09 Aralık 2016

Din ve yolsuzluk

Haber İçi Üst

Okuduğum bir yazıda, halkı dindar olan ülkelerdeki politikacı ve bürokratların daha kolay yolsuzluk yapabildikleri iddia edilmektedir. Din İşleri Başkanlığı yapmış ve şu anda ilahiyat fakültesinin dekanlığı yapan birisi olarak bu iddianın doğruluğunu sorgulama ihtiyacı hissettim. Çünkü genel kabule göre din, ahlaki değerleri koruyan ve sosyal ahlak bilincini geliştiren bir güçtür. Ancak bu gücün bazen amacına aykırı olarak kullanıldığı da bir gerçektir.
Din İşleri Başkanlığı görevini yürütürken, özellikle bazı siyasiler tarafından dinin bir istismar aracına dönüştürülmeye çalışıldığını şahsen tecrübe ettim. Bazı siyasilere göre din adamları, onların daha rahat siyaset yapabilmeleri için vardır ve görevleri halkın itaat psikolojisini geliştirerek, siyasetçilere itaat etmelerini sağlamaktır.
Bu tür bir misyonla hareket eden din adamları doğal olarak, halkın sorgulama ve muhalefet etme gücünü zayıflattıkları için yolsuzluk ve usulsüzlüklerin önünü de açmaktadır.
Kur’an-ı Kerim’de bu konuya değinilerek hiçbir peygamberin kendisine dini ve ilmi bir sorumluluk verildikten sonra, insanları köleleştirmesi yakışmaz denilerek bu anlayış eleştirilmiştir (Al-i İmran, 79).
Kur’an-ı Kerim’de bazı insanların siyasilere yakınlaşmak için usulsüzlük ve yolsuzluklara bulaştıkları da açık bir şekilde ifade edilmektedir (Bakara, 188).
Başka bir ayette ise birçok din adamının sahtekarlık yaparak toplumun mal ve mülkünü yedikleri; böylece de insanları dinden soğuttukları belirtilmektedir (Tevbe, 34).
Dolayısıyla da dindar toplumlarda da, insanların inançları istismar edilerek yolsuzluğun yapıldığı yine dinin kaynakları tarafından doğrulanmaktadır.
Dini değerlere sahip birey ve toplumlar ile bu değerlere sahip olmayan birey ve toplumların usulsüzlük ve yolsuzluk karşı hangisinin daha duyarlı olduğu konusunda güvenilir bir istatistiki bilgiye sahip olmamamla birlikte, hiçbir din ve inancın usulsüzlük ve yolsuzluğu hoş görmediği kesindir.
Şu da bir gerçek ki, insan hak ve hürriyetlerinin gelişmediği kapalı toplumlar yolsuzluklara daha açıktır.
Çünkü kapalı toplumlarda baskıcı politikalar izlendiği için toplumun denetleme görevini yapabilmesi daha zor hale gelmektedir.
Bu durum yolsuzluk yapmak isteyen bürokratlar ile siyasiler için bir fırsat yaratmaktadır.
Bunun olmaması için her türlü aykırı görüşün de seslendirilebildiği bir özgürlük ortamının oluşmasını sağlamak lazım.
Aksi takdirde insanı insan yapan akıl ve vicdanını kullanma yeteneği zayıflar ve bireyler toplumsal denetleme görevlerini yerlerine getiremez hale gelirler.
Birey ve toplumların sömürü ve istismarını ifade eden yolsuzluklardan korunabilmesi için öncelikle özgürlüklerine sahip çıkmayı öğrenmesi gerekir.
Çünkü özgürlüğümü kaybeden birey ve toplumlar başkaları tarafından sömürülmeye mahkum olurlar.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil