermektedir.
Doğalgaz konusunda Rusya ve bazı Türk devletlerine olan bağlılığın azaltılması konusunda diğer taraftan alternatif arayışlar da devam etmektedir. Yeni enerji kaynakları için TPAO’nun kuzey Afrika ülkelerinde çalışmaları var. Doğu Akdeniz’de de araştırma masrafları oldu bir sonuç alınamadı. Şimdi Akkuyu Nükleer Santrali için yer araştırmalarının sürdürüldüğü ve yaz aylarında başlayacağı açıklandı.
Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalizasyon sürecine girmesi, enerji konusunda İsrail’le ortak bir takım çalışmalara girme olasılığını arttırmıştır. Birkaç hafta önce Noble enerji CEO’su C. Davidson, İsrail’i ziyaretinde, şirketin gelecek planlarıyla ilgili yaptığı açıklamada, şirketinin İsrail’den Türkiye’ye doğalgaz boru hattı alternatifi üzerinde çalıştıklarını belirtmişti. Önümüzdeki 5 yıl içinde de iki kat büyümeyi hedeflediklerini söylemişti. Müteakip günlerde de TC Enerji bakanı Taner Yıldız, İsrail’de çıkacak gazın Türkiye üzerinden doğrudan Avrupa’ya boru hattı ile aktarılmasının makul bir proje olacağını, ifade etmişti.
İsrail’in 2009 yılında yaptığı araştırmalarla bulduğu Tamar doğal gaz sahasından kendi topraklarına doğal gazı taşımaktadır. Ve bölgede başka kaynaklar üzerinde de araştırmaları devam etmektedir.
Bu yıllara kadar doğu Akdeniz’de doğal gaz potansiyeli içinde Türkiye’nin rol alamaması, bu konudaki politikaların etkinleştirilmesi ve geliştirilmesi ihtiyacını doğurmuştur ve bu konuda kararlı görünmektedir.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi kendi münhasır bölgesinde olduğu iddiasıyla tek başına Kıbrıs’ın tümüne ait olan doğal gaz kaynaklarına sahip çıkmaya çalışması ve bu konuda bazı uluslararası şirketlerle yaptığı anlaşma ve arama girişimlerine, Türkiye’den gösterilen tepkiden sonra Rusya ve ABD’nin, Türkiye’yi gücendirmek istemeyeceği sinyalleri ilgili ülkelerden verilmiştir. Kaldı ki Güney Kıbrıs’ın tek taraflı olarak kendinin saydığı bu kaynaklar üzerinde, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yasal ortağı olarak Kıbrıs Türklerinin hakları, genelde dünya ülkelerince de kabul görmüş bulunmaktadır. Bu konuda gerek ABD gerekse Rusya yetkililerinin beyanatları da olmuştur.
Noble CEO’su Davidson’ın söylediği tahmine göre, bulunacak doğalgaz rezervinin 5-8 trilyon feet/küp gibi önemli hacimde olduğu, açılacak sondajla yapılacak değerlendirilme ile de kesin rakamın Haziran 2013 ayında belli olacağı açıklanmıştır. Bu önemli kaynağın projelendirilmesinin, payların ve Kıbrıs Türklerinin haklarının tesliminin nasıl bir şekil alacağı hususunda Türkiye’nin yakın takipte olduğu, çok yönlü yapılan açıklamalardan anlaşılmaktadır. Çıkacak doğalgazın Türkiye üzerinden AB’ye boru hattı ile taşınması ihtimali de daha yüksektir.
Ayni enerji şirketinin ortaya attığı Güney Kıbrıs’taki doğalgazın ileride adada kurulacak bir sıvılaştırılmış doğal gaz tesisinde işlenerek bu biçimde tankerlerle ihraç edilmesinin şirketlerinin tercihi olduğunu söylese de, siyasi gelişmeler Türkiye’nin devre dışı bırakılamayacağını göstermektedir.
Yani bundan böyle, gelecekte doğu Akdeniz’deki enerji senaryolarında, Türkiye’nin de yer alacağı hususu gittikçe güç kazanmaktadır.
NATO Genel Sekreteri Rasmussen’in enerji kaynaklarının, Kıbrıs çözümünden sonra değerlendirilmesi gerektiği hususundaki beyanatı da bir bakıma çözüme taraf olan ülkelerin ABD, AB çevrelerinin ve bu önemli kuruluşun, görüşlerini yansıtması bakımından çok önemlidir.
Rum Yönetimi’nin buna reaksiyon göstermesi ise Türklerle paylaşmak istemediği kaynaklar açısından eski görüşlerini yansıtmakla beraber, Kıbrıs’ın çözüm sürecinde doğalgaz konusunun önemli bir faktör olacağı görülmektedir.
Bu gün anneler günü. Karşılıksız sevgi ve özveriyi barındıran yürekleriyle tüm annelerin gününü kutlar mutluluklar dilerim.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil