En Üst

25 Kasım 2017

Haber Üst 1

Cumhurbaşkanı Son Çare…

Cumhurbaşkanı Son Çare…
Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

Korahan ailesi skandallar zincirini, hiç olmazsa bu halkasında durdurmak adına CTP son çare Cumhurbaşkanı’na çağrıda bulundu.

Kızkardeşinin boşalttığı mevkiye karısını getirmeye çalışıyor ya koskoca sayıştay Başkanı, o mesele…

“Etik değil ama yasal hükümeti”, skandalı ileri götürmeye kesin kararlı.

Halkın vicdanını rahatsız etmek, devlet düzeni hakkında kuşku yaratmak pahasına yapıyorlar bu işi…

Yani öylesine gözleri kara…

Ne olur atamasa? Ne olur Özgürgün vazgeçse?

Korahan ailesinin oylarını, desteğini mi kaybedecek?

Bu mudur?

Yoksa “Ben Başbakanım yaparım” inadı mı?

E öyle Başbakanlık olmaz olsun.

Herkesin kınadığı, ‘yazıklar olsun’ dediği bir Başbakanlık olmaz olsun.

Dediğini yaptıramamış olmaktan mı korkuyor?

Yapamazsa kendine duyulan saygının eksileceğini mi düşünüyor?

Etrafındakilerin yalakalığını saygı sanıyorsa yanılır.

Aynen İrsen Küçük gibi…

Özgürgün en azından kendine zarar verdiğini nasıl göremez…

Hele de en büyük korkusu, İrsen bey gibi olmaksa…

Yahu anlarım, bir daireye ömürünü vermiş, konunun uzmanı biri olur da, kimin akrabası olduğuna bakılmaz. Hak eder çünkü.

Ama bu aile, o daireden o daireye, nerede terfi, nerede yükselme varsa geçirilmişler.

Özgürgün’ün Ombudsman’dan alıp, Dışişleri’ne koordinatör mevkisine getirdiği kızkardeşi de böyleydi, bu ikisi de böyle…

Cumhurbaşkanı da artık çekinmemelidir.

Toplumun vicdanı göstere göstere yapılan bu nepotizmden rahatsızdır.

Eğer kendisine o yetki verilmişse, kullanmalıdır.

Eğer kullanmaz, o da “e, ne yapalım yasal” derse, o da bu topa girmiş olacak.

Ben hatırlarım, zamanında Denktaş’ın Eroğlu’ndan giden nice atamaya takoz koyduğunu. Hatta haklarında şaibe olanların bakanlık atamalarını refüze ettiğini.

Sayın Cumurbaşkanı imzalamazsa ne kaybeder?

Aksine yetkisini etik, ahlak yönünde kullanmış olur.

Çünkü artık anlaşıldı, bunların duracağı yok…

Madem ki son bariyer kendisidir, Cumurbaşkanı bunu iyi düşünmeli, ikinci bir YÖDAK Başkanı olayını hanesine yazdırmamalıdır…

Bu arada CTP’nin açıklamasında, “Sayıştay kurumunun saygınlığı için” deniyor olsa da, olay daha geniştir.

Devlet düzenini esir alan eş, dost, akraba, yandaş kayırmacılığıdır, çürümedir, kokuşmuşluktur…

Siyasetin devlete bunu yapmaya hakkı var mıdır?

Olmamalıdır.

Zaten Anayasa da Cumhurbaşkanı’na o yetkiyi onun için vermiştir…


YERİN KULAĞI VAR

NASIL YANİ:

Türkiye AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik bir konuşmasında, “kapsamlı müzakereler dondurulmadı, askıya alınmadı, sona erdi” dedikten sonra, “Çözümsüzlük sürüncemede kalamayacak” da demiş. Müzakereler bittiyse, çözümsüzlük nasıl sürüncemede kalmaz? Müzakereler dışında bir çözüm nasıl olur? Bilmece gibi… Sayın Bakan’ın ne murad ettiğini anlamak mümkün değil…

 

SAYIN AĞBAL UMUTLU, YA BİZ:

TC Maliye Bakanı Naci Ağbal gayet iyi niyetli. KKTC’nin en büyük sorunu olan vergi toplayamama sorununun, teknolojiyle çözüleceği inancında. Türkiye’nin finanse ettiği E-vergi Otomasyon sisteminin açılış töreninde, teknolojinin vergi kayıp ve kaçaklarının önüne geçmede önemli rol oynayacağını söylemiş. Başka bir çok gereklilik daha saymış. Ama bir tek, adam kayırmacılıktan vazgeçilmesi gerektiğini saymamış. Ah Sayın Bakan bizim esas sorunumuz teknik değil, insanla ilgili… Her seçim öncesi Maliye Bakanlığının koridorları vergi indirimi talep edenlerle dolar taşar. Hiç biri de geri çevrilmez. Kaçak olduğu bilinenler eğer yandaşsa, üstüne gidilmez. Keşke biz de sizin kadar umutlu olabilsek…

 

İNANAYIM MI: İşverenler artık yanlarında çalışanların yatırımlarını üç aylık değil, aylık yapacaklarmış. Peki o zaman, üç ay yatırıp, sonra üç ay işten durdurma yöntemini izleyen yüzlerce işveren ne yapacak? Öyle ya, adamlar emeği çalmanın yolunu ne güzel bulmuşlardı… Arada bir iyi şeyler de oluyor diyeceğim ama, böyle güzel bir kararın denetlenmeyeceğinden de eminim. Hem yakında yeni bir af çıkmayacağını kim garanti eder…

 

BİR TEK ONLAR GÖRMÜYOR:  

Eski Sendikacı Önder Konuloğlu, “siz eğer ki ülkede toplumsal yapıyı zedeleyecek, insanların toplumsal hakkını, hukukunu alacak ve ülkenin malı olan bir takım işletmeleri özelleştirme adı altında Türkiye’den gelen bir takım zengin kişilere verirseniz, bu memleket batar” diyerek, Kıbrıs Türküne yönelik müdahalelerin daha da artacağını, bunun özellikle dini yapıyla ilgili olacağını söyledi. Vallahi gelen tehlikenin herkes farkında ama görmesi ve önlem alması gereken hükümet, ne yazık ki cehenneme odun taşıyor…

 

MESLEĞİN İÇİNE ETTİLER:

Gazetecilik saygın, bir o kadar da emek isteyen bir meslek. Ama ne yazık ki sonunda bu mesleğin de içine ettiler. 300 bin nüfuslu toplumda 18 adet günlük gazete çıkıyor. Eskiden bir haber için günler harcanırdı. En büyük ödül, haberin gazetede yer almasıydı. Gazeteci, toplum için, doğru haber yapardı. Şimdi ise elini sallasan bir “gazeteciye” çarpar. Patronlar da eskisi gibi değil, otelci, casinocu ve işadamları. Gazeteyi haber için değil, kendi işlerini yürütmek veya olmayacak bir işini kotarmak için çıkarıyorlar. Hal böyle olunca da, yanında çalışan kalemşörlerinin de tek derdi, patronun menfaatlerini korumak oluyor. Sizin anlayacağınız herşey gibi bizim meslek de orta malı oldu…

 

KEŞKE BİZDE DE ÖYLE OLSA:

Güney Kıbrıs, yatırım yapanlara vatandaşlık verme konusunda en cazip ülke imiş. Örneğin 300 bin euro’nun ( 1.3 milyon TL)üzerinde bir taşınmaz almanız halinde vatandaşlık alabiliyorsunuz. Bizde ise vatandaşlık için böyle şartlar yok. Bırakın 300 bin euro’luk yatırımı, bizde vatandaş yapmak için bir oy yetiyor…


ZİRVEDEKİLER

Hüseyin Ekmekçi: “İnce ince seçim hesapları ile, kamu kaynağı ‘ya beleş’ dağıtılmakta…

Hamudu makam tutanlar, artanı da hatırlı vatandaşlar yemekte…Topluma ise adaletsizlik dayatılmakta… İşin kötüsü de… Kimse utanmıyor… Arlanmıyor… Yazdığımız için de biz kötü oluyoruz…

E ama insaf da dinin yarısı be gavvolem…”.

 

DİPTEKİLER

Başbakan Hüseyin Özgürgün: Diyor ki, “kamu vicdanı ne diyorsa o”… Sefa Güngör’ün dosyasının Şartlı Tahliye Kurulu’na dahi girmemesi için, Bakanlar Kurulu Genel Sekreteri’ne talimat vermiş… Vay vay vay… E baştan aklı neredeymiş? İadeyi gerçekleştiren kararı alırken, sürücünün söndürdüğü ocakların bedelini ödemesi gerektiğini düşünememiş de, vatandaşın tepkisiyle mi aklına gelmiş… Bu arada bazı hukukçular, Bakanlar Kurulu’nun iade kararının zaten Tahliye Kurulu’ndan geri döneceğini, çünkü Türkiye ile varolan Suçluların İadesi Anlaşması altında değil de, üçüncü ülke yurttaşlarıyla ilgili Yasa altında iade etmeye çalıştıklarını söylüyorlar. Detaylarını alınca bunu da yazacağız…

 

Haber İçi Alt 1

Yazar Hakkında

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis kritik, bahis