07 Aralık 2016

Denenmemiş alternatifin düşündürdükleri

Haber İçi Üst

Kıbrıs Türk siyasi tarihinde bugüne kadar denenmeyen tek alternatif CTP-UBP koalisyonu oldu.

Halk arasında kabul gören görüş AKP’nin tercihinin bu yönde olduğu yönünde.

Türkiye’de yıllar önce CHP-AP koalisyonu konuşuldu tartıştırıldı ama olmadı.

Sonrası malum.

Olsaydı bir şey fark eder miydi?

Bence fark etmezdi, çünkü toplumsal mühendislik çerçevesinde hedef Türkiye’yi kaostan çıkartmak değildi.

Toplumu siyasi açıdan alternatifsiz kaldığı algısına iyice inandırmaktı amaç.

Bir taraftan terör, diğer taraftan da siyasetin itibarsızlaştırılması ayrı kollardan ama ayni merkezlerden yönlendirildi. O zaman bunlar komplo teorisiydi bugün ise tarih olarak kayıtlara geçti.

Dönelim bize ve bugüne.

Halk arasındaki düşünce CTP-UBP alternatifinin Türkiye nezdinde ağır basmasının en önemli nedeni Eroğlu’nun önünü kesmek olduğu yönünde.

Hedeflenen de ona yaklaşan Başkanlık seçimleri öncesi kaybetme riskinin yüksek olduğunu gösterip aday olmama mesajı vermek. Eroğlu’nun yanına Denktaş soyadını da ekleyin. “Türkiye’deki iktidar, sizinle artık muhatap olmak istemiyor” demek. Doğru yanlış bilinmez ama halktaki algı ve hissiyat bu. Siyasette algı gerçeklerin önüne geçebilir. Ama bu algıyı düzeltecek herhangi bir açıklama gelmeyince, algı gerçek gibi duruyor.

Eroğlu’nun tekrar seçilme şansını CTP-UBP hükümeti bana göre artırır. Seçilir seçilmez ayrı bir konu ama şansını artırır. Bununla kalmaz UBP’yi daha da derinden bir kez daha böler.

Onu kolayca “ağaya” karşı mücadele eden “mağdur efe” rolüne sokar. Seçimlere muhalefet lideri gibi girmesini sağlar. 

Bana göre Türkiye’nin derdi Eroğlu değil.

Türkiye’nin derdi kamu maliyemiz de değil.

Ya nedir?

Kıbrıs Türkü’ne olan güvensizlik ve yabancılaşmış olmaktan dolayı iş birliğine dayalı bir ekonomi inşa etmek yerine hedef öncelikli olarak kendi ekonomisinin ortağı değil tüketicisi olacak bir toplum yaratmaktır.

Ekonomik protokol, bütçe disiplini açısından birçok doğruyu barındırsa da özelleştirme ile ilgili yaklaşım uzun vadeli sonuçları açısından çok daha ağır bastığından dolayı bu görüşü güçlendirmektedir.

Eğer çevresinde giderek içine çekildiği yangından AKP iktidarı fırsat bulabilirse, yapmak istediği yeni nesille şekillendireceği Kuzey Kıbrıs iç siyaseti ve sosyal yapısı ile uzun vadeli çıkarlarını sağlama alacağı bir Kıbrıs politikasını hayata geçirmektir.

Anlaşma olsun ya da olmasın ama özellikle olursa anlaşma öncesi “benimdir” diyebileceği siyasi oluşumu düzenlemek de esastır. Bundan dolayı kendi uzun vadeli çıkarlarını sahiplenecek yeni bir lider ve siyasi oluşum arayışı vardır.

Bunun için gerekli olursa toplumsal mühendislik adına “erken doğum” dahil her şeyi göze alacaktır.

Gidişat bunu kendiliğinden getirecekse ve kendisine karşı bir oluşum değilse bunun önüne geçmeyecektir.

“Erken doğum” ile ne demek istediğime örnek isterseniz ABD’nin Arap Baharı ismi altında özellikle Mısır ve Cezayir’de yıllarca desteklediği unsurlara karşı takındığı tutumu gösterebilirim. Konumuz değil ama gelinen noktada başlangıçta karşı karşıya olan taraflardan başka bir tarafın ortaya çıkması ile kaostan kurtulabileceği algısının hakim kılınması sürecidir bugün Mısır’da yaşananlar.

Türkiye’deki iktidar “kamu maliyemizi disipline” etmek baskısıyla iktidardan götürmeye yeterli olan gücünü, “benim” diyeceği farklı eğilimleri yeni bir çatı altına getirmek için siyasi alternatiflerin hepsini ortadan kaldırma yoluyla kullanacaktır.

Siyasi alternatifleri medyadaki uzantılarının da desteği ile ya gerçekleştirip ya da tartıştırıp bir işe yaramadığını göstererek ortaya koyacak ve yeni bir oluşuma davetiye çıkaracaktır.

CTP-UBP koalisyonu eğer gerçekleşirse buna hizmet edecek bir netice ile sonuçlanır.

Parçalanmış UBP den sonra sıra koalisyonu hükümetini kursa da kurmasa da CTP’ye gelmiştir. DP güçlendiğini düşünse de içinde taze bir fay hattını barındırdığı ortadadır. DP kağıttan bir kaledir.

Bilinmelidir ki oynanan oyun ve beklenti alışageldiğimiz “demokratik” bir “tesviye” ile sınırlı değil siyasi kurumlarımızın “tasfiyesi” ile sonuçlandırılmak istenmektedir.

Farkında değiliz herhalde ama kendi kendimizi kafalıyoruz.

Hangi koalisyon hükümeti kurulursa kurulsun şu ana kadarki koalisyon görüşmelerinden yansıyanlar seçimlerden gerekli mesajın alınmadığını gösteriyor.

Bu gidişat bizi dün kabul etmeyeceklerimizi toplum olarak koşarak kabul edeceğimiz bir noktaya doğru götürüyor.

Ezberi bozup bunun şu an önünde duracak olan da yürürlükte olan erken seçim hükümet modelinin devamıdır.
Halkın desteği şu andaki hükümetin başındaki Sibel Siber’e bugün seçim olsa tüm parti liderleri artı Talat ve Eroğlu’ndan çok daha fazladır.

Yanlış mı?

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil