En Üst

24 Kasım 2017

Haber Üst 1

Değişen Hiç Bir Şey Yok!

Değişen Hiç Bir Şey Yok!
Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

Kıbrıs siyasi sorunuyla ilgili söylenmedik, yazılmadık ne kaldı? Hiçbir şey veya çok şey!

Doğrusu ya artık hemen hepsi de Allah’ın rahmetine kavuşmuş liderlerimiz başta Dr. Fazıl Küçük ve arkadaşları olmak üzere Türk halkının adadaki hak ve hukuku, siyasi varlığı için çok çalıştılardı.

Bu mücadelelerinde Rum liderliği ve kilisesi gibi büyük ideolojiler, büyük idealler olmadı. Rum’nun Enosisine etki tepkide en kabadayısından “taksim” fikrini ortaya atmaktan başka.. Onun da akıl hocası İngiltere’ydi!

BİTMEYEN GÖÇ: Daha önceleri çok yazdık. 1968’lerde nüfusumuz seksen bin kişiydi! Cemaat esamesinde bir toplumduk!

Ya Rumlar? Bu ada çok göç verdi! Hem Eoka teröründen kurtulmak, hem   1960 KC’nin kurulmasından sonra.. Türklerin göç nedeni daha çok  Rum sarmalından kurtulmak içindi, Londra’lara kaçtılardı.

Çok uzun yıllar Rum militarizmi, milis güçleri, Türk ahaliyi hiçbir yerde rahat bırakmadı! Öldürdü, evlerini camilerini yaktı. Göç yollarına sürdü. Mesela 1963’lerle 1967 arasında geçen zamana Rahmetlik Denktaş “karanlık yıllar”  derdi.. Türk ahali 103 karma köyden daha güvenli olan Türk köylerine göç etmişti..

SUÇUMUZ DEĞİLDİ. Tüm bu olanlar, Türk halkına yönelik saldırı ve kıyımlar bizden kaynaklı değildi! Ne düşmanlığımız vardı Rumlara ne de husumetimiz.. Hayatlarını tehdit etmiyorduk,  kaldı ki ya Rum’un işçisiydik yahut acentesi! Bugün olduğu gibi Türk yurttaşların bir ayağı hep Rum çarşı ve pazarlarında oldu! İlacımızdan sebze meyvemize kadar hep Rum tarafından satın aldık, Rum sinemalarında filmler seyrettik, Rum kentlerinin yollarında beribado yaptık, Rum bezirgâncılardan giyindik, ayakkabılarımızı Rum kunduracılarından satın aldık, Rum doktorlarda doğum yaptık, tedavi gördük… Neden bizi sürekli kıyıp göçe zorlansınlardı?

BİZ VELİNİMETTİK! Rum’un düşmanı değil! Rum çarşı pazarlarına oluk oluk para akıtan velinimetiydik!  Bunun karşılığını “teşekkürle” değil, öldürülerek, şehit edilerek, yakılarak, yıkılarak gördük!

Bunları daha önce yazdım mıydı? Çok! Çünkü yazılmaması için sebep ve süreç değişmedi! Ol alem geldiği gibi aynen devam etti! Yani Rum halkı liderleri, kilisesi ile Türk halkının her zaman düşmanı oldu! Çünkü Enosise giden yolda veya ada egemenliği yolunda tek engelleri adadaki Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye idi!

DEĞİŞME YOK! Bugün kimse durumun değiştiğini söyleyemez! Ne liderlerin bir araya gelerek çözüm aramaları değiştirdi Rum kafasındaki “değişmez hedefi” ne de Kıbrıs Türk halkının dostça yaklaşımları…

Ha! Tabi ki üç beş entel gevezesi ile adının önüne “barış” kelimesini yapıştıran insanlarımız, içinden çıktıkları Kıbrıs Türk halkının geçmişinden  geleceğine kadar tükürmeye devam edecekler… Etsinler! Bu adada onlar sayesinde değil, yurdunu memleketini seven, devlet olduğuna inanan insanlarımız liderlerimizle varız…


BOZUK GIDALAR  PEYNİR – VE İŞTE “BİZLER!”

Pek çok insan  gibi peynir çeşitlerini ben de severim.  Ne var ki bizde henüz bir peynir kültürü oluşmuş değil.. Natureldir, bu nedenle belki sağlıklıdır ama piyasadaki emsalleri arasında henüz marka olanı yok!

Peki piyasadaki 3. ülkelerden gelen peynirler nasıldır? Sadece kalite yönünden değil, pahası yönünden de?

Bu soruya aşağıda cevap vereceğim ama  önce dün gazetelerin manşetlerinde ayazlanan “gıda ile ilgili o korkunç haberi” tekrar edeyim..                                                      Geçtiğimiz gün Lefkoşa Türk Belediyesi görevlileri Sanayi bölgesindeki bir şirkete ait gıda deposunu denetlediklerinde gördüler ki tarihi geçmiş yani miadı dolmuş, bozuk oldukları belli dolayısıyla insan sağlığını tehdit eden aralarında 6 bin 95 kilo peynirin de olduğu 5 kamyon dolusu türlü çeşitli  gıda    var!  Tabi imha ettiler, gerekli cezai işlemi de başlattılar, sonucu öğreneceğiz her halde!

“CEVABIMA” GELEYİM:   “Sorum şuydu pekala 3. Ülkelerden gelen peynirler nasıldır” diye sormuştum?

Kaç aydır bu konuyu “köşeme” taşıyıp taşımamak konusunda tereddüt ediyordum. Söz konusu depo denetiminden sonra anladım ki “şüphelerimde” haklıyım. Çünkü son aylarda anlı şanlı marketlerden bile pahanın pahası para verip satın aldığımız dünya ünlüsü marka peynirler bile, “ekşimsi tatları, ağızda çiğnenirken çamur gibi vıcıklanması ile  yenmeyecek durumda oluyorlardı!” Üzerlerindeki tüketim tarihlerine bakıyordum tamam! Hatta üç dört ay daha miadı var! O zaman neden bu  tat ve kalitesizlik?

       Oysa benzer peynirleri bazı tanıdıklar vasıtasıyla (bir parçacık da olsa)  Rum tarafından getirttiğim olur.. Tutun ki envai türlü peynirler! Ve ben  Peynirden anladığımı sanırken hiçbir şey anlamadığımı düşünerek tüketirim o peynirleri, her biri bir başka rayiha  harikası..

NEDEN ANLATIYORUM. Geçmiş günlerde de artık memlekette uğraşacak bir sorun kalmamış gibi “köşeme” domates rezaletini taşımıştım. Şimdi bozuk gıdalarla “peyniri!”

Bir ülkede insan sağlığının   yiyip içtikleriyle böylesi tehdit altında olması, sebze meyvelerdeki kimyasal kalıntılardan  dolayı  kanser vakalarının artması  tutun ki o ülkedeki cehalettir, geri kalmışlıktır diyeceğiz ama değil işte!                                                                        Çünkü ve “maşallah” herkes ne yaptığını bilecek kadar bilinçlidir bu ülkede! Memleketin içine  edip pisleştirirken de insanları bozuk gıdalarla zehirlerken de trafikteki saygısızlıklarıyla da!.

Kısaca hem devletimiz hem toplum olarak adam olmak için hâlâ kırk fırın ekmeğe ihtiyacımız vardır!


KISACA TAKILDIĞIM: (FETÖ SALGINI!)

Artık günlük haberler arasına girdi: Her gün bir kişi “Fetöcü” suçlamasıyla tutuklanıyor. Güven duyduğumuz polisin yargının çalışmalarına  yorum tutacak değiliz ama doğrusu ya kuşkuluyuz! Olmaya ki evinde bir iki Gülen kitabı var diye TC’de olduğu gibi insanlar tutuklanıyor!.. O zaman tüm kütüphaneleri kapatın, insanların bütün kitaplarına el koyun!..  “Aman” diyoruz kantarın topuzu kaçmaya!”

 

 

        

 

      

 

 

 

 

 

Haber İçi Alt 1

Yazar Hakkında

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis kritik, bahis