08 Aralık 2016

Devletin malı deniz ve…

Haber İçi Üst

Atasözleri toplumların yaşamında önemlidir.
Toplumların nasıl şekillendiklerini göstermesi açısından bence iyi bir göstergedirler.
Bizde “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” diye söz vardır.
Devletin malını yemeyeni aşağılayan, bunu yapmayanı bir yerde horlayan bir söz!
Bu sözü işiterek yetişen nesillerin, devleti yolunacak bir kaz gibi görmemeleri için de bir neden yoktur.
Devletin malı o kadar birçok ki, bundan bir şekilde yararlanmak gerektiğini anlatan bu sözler başka toplumlarda da var mı bilmiyorum.
Ama örneğin İngilizlerde şöyle bir atasözü vardır: “Hayatta insan iki şeyden kaçamaz. Ölümden ve vergiden.”
Ve bu sözü duyarak yetişen nesiller için vergi vermek kaçınılamayacak bir durumdur.
Tıpkı ölüm gibi…
İngiliz yetişme tarzı ile bizim yetişme tarzımız arasında devlete bakışta işte böylesi önemli bir fark var.
Bizler devletin sonu gelmesi imkansız olarak tarif ettiğimiz malını yemek için yetiştirilirken, İngilizlerde genç beyinler vergi vermenin kaçınılamayacak bir durum olduğu bilinci ile hayata hazırlanıyorlar.
Daha fazla yorum yapacak değilim…
      ***
Birkaç gündür İngiltere’deyim.
İngiltere’nin başkenti Londra’ya gidenler bilir, bir şekilde metroya binersiniz.
Ve metroya girerken birileri elinize bir gazete tutuşturur.
Metronun girişinde elime tutuşturulan gazeteyi okurken ilginç bir haber gördüm.
Bu haberi sizinle de paylaşmak istiyorum bugün.
İngilizlerin sağlık sisteminde sorunlar var.
Bu sorunların aşılabilmesi için tartışmalar devam ediyor.
Hastaların sıra beklemek zorunda olması ve bazı yerlerde yığılmalar yaşanması sonrasında bazı doktorlar alternatif çıkış yolları yarattılar.
Ve SKYPE üzerinden hasta görüp teşhis koyma yoluna gittiler.
Bu yöntemin kısa sürede daha da yaygınlaşacağı iddiası var.
Özellikle yaşlı, engelli hastalar için bunun bir fırsat olduğu görüşü yaygın.
Doktorların SKYPE üzerinde hastalara teşhis koyabildikleri ve tavsiyelerde bulundukları, bu haberde yer alıyordu.
Ne kadar ilginç değil mi?
    ***
Güney Kıbrıs’ta yaşanmakta olan finansal kriz İngiltere’nin başkenti Londra’dan da yakından izleniyor.
İngiliz basını, AB’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne bugün dahil üç gün süre verdiğini yazıyor.
Başlıklarda ise “Ya hemen tedbir alırlar, ya da batarlar” şeklindeki ifadeler dikkat çekiyor!
Sokaktaki İngilizler, Güney Kıbrıs’ta yaşanan gelişmeleri çok yakından izliyorlar.
Konuştuğum İngilizler, mevduatlardan vergi alınması yönüne gidilmesini “Çok tehlikeli bir yola girmek” olarak değerlendiriyorlar.
Bunun nedenini ise şu sözlerle açıklıyorlar:
AB üyesi ve “Euro Zone” içerisinde yer alan bir ülkede, kişilerin birikimlerinden vergi alınması yoluna gidilmesi diğer AB’ye üye ülkelerde de benzer adımların atılmasını gündeme getirebilir. Bu ise kişi haklarına bir saldırıdır ve kabul edilemez.
“Vergi alınmazsa durumun daha kötü olacağının” söylenmekte olduğunu anımsatmam üzerine ise bu kez, “Vergiyi başka şekillerde alsınlar, insanların birikimlerinden değil” yanıtını aldım.
Özetle, sadece Londra’da değil, AB üyesi diğer başkentlerde de gözler Güney Kıbrıs’taki gelişmelere çevrilmiş durumda…
Kıbrıs’ın güneyinde yaşanacakların başka AB üyesi ülkeleri de doğrudan etkileyeceği görüşü büyük bir çoğunlukta hakim.
Bu nedenle de Güney Kıbrıs’ta atılacak adımları merakla bekliyorlar.
İngilizler, “İyi ki biz ‘Euro Zone’ içerisinde yer almadık” deseler de “Euro Zone”da yaşanan gelişmeler onları da ciddi bir şekilde endişelendiriyor.
Yunanistan, İspanya, İtalya, Güney Kıbrıs derken “yaşanmakta olan ekonomik kriz, yarın bizi de vurur mu korkusu” İngilizleri de sarmış durumda!
Geçtiğimiz günlerde hükümetin hedeflenen bütçe rakamlarının gerisinde kalındığını açıklaması bu korkuyu ve endişeyi daha da büyütüyor…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil