04 Aralık 2016

DENİZE URUBALARIYLA GİRENLER BİR BAYRAM SABAHI MARKSİZM VE İSLAM SOSYALİZMİNİ TARTIŞMAK

Haber İçi Üst

Denize urubalarıyla giren orta yaşlı kadınların fotoğrafını koydular Facebook’a.

Sanırım Alagadi’de çekilmiş. Etrafta bikiniyle dolaşanlar var.  Su, urubalı kadınların dizlerinin hemen üstünde.  Üst tarafları ıslak ama eminim su henüz dizlerindeyken suya oturarak ıslanmışlar.  Yani dizlerinden öteye geçmemişler denizde.  Geçeceklerini de sanmıyorum.
Nereden mi sanmıyorum?
Kendimden.
Nasıl mı?
Çocukluğum, böylesi bir kültürün arasında geçti.
Okuma-yazmayı henüz öğrendiğim yıllar.
Evdim denizi.
Bir yanda bikinileriyle ve hatta bazıları üstsüz bir şekilde yüzen İngiliz kadınlar, diğer yanda bizimkiler.
Nedense o devasa plajın batı tarafına giderdik hep.  Restoranların ve uzun iskelenin olduğu bölüm onlarındı.
Batı tarafında ağaçlar denize yakındı.  Ağaçlar altına çardaklar kurulur, ev mutfağını aratmayacak şekilde yeme-içme düzeneği alınır ve sabahın ilk ışıklarından güneş batana kadar iyi bir keyif yapılırdı Ağrotur İngiliz egemen Üs Bölgesi olan Evdim denizinde.
Urubaları ile denize giren kadınların fotoğrafını Facebook’ta görünce aklıma o günler düştü.
Fotoğraf altındaki yorumları okuyunca da kalbim kırıldı.
Aşağılama ve hakaret diz boyu. 
“Bizim denizlerimize nasıl böyle girersiniz, Tayyip bunları al git” şeklinde bir tavır.
Facebook’a çok müdahil olmam ama şöyle yazmak geçti içimden;
“Yapmayın be arkadaşlar, benim de annem öylesi kıyafetlerle denize girerdi…”
Yazdım da.
Çocuklar etkilenmiş olacaklar ki fotoğrafı da yorumları da kaldırdılar.
      ***

Radyo Havadis’te Emine Sivri’nin ve Mehmet Moreket’in sunduğu son programın konuğu olduk Hüseyin ekmekçi ile birlikte.
Sabah radyoda dinlerken Sevgili Moreket’in sesi kısık çıkıyordu.  Telefonla arayıp “teknik bir sorun var galiba” dedim.
Ekmekçi “yok, Moreket marazlıdır, sesi ondan kısık çıkar” dedi.
Bunun üzerine stüdyoyu basmaya karar verdik.  İyi de ettik, eski bayramları konuşma fırsatı bulduk.
Şimdi herkesin fellik fellik kaçtığı bayramları.
Öylesi bir kültür oluştu.
Bayram tatilini fırsat sayıp bayramdan kaçanlar var.
Veya kapısını sıkı sıkıya kapatıp “bayram rahatsızlığından” kurtulmaya çalışanlar.
Üniversite son sınıfa kadar her bayram camiye giderdik babamla.
Oğluyla birlikte bayram namazına gitmenin mutluluğu,  üniversitede çocuk okutmanın gururu.
Kıbrıslı bayramda camiye gider.
Bütün köyle bayramlaşma fırsatı bulurduk.  Evde kavurmalar hazırlanır ve bayram dönüşü mutlu bir güne başlamanın keyfini yaşardık.
İmamımız rahmetli Aziz dayı her seferinde sitem ederdi;  “Bayramdan bayrama değil cumaları da gelseniz” diye.
Sonra İslam sosyalizmi üzerine bayram hutbesi verirdi.  Milliyetçiler homurdanarak dinlerler ve arada laf atarlardı.
Biz gençler ise heyecan duyardık.
İslam ile sosyalizmin ortak değerlerinin olduğunu söyleyip dururdu rahmetli. 
Adalet, fakirleri koruma ve sosyal devlet.
Şimdilerde mumla aradığımız özellikler.
O zamanlar bu toplum tarafından tartışılırdı.
Kimileri Marksist-Leninist ilkeler çerçevesinde yaklaşırdı konuya, kimisi sosyal demokrasinin sosyal devleti açısından.  Bizim hoca İslam ile sosyalizmi uyuşturmaya çalışırdı bayramdan bayrama.
Bayramdan bayrama bulduğu cemaati dürtükleyerek.

      ***

Bugün bayram ve erken kalkmanın günüdür.
Hem büyükleri hem çocukları sevindirmenin,  ölmüşlere bir Fatiha okumanın günüdür.
Neye inanırsak inanalım.
Kıbrıs Türkü’nün ortak değerlerini yaşatmak gerekir…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam