03 Aralık 2016

Diklenmeden dik durabilmek!

Haber İçi Üst

İnsanın karnının doyduğu yermiş vatanı…

İstesek de istemesek de öyle galiba.
Bu nedenledir ki insan doğup büyüdüğü, köklerinin bulunduğu toprakları terk edip gider.
Sırf karnını doyurabilmek, eve ekmek götürebilmek için memleketini terk eder…
Sevgili Selda İçer ile hafta içinde Ankara’da yaşamakta olan başarılı Kıbrıslı Türklerle konuştuk.
Hepsi de bir birinden değerli bu insanların gözlerindeki Kıbrıs sevgisini ve hasretini görmemek imkansızdı.
Hepsi de “bir gün Kıbrıs’a dönmek isteriz” dedi kendileri ile yapılan röportajların son bölümünde…
Ama bugün için karınlarının doyduğu, ailelerine gelecek hazırlayabilecekleri yerde, yani gurbette kalmaya devam etmek durumunda olduklarını söylediler.
Hemen hemen her Kıbrıslı Türkün ailesinde yurt dışında yaşayan birileri vardır.
Benim çocukluk günlerimde, 1974 öncesi dönemde, gençler para kazanmak için “gemilere çalışmaya” giderlerdi.
Üç beş ay ortadan kaybolurlardı.
Kimisi gemilerde çalıştıktan sonra döner, kimisi dönmez, bir başka yerde yaşamını sürdürebileceği koşulları yaratma arayışına girerdi.
İngiltere ve Avustralya’ya göçün olduğu dönemleri anımsıyorum.
2013 yılında bakıyorum da göç yine bir şekilde devam ediyor.
Türkiye’de çok sayıda Kıbrıslı Türk yaşıyor.
Havadis olarak Ankara ve İstanbul’daki başarılı Kıbrıslı Türkleri bulup röportajlar yapıyoruz.
Onlarla konuşurken teknolojinin de verdiği imkanlarla Kıbrıs’ta ne olup bittiğini yakından izlemeye çalıştıklarını gördüm.
Uzak olsalar da gözleri, kulakları burada.
Ülkede yaşanan gelişmelerden hoşnut değiller.
Kıbrıs Türk’ünün Anavatan Türkiye’den kopamayacağına işaret ediyorlar.
Ama Türkiye ile ilişkilerin bu şekliyle devam edemeyeceğine de vurgu yapıyorlar.
“Diklenmeden dik durabilmek” diye özetlenebilecek bir duruş ortaya konulmasının şart olduğunu söylüyor hepsi de…
Uzaktan bakınca insan kendisini günlük sorunlar ve kavgalardan arındırarak meseleleri değerlendirebiliyor.
“Diklenmeden dik durabilmek” önemli…
Sağlıklı ilişkiler kurmak için bu şart.
Ama bunun için de ev ödevlerimizi bir tamam yapmamız gerekiyor.
Bir arkadaşım geçtiğimiz günlerde başından geçen bir olayı anlatırken, “Radara yakalanan bir vatandaşa cezasını dahi evine gönderemeyen bir yapıda yaşıyoruz” dedi.
“Türkiye’deki bir banka benim buradaki adresimi, telefonumu bulup kredi kartını bir şekilde bana ulaştırıyor, ulaştırdıktan sonra da merkezden kartın bana gelip gelmediğini kontrol ediyor. Ama bize burada bir trafik cezamızı bile evimize ulaştıramıyorlar” diye ekledi.
Sözünü noktalarken ise “Şimdi bunun bu şekilde oluyor olmasının da sorumlusu Türkiye mi?” diye sordu.
Türkiye’den bir zamanlar Kıbrıs’a bakıp insanlar imrenirlerdi.
Şimdi tersi oldu.
Türkiye’de yaşayan Kıbrıslı Türklerle konuşurken onlar da bunun neden böyle olduğunu sorguluyorlar.
Hepsinin de meseleye farklı bir yaklaşımı var.
Ama tümü de Kıbrıs’ta artık bir şeylerin değişmesi gerektiğine inanıyor.
Bu şekilde bir yere varılmasının mümkün olmadığını söylüyor.
Bu konuda sonuna kadar haklıdırlar.
Kıbrıs’a yıllar önce koşullar uygun olmadığı için dönemeyen bu insanlar, oldukları yerlerde çok önemli başarılar elde ettiler.
Buraya dönmüş olsalardı elde ettikleri mesleki başarıları burada elde edemeyecekler, mutsuz olacaklardı.
Gelinen aşamada iyi yetişmiş gençler yine adaya dönmüyorlar.
Başka başka yerlerde kendilerine gelecek arıyorlar.
Belki de yıllar sonra birileri çıkıp gidecek ve onlarla da röportajlar yapıp yayınlayacak.
Görünen o ki yıllar geçtikçe daha çok iyi yetişmiş insanımız yurda dönmüyor.
Karınlarını doyurmak, daha iyi koşullarda yaşayabilmek için bir yerlere gidiyorlar.
Ve günün sonunda doğdukları yerlerden kopup başka yerleri vatan bilerek yaşamlarını sürdürüyorlar.
Biz ise burada değişmemekte direniyoruz.
Biz direndikçe de beyin göçü vermeye hızla devam ediyoruz.
Bunun sonucunda ise Kıbrıs Türkü kaybediyor.
Yazık oluyor…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam