04 Aralık 2016

Dilenci olmak ya da olmamak!

Haber İçi Üst

Bugün bayramın son günü.

Bir bayram daha geride kalıyor.
Bir bayramı daha geride bırakırken, bizim kuşak ve çocuklarımız arasındaki farkı düşünüyorum.
Biliyorum bizimle anne ve babalarımız arasında bir kuşak farkı var.
Ancak bizimle çocuklarımız arasındaki fark galiba daha fazla.
Bayram bizim çocukluğumuzun bayramları değil artık.
Değişen her şeyle birlikte bayramlar da değişti doğal olarak.

Bizim çocukluk günlerimizdeki heyecan yok artık.
Aileler çocuklarına yeni bir şeyler almak için bayramların gelmesini beklemiyor.
Gençler her gün yeni bir şeylere sahip olabildikleri koşullarda yaşamlarını sürdürüyor.
Düşünüyorum da bizim çocukluk zamanlarımızda bir şeylere sahip olabilmek  öyle kolay değildi.
Bir yerden bir yere gitmek de…
Şimdiki çocuklar leyleği havada görüyor.
Bizden önceki kuşaklarda “şeheri” görmeden koskocaman bir hayatı köyünde tamamlayan insanlar vardı.
Yarın ne olur diye düşünmeden edemiyorum.
Bir çoğumuz için bayram bulunulan ortamlardan uzaklaşmak için bir fırsat artık.
Kimimiz daha şimdiden bir sonraki bayramla ilgili olarak tatil planlarını çoktan yapıp, erken rezervasyon fırsatlarından yararlandı bile.
Bayramlar yoğun iş temposu içerisinde kaçamak yapmak için bulunmaz bir fırsat olarak görülüyor.
Halbuki eskiden böyle mi idi?
Bugünkü olanaklar eskiden de olsa insanlar bugünkü gibi davranırlar mıydı?
Doğrusu bu soruya yanıt vermek zor…
Her dönemin olanak ve koşulları davranış ve tercihleri belirler.
Çocukları bayram ziyaretlerine gitmeye ikna etmekte zorlanıyoruz artık.
Onlar ebeveyn olduklarında bayramlar bugünkü ya da dünkü anlamını taşımayacak elbette.
Değişecek dünya koşulları ile birlikte toplum içerisindeki ilişki ve davranışlar da etkilenecektir.
Doğrusu da bu…

Şimdi bunları düşünürken ister istemezKıbrıs Türkü 30 Kıbrıs Lirası alarak da bu ada üzerinde var olmasını bildi. Gerekirse maaşlarımızın yüzde 40'ından vazgeçeriz” söylemleri aklıma takıldı birden…
Bu söylemin ne kadar gerçekçi bir söylem olup olamayacağını düşündüm ister istemez.
“Koşullar 60 ya da 70'li yılların koşulları değil, dünya da o günkü dünya değil” dedim kendi kendime.
Benim kendi yaşadığım koşullarda çocuklarımı yaşatamayacağımı düşündüm.
Bayramlara bakış farkımız, dünyaya bakış ve beklentilerimizin farkını ortaya koyan sadece küçük bir örnek.
Bugünün çocuklarının beklenti ve hedefleri, dünün çocuklarından çok farklı.

Gelişen teknolojik olanaklarla birlikte değişen iletişim koşulları çocukların meselelere bakışını da değiştirdi.
Bu arada ihtiyaçlar ve sorumluluklar farklılaştı.
Bizler 68 kuşağından farklı yetiştik. 68 kuşağı ise 58 kuşağının çok ilerisindeydi.
2013 yılındaki koşullar esas alındığında, Kıbrıs Türkünün maaşlarından yüzde 40 dolaylarında bir fedakarlık yapmasına imkan vermeyen bir gerçekliğin ortada olduğu görülür.
O halde olmayacak söylemleri slogan düzeyinde ortaya koymak yerine, meselelere gerçekçi yaklaşmak en doğrusu olacaktır.
ÖNEMLİ OLAN EVİMİZİN İÇİNİ ARTIK TOPARLAMAK VE BU ÇERÇEVEDE CİDDİ ANLAMDA BİR DEĞİŞİMLE BİRLİKTE, YENİDEN YAPILANMA SÜRECİ YAŞAMAK ZORUNDA OLDUĞUMUZU GÖRÜP, KABULLENMEKTİR.

Ancak bu şekilde bu ada üzerinde varlığımızı sürdürebilecek bir ortam yaratılır.
Erenköy Mücahitler Cemiyeti Başkanı Kutlay Keço’nun Erenköy’deki tören sırasında söyledikleri bence herkes tarafından bir kenara not edilmeli.
Keço acı şeyler söyledi ama söyledikleri doğruydu.
Keço’nun “Dilencinin hiçbir seçeneği olamaz” sözleri bence bu ülkenin geleceğine dair bir şeyler yapmak isteyenler tarafından odalarının başköşesine asılmalı.
Dilenci olmak istemiyorsak gerçekçi olmak zorundayız.
Değişen dünya koşullarını doğru okuyup ona göre kendimizi yapılandırmalıyız.

Bayramların eski bayramlar olmadığını hepimiz görüp konuşabildiğimize göre, dünyanın da dünün dünyası olmadığını artık herkes anlamalıdır.
Dünün siyaset anlayışları ya da sloganları ile sağlıklı ve güvenli yarınlara gidilemez.
Zaman artık Keço gibi, acı da olsa doğruları her yerde söyleme ve bunları dikkate alarak çözümler üretme zamanıdır.

Gelinen aşamada önemli olan kurumsallaşarak, sorunlara doğru teşhisler koyup, popülizmden uzaklaşıp sorunların üzerine gitmek ve onları aşabilmeyi başarmaktır.
Gerisi boştur…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam