05 Aralık 2016

Değişim ve gelişime ayak uydurmak…

Haber İçi Üst

Dünyadaki değişim ve gelişimi takip ederek, ülkesini daha ileri düzeylere taşımak isteyen akıllı liderler, şeffaflık içinde, gelecek için doğru hedefleri koyarak, bu hedeflere ulaşmak için halkını da arkasına alarak, dürüst ve ehil bir yönetim tesisi ile başarıya ulaşmışlardır.
Bu gün teknolojik gelişmeleri de kullanarak ileriye dönük hedeflerin gerçekleşmesinde, ülke kaynaklarını halkın genelinin refahı için kullanan, geniş vizyonu, ileri görüşlülüğü olan, adaleti, hak ve hukuku koruyan, kendi çıkarları için değil de ülke ve halkın çıkarlarını ön plana çıkaran Yönetimler ülkelerini ileriye taşımışlardır. Sürükleyici olacak olan yönetimlerdir. Çünkü yetki, görev ve sorumluluk ve kaynaklar, halkın verdiği yetki ile ellerindedir. Bu yetkiyi doğru ve halkın yararına kullanma mecburiyetini iyi hissetmek gerekir. 
Bu gün demokratik bir yapı içinde, her vatandaşa fırsat eşitliği tanıyan ve icraatlarını, sağlıklı bir hukuk sistemi kurarak yürüten ülkeler dünyanın en ileri ülkeleri durumuna getirmişlerdir.
Gelişim ve değişimleri sürekli takip etmeyerek yeni dünya düzeni içinde kendilerini sürekli yenilemeyen ülkeler ise, değişen dünya düzeninin dışında kalmaya mahkûmdur.
Kendimize bakalım ve yeni dünya düzenine kendimizi adapte etmek bakımından, ülke olarak ekonomik, idari, ticari, kültürel, yasal ve siyasi ilişkiler açısından ne kadar uzakta kaldığımızı görelim? Mevcut gidişatla, her bakımdan geride kalmakta olduğumuz, özellikle de dış temaslar konusunda rehavet içinde olduğumuz ortadadır.
Şimdi dünyada, kıtalararası dahi ticari alanların geliştirilmesine gidilmektedir. Mesafeler ortadan kalkmaktadır. En son AB-ABD serbest ticaret anlaşması gibi, daha önce de AB-Meksika arasında böyle bir anlaşma yapılmıştı. Şimdi de AB-Kanada arasında bir serbest ticari iş birliği anlaşması söz konusudur.
AB, kendi üye ülkeleri arasındaki serbest ticaret, dolaşım, mali ve parasal birlik sağlama yanında ülkeler arasındaki ticari ve ekonomik alanlarını kıtalararasına genişletmektedir.
Öte yandan aynı AB, KKTC’nin GKRY ile olan ticaretini, GKRY’nin isteğine göre, Yeşil Hat Tüzüğü ile çeşitli kurallara bağlamaktadır. İçe kapanık bir yöntemle ticaret gelişebilir mi? Bu konuda KKTC yetkilileri son zamanlarda ne gibi önlem veya öneriler sunmuşlar veya nasıl bir çaba harcamaktadırlar? Geldiğimiz bu yıllarda ülkeler, kayıt sistemine bağlı kıtalararasına karşılıklı serbest ticaretle açılırken, bu ilkel ticaret rejiminin kaldırılması ve kolaylaştırılması için, KKTC Yönetimlerinin yoğun çaba harcaması gerekir. Hiç kimse, talep etmezseniz ve karşınızdakinin bu işte menfaati yoksa size kendiliğinden bir şey bağışlamaz. Uğraşmak gerekir.  
Öte yandan, ülke içindeki ve ülke yasalarının dışında, düzenlenen “Serbest Bölge ve Limanlar”, bir zaman yani 30-40 yıl önce dünya genelinde rağbet gören bir ticari alan olarak gündemde idi. Belli bir süre sonra serbest bölgeler itibarını kaybetti. Çünkü serbest bölgelerin her türlü kaçakçılık merkezi haline geldiği ve kendi ülke ekonomilerine zarar verecek duruma geldiği, kanıtlanmıştır. Dünyada kayıt dışılığın da anormal derecede çoğalmasından dolayı, kara para hareketinin takibi ve kayıt dışı para ve kaçak ticaretin önlenmesi açısından AB ve ABD başta olmak birçok ülkeler serbest bölge ve serbest limanları kaldırma yoluna gitmişlerdir. Mahzurlarını dünya gördü, modası geçti.
KKTC’de Mağusa serbest bölgesi kaynaklı, kaçak olayların vuku bulduğu son çıkan sigara kaçakçılığından ortadadır.
Esasen çok eskimiş depo, hurda ve bu şekilde kaçak işlere açık hale gelmiş, KKTC’ye de, ne ekonomisine, ne de ticaretine pek fayda sağlamayan serbest bölge alanının lağvedilerek, Mağusa Limanı sınırları içine alınarak Mağusa Limanı’nın genişletilmesi ve yenilenmesi zamanı gelmiş ve geçmektedir. Zaten Mağusa Limanı da şimdiki haliyle çok sıkışık durumdadır.
Başlangıçta serbest liman ve bölgesi ilk açıldığında, imalat yapan işletmeler ve ihracat–ithalat işlemleri ile bir hareket yaratılmıştı. Mersin serbest limanı da o dönemde açılmamış olduğu cihetle, izolasyona tabi KKTC için bir açılım, Akdeniz’in doğusunda bir ticaret merkezi olarak öngörülmüştü. Gelişen bölge ve değişen koşullar çerçevesinde şimdi geldiği durum, fonksiyonunu yitirdiğidir.
Devlet Yöneticilerinin görevi, bu yeniliği sağlayarak, Mağusa’da normal limanda artan ithalat hacmi ve faaliyetler dolayısıyla limanda yer darlığının giderilmesi, ayrıca KKTC içinde artan antrepoların son 10-15 yılda çok dağınık alanlara yayılmasından ortaya çıkan çeşitli mahzurlar ve denetim zorlukları göz önüne alınarak, serbest liman ve bölge alanının, Mağusa Limanı normal Gümrük hattı içine alınarak yenilenmesi ve geniş modern bir hale getirilmesi gerekmektedir. Daha önce de bir vesile ile önerdiğim üzere, medeni bir Mağusa Limanı yaratılması ve hem de devletin kaçak konuları kontrol altına alması yönünden yararlı olur. Esasen gümrükle serbest liman birbiri içine girmiştir. Bu yönden de mahzuru olması gerekir.
Genişleyecek bu gümrük alanına, antrepoların çoğu da alınarak Gümrüğün fonksiyonlarının yerine getirilmesini kolaylaştırabilecektir. İthalatçılar da, çalışanlar da daha çağdaş koşullarda çalışma imkanı bulabilecek, kaçak ve kayıt dışı işlemler kontrol altına alınabilecektir. Ayrıca Kıbrıs’ta çözüm önerileri doğrultusunda, KKTC’nin alt yapısı ve genişletilebilir hizmetleriyle, çağdaş ve yeterli, uluslararası standartta bir limana, kavuşma imkânı olacaktır.
Devlet yönetiminin görevi, kendini yeni koşullara adapte etmesidir. Kanaatimce, 2013-2015 programı alt yapı yatırımlarına ilave edilmesi gereken, en önemli projedir.
Kıbrıs’ın geleneksel mesleği olan ticaretin geliştirilmesi ve kayıt dışılığın asgariye indirilmesi için, limanların geliştirilmesi yanında, Güney’le olan ticaretin de kolaylaştırılması yönünde AB nezdinde temasların artırılarak Yeşil Hat tüzüğünün değiştirilmesi, Direk Ticaret Tüzüğü’nün yürürlüğe konması çabaları, yoğunlaştırılmalıdır.
Ayrıca yanı başımızda en sıkı ekonomik, mali, sosyal ve kültürel ilişkiler içinde olduğumuz Türkiye’nin, iftiharla izlediğimiz gelişen ve büyüyen ekonomisinden ve potansiyelinden, çalışarak ve üreterek yararlanabilmek ve KKTC’de sağlıklı bir ekonomik yapı içinde gelişim için, Türkiye ile ticari ilişkilerin kolaylaştırılması üzerinde KKTC Yöneticilerinin gayret harcaması gerekmektedir. Dönem dönem açılan Mersin kapısı ile KKTC mallarına sağlanan kolaylıklar, gümrük ve fon muafiyetleri sayesinde sanayi bölgeleri de kurularak gelişen sanayinin, bu muafiyet ve kolaylıkların sürekliliği devam ettirilmeyerek ihracatın ve üretimin devamlılığının sağlanamaması sonucu, imalat sektörü gerilemiş bazıları da kapanmıştır. İthalat hızla artmış ihracat artamamıştır. Bu husus, sürekli bir açılıma gidilmesi ihtiyacını ortaya koymaktadır.
Yukarıdaki konularda hükümet ve devlet yetkililerince, çaba ve çözüm üretilmesi, ekonomideki birçok tıkanıklıkları giderebilecektir.
Mamafih, içte iktidar partisinin kendi içinde ve Cumhurbaşkanı ile hükümet arasında iç siyasi çekişmelerin devam etmesi, enerjilerin dar bir alanda harcanmasına neden olmakta, halkın gelecekle ilgili ümidi ve morali bozulmaktadır.
Daha geçen gün Meclis’te yine iktidar partisinin çoğunluğu sağlayamaması gerekçesi ile nisap sağlanamadı. Bu durumda halkın yığınla sorunu ve bunca yasal önlem gerektiren konular nasıl çözülecektir? Meclis Başkanı dahi endişelerini dile getirerek, özetle “Bu böyle gitmez. Giderse Parlamento’nun yenilenmesi gerekir” diye isyan ettiğine göre, süratle Meclis’in işlevselliğini kazandıracak yolların açılması zamanı geldi.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam