06 Aralık 2016

Doğru teşhis, süratle müdahale ve tavizsiz adalet

Haber İçi Üst

İyi bir yönetimin gerekleri aynen tıpta olduğu gibi doğru teşhis, erken müdahaledir. Devlet yönetiminde buna tavizsiz adaleti de eklememiz gerekir. Meclisimiz, bildik nedenlerden, doktor dolu. En başımızdaki da doktor. Niye bunu bildikleri halde uygulamıyorlar veya bu yönde bir çaba göstermiyorlar? Çünkü çoğu bu ülkede Şark kurnazı politikacılığın geçer akçe olduğunu geçmiş emsal ve deneyimlerden gördü ve kısa günün menfaati ve ego tatmin duygularına yenik düştü. Çok ender ve azı topluma hizmet kulvarında politikaya soyundu. Onların dışında olanlar gerçek mesleklerini başarı ile icra etselerdi benim gözümde, belki de çoğumuzun gözünde, daha saygın olurlardı.
Bütçe disiplini uygulamayan ve devamlı para basarak işi idare etmeye çalışan bazı ülkeler, enflasyona sebep olup, parasının değerini düşürüp, adaletsiz bir şekilde halklarını daha alt düzeyde bir yaşam kalitesine mahkum ettiler. Enflasyon yalnız para yönetiminde olmaz. Birçok sahada olur. Bir düşünün bakalım, yazı ve hitaplarımızda her ismin başına “sayın” kelimesini koymaya başladık. Bunun anlamı ve değeri kaldı mı? İfade boşuna emek, olay, ayırt etmemek, işin kolayına, ikiyüzlülüğe kaçtı. Bundan 30-35 yıl önce idi, iş icabı İtalya’da iken, bir şirket çalışanı bana bu İtalya’da ne kadar çok profesör var demişti. Baktım, her dükkan tabelasındaki ismin önünde bir de Prof. titılı. Ona dedim ki bu durum burada hiç profesör olmadığını gösterir. Sonradan öğrendim ki o dönemde İtalya’da bir işin ehlisine, uzmanına profesör derlermiş. Bir ülkede hemen, hemen her genci üniversite mezunu yaparsanız, biz gerçeğini nasıl bileceğiz? İngiltere’de Thatcher doğru ve cesurca birçok icraat gerçekleştirdi. Ancak kısa günün kârı ve yanlış teşhis ile ben bedava okutmam, ödesinler, Üniversiteler kendi masraflarını karşılasın diyerek, İngiliz üniversitelerinin prestijine, o üstün eğitim seviyesine, birçok koleji da üniversite yaparak uzun vadede darbe vurdu. Bu, uzun vadede o maliyet kurtarma, gelir çabasından çok fevkinde zarara sebep olduğu ve olacağı kaçınılmazdır.
Aklıma gelen bizdeki birkaç yanlış teşhise bakalım. Geçmişte çok oldu da oralara uzanmayıp şimdi yapılması düşünenlere bir bakalım. 3 binin üzerinde mazbatalık borçlu varmış. Tamam da, ne yapalım şimdi? Mahkeme karar vermiş, adam mahkeme kararına uymuyor. Borcunu ödemiyor veya ödeyemiyor. Teşhisi doğru yapmak lazım. Bizde reel faizler ülke şartlarına, tasarruf-yatırım dengesine göre çok yüksek faizler ve banka icraat ve klikleşmelerine karşı bilinçli Merkez Bankası kontrolü gerekir. İhtisas mahkemeleri kurup, kolay ve ucuz ve de süratle bir borçlunun veya alacaklının oraya baş vurup mali durumunun değiştiğini ispatlama olanağı sağlanıp borcun tekrar yapılandırılmasına gidilebilinmelidir. Doğru uygulama budur. Yoksa mahkemeleri etkisiz hale getirip, kaş yapayım derken göz çıkarırız. Ha, Avrupa’da borç yüzünden hapse giren yok. Oralarda gelişmiş iflas kanunları titizlikle uygulanmaktadır. Buna rağmen ben bizzat oralarda birçok Kıbrıslı Türk’ten övünerek nasıl her şeyi hanımının üstüne çevirerek veya yolunu bulup Kıbrıs’a kaçırarak hileli iflas ile İngiliz’i kandırma hikayelerini çok işittim. Bir işi yaparken doğru teşhis koyalım. Kolayına kaçıp ileride daha da içinden çıkılmaz problemler yaratmayalım. Finans sisteminin sağlıklı işlemesi çok ciddi bir iştir.
Gelelim Lefkoşa belediyesine, hatta birçok belediyeye, hem teşhis yanlış, hem de inanılmaz savsaklama var. Burada sorumlu, kim ne derse desin, geminin kaptanı ve kontrol mekanizmasının acizliğidir. Ne demek, bu kadar kaynak israfı, bu kadar yıl devam edecek ve belediyelerden sorumlu Bakanlık, Sayıştay, baka kalacak Derhal yasal boşluk doldurulmalı ve sorumlu yöneticiler görevden gecikmeden alınmalı idi. Bilinenin tam tersi bu demokrasinin da gereğidir. Hükümet de oyla seçilmedi mi ve topluma daha da sorumlu değil mi? Yani ileride Yardımlaşma derneği başkanı olabilecek veya Noel Baba rolüne bürünecek birinin herhangi bir belediyenin başkanlığına seçilirse veya kendini popüler yapma uğruna toplumun parasını heba etmeğe yeltenirse, bu durumda ne yapacağız? Durumu böyle savsaklayıp içinden çıkılmaz hale gelmesini mi bekleyeceğiz?
İşte bizde politikanın ve politikacının yozlaşmasına neden bu küçük ölçek ve birbirini tanıyan bu ülkede, karakter ve yapımız hiç uygun olmayan dar bölgeli bir seçim sistemi ve partiler yasasında ısrar niye? Ayrıca;
2013 bütçemizde ekonomide yine bir büyüme öngörülüyor. TC yardımları %21.37 arttı. TC kredileri %16.25 arttı. Bunlar enflasyon oranının çok fevkinde. Personel giderlerinde de artış enflasyon kadar öngörüldü. Hala vergiler ağırlıkla pahalılık yaratan dolaylı vergi ve harçlarda yoğunlaşmış Orta sınıfın yok olma trendine, sektör şikayetlerine devam. Yani bütçe aşağı, yukarı ayni hamam ayni tas. Yozlaşmaya devam. Anavatan eskiden beri iç işlerimize, haklı, haksız müdahale ediyordu. İçinde bulunduğumuz şimdiki durumumuz, biz yapamayacağımızın anlaşıldığına göre, Anavatan’dan müdahale gerektirir. Ne sahada? Eğer bizim iyiliğimiz isteniyor ise bu politik yapımıza, seçim kanunlarımıza ancak onlar neşter vurabilir. Müdahalenin yegane meşru zamanı şimdidir.
Al da sus ol, idare et, bize yapılabilinecek en büyük kötülüktür.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam