03 Aralık 2016

Dakika bir gol bir….

Haber İçi Üst

Doğuş Derya’nın dün devletin en yüce organının kürsüsünde yaptığının, Aslanbaba’nın yaptığından bir farkı yok bence. Her ikisi de, halk iradesinin temsil edildiği yapıya ve ne yazık ki özünde devlete saygısızlık…
Anarşi kelimesini bazıları abartılı bulacaktır. Ancak anarşi kelimesinin tam karşılığı, “devletin gereğini inkar”dır…                                                                                                                                                       
Meclis kürsüsünde, Anayasa’nın yazdığı yemin metni yerine bir başka şeyi zorla koymaya çalışmak da, kimse kusura bakmasın ama anarşidir…                                                                                                             
Devletin Anayasasını, yapısını, düzenini beğenmeyebilirsiniz. Onları değiştirmek ana hedefiniz olabilir. Ancak bunu demokratik yolla, çalışarak, sizin gibi düşünenlerin sayısını arttırarak, yani çoğulculukla sağlayabilirsiniz. Toplum, gençleri Meclis’e gönderirken beklentisi o çatıyı başlarına yıkmak değildi, sadece buydu…                                                                                                                                                  
Değişimin yolu bellidir. O yolu kuralları kişisel bir şekilde aşmaya çalışmak, kısaltmaya çalışmak show’dan başka bir şey olmaz. Halkın genelinin saygı duyduğu kurallara yönelik bir show da, hiç bir şeyi değiştirmeye yaramaz. Aksine ilgiyi konuya değil, kendinize çekmeye çalıştığınızı düşündürürsünüz. Ki bence de toplumun büyük bir bölümü bu çıkışı böyle değerlendirmiştir…               
Her milletvekili seçilenin aklında, gerçekleştirmek istediği bir şeyler olabilir. Kişisel ikbal için politika yapanlar dışındakiler, zaten bunun için seçilirler. Milletvekilinin önünde, kendince yüce idealleri için çalışacağı zaman ve mekan mevcut. Ama o mekana, o mekanın kurallarına, o mekanı sizinle birlikte paylaşanlara saygısızlık etmek, ne yazık ki fikirlerinizin de itibarına zarar verecektir. Nitekim dün olaydan sonra konuştuğum kişilerin, metnin ne olduğu ile hiç de ilgilenmediklerini gördüm. “Ne demiş” diyen tek bir kişi görmedim. Herkesin ilgisi, yapılan saygısızlık üzerine yoğunlaşmıştı…             
Radikal çıkışlarla fikirlerinize onay beklerken, hedeflerinizden bir o kadar daha uzaklaşırsınız…          
En azından ben, bu olayı böyle değerlendiriyorum…

KOALİSYON…                                                                                                                                                       Bugünlerde dilimizden düşmeyen hükümet formülleri arsında öne çıkan “koalisyon”un tanımını bilmem hiç merak ettiniz mi? Veya koalisyonun olumlu ve olumsuz yanları nelerdir..? Uğruna partilerimizi bile terk ettiğimiz bu koalisyon ne menem bir şeydir diye araştırdık, bakın nasıl bir bilgiye ulaştık…                                                                                                                                                                  
Yasama meclislerinde bir tek partinin çoğunluğu elde edemediği durumlarda, en çok sandalyeye sahip partinin başkanının kabineyi kurmakla görevlendirilmesi kuraldır. Bu durumda, meclisten güvenoyu alabilmek için başka parti ya da gruplarla anlaşma yoluna gidilir ve bir ortak hükümet kurulur. Böyle bir oluşuma da koalisyon denir. Koalisyon hükümetlerine daha çok seçimlerde nispi temsil sistemini benimsemiş ülkelerde rastlanır…                                                                                                                   
Çoğunluk usulüne dayalı seçim sisteminde bir parti parlamentoda salt çoğunluğu kolayca elde ederek kendi hükümetini kurabilir ve güvenoyu alabilir. Partilerin ülke çapında aldıkları oy oranlarına yakın oranlarda parlamentoda temsilini sağlayan nispi temsil usulünde ise çoğu kez koalisyon hükümetlerinin kurulması kaçınılmaz hale gelir…                                                                                     
Koalisyon hükümetlerinin başlıca sakıncası, karmaşık ve kırılgan çoğunluklara dayalı olmaları yüzünden gösterdikleri istikrarsızlıktır. Koalisyon kabinelerinin birbirini izlediği 1980'ler ve 1990'lar İtalya'sı bunun en tipik örneğidir. Ama bu ülkedeki demokratik kurum ve geleneklerin gücü, siyasal rejimin sürekliliğini sağlayabilmiştir…                                                                                                               
Koalisyon hükümetlerinin sağladığı başlıca yarar ise, ülkedeki değişik siyasal eğilimleri yönetim katına da yansıtmaları, bunlar arasında demokratik uzlaşma alışkanlıkları doğurmaları, dolayısıyla siyasal kutuplaşma ve gerginlikleri emici bir işlev görmeleridir…Gelin koalisyonu bir de fıkra ile anlatalım ki, daha kolay anlaşılabilsin…                                                                                                                                 
“Günün çoğunu uyuyarak geçirdiği bilinen tembel oğlu tembel Koala hayvanı, uyanık olduğu zamanlarda da, üzerinde bulunduğu okaliptus ağacının yapraklarını yiyerek bitirmeye uğraşır. Ancak bunu tek başına yapamayacağını anlayınca, başka bir veya birkaç koaladan yardım alır. Böylece ağacı hep birlikte yiyip bitirirler. Bunun adına da koalisyon denir…”                                                              
Bugünlerde harıl harıl koalisyon arayışında olan partilerimize duyurulur…

YERİN KULAĞI VAR
KAÇI HATIRLAYACAK:                                                                                                                                                   50 yeni vekil dün and içerek göreve başladı. Yemin eden milletvekili metninin sonunda, “namusum ve şerefim üzerine and içerim" diyor.  Bekleyip göreceğiz bakalım, kaç tanesi ettiği bu yemine sadık kalacak. Namus ve şeref mi, yoksa şahsi menfaatler mi ağır basacak yakında anlayacağız…
PİŞMAN ETMESİNLER:                                                                                                                                            Seçim süresince hep genç ve donanımlı adayların Meclis’te olmalarını yazdık ve savunduk. Ancak dün Doğuş Derya’nın, “dakika bir gol bir” showundan sonra, ister istemez acaba yanlış mı yaptık demekten kendimi alamadım… Sonuçta ortaya çıkan bir gerçek var ki, gençler bu düşüncemizi değiştirmek için, diğerlerinden daha çok çaba göstermek zorundalar.
CTP ÖNLEM ALMALI:                                                                                                                                               

  Bu sütünlardan çok yazdık. Özellikle CTP’nin genç ve yeni vekilleri her ortamda yaptıkları konuşmalarla kendi partilerine zarar veriyorlar diye. CTP gibi disiplinli bir partiye bunlar yakışmıyor. Bir an önce önlem alınmalı yoksa, ağzına geleni söyleyen bu yeni vekiller, partinin başına daha çok iş açacak…
İRSEN KÜÇÜK NE DEMEK İSTEDİ:                                                                                                                     

   “26 Ekim’de yapılacak olan kurultaya kadar görevlerimi yerine getireceğim ama açıkçası yetkilerimi kullanma düşüncesinde değilim”… Bu sözler UBP’nin Meclis dışında kalan Başkanı’na ait. Yapılacak olan bir olağanüstü kurultay olmasına karşın, üye ve delege yapısının değiştirileceği yönünde söylemler vardı. Şimdi İrsen Küçük’ün bu sözleri, herşeyi olduğu gibi bırakacağı anlamına mı geliyor..?
BİRİKİM ÖZGÜR UMUT VERİYOR:                                                                                                                          

   Bu ülke için, daha doğrusu her ülke için bir şeyler yapılacaksa, hayallerle değil, gerçeklerle hareket etme zorunluluğu vardır. CTP’nin çiçeği burnunda milletvekili Birikim Özgür, “Barış müzakereleri, Türkiye’den gelecek olan su ve elektrik şebekemizin Türkiye enterkonekte sistemine bağlanması bu alandaki üç temel konudur. Sağlıklı bir sosyal ve ekonomik kalkınma için bu konuları duyarlılıkla takip etmemiz gerekecektir. Büyük resme odaklanabilecek miyiz yoksa günübirlik çekişmelerle zaman mı öldüreceğiz?” derken, ideolojinin reel politikayla buluşmasının bir özetini verdi. Dünyaya at gözlükleriyle bakmayan, gerçekleri gören iyisiyle güzeliyle kabul eden, mücadeleyi ona göre dizyn eden bir bakış açısı… Farkı farkettiriyor.
ELEŞTİRİLER HAKSIZ:                                                                                                                                         

      CTP-UBP koalisyonunu savunduğu için sert eleştirlere maruz kalan Talat, zihniyet olarak DP ile UBP’nin aynı olduğunu söyleyerek, “aralarında zihniyet farkı olmadığına göre Eroğlu’lu DP yerine, UBP ile koalisyon kurulmasında ne gibi bir sakınca olur ki bu kadar tepki geliyor” dedi. Talat, “Yoksa bu önerimi eleştirenler Eroğlu’nun Cumhurbaşkanlığından memnun ve mesut mudurlar?” diye sordu. Hakikaten de bu sorulara içtenlikle yanıt vermek yerine kolay yoldan Sayın Talat’ı eleştirmek biraz haksız ve acımasız değil mi sizce de..?
BUNUN ZARARI DOĞRUDAN DEVLETEDİR:                                                                                                    

       Haber dehşet verici. Ürdün Yükseköğretim Kurumu, YDÜ'nün, yeteriz akademik kadro ve yetersiz İngilizce öğretimi nedenleriyle denkliğini askıya almış. Gözbebeğimiz gibi baktığımız bir sektörü yoketmeye aday bu gelişme için YÖDAK'ın ne gibi bir tedbir alacağını merakla bekleyeceğiz. Diğer yandan, reklam için hiç bir fırsatı kaçırmayan YDÜ'nün bu konuda ne diyeceğini de…

ZİRVEDEKİLER                                                                                                                                                      Özer Raif: “Bu gün karşılaştığım dostlar tarafından bana en çok sorulan soru ‘Nasıl ama Meclis’teki yemin komedisi’ oldu… Ne deyim, ne deyim dedim ama birşey diyemedim. Sadece, yeminin ucuzlayıp dibe vurduğu gün diye düşündüm!!!…”.

DİPTEKİLER                                                                                                                                                                Doğuş Derya: CTP’nin çiçeği burununda milletvekili Doğuş Derya dünkü yemin törenine damgasını vurdu. Genç ve fazla heyecanlı olabilir, ancak daha ilk günden kürsüde yaptıklarının adı, ya show, ya da anarşiydi… Birileri Doğuş Derya’ya hangi Meclis’e vekil olduğunu, görev ve sorumluluklarını anlatmalı…

 

VATANDAŞ KANDIRILIYOR: Sosyal yardım derneklerinin adı kullanılarak sokaklarda gazete, dergi ve bilet satışı yapılıyor. Yardım yapılacağı iddiasıyla toplanan bu para ise hiçbir derneğe teslim edilmiyor. Bu durumdan endişe eden vatandaşlar resmi derneklere bile yardım etmekten kaçınmaya başladı

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam