06 Aralık 2016

CTP’nin işi zor

Haber İçi Üst

28 Temmuz seçimleri bitti. Kuzey’de hiçbir siyasi güç tek başına hükümeti kuracak çoğunluğa ulaşamadı. Meclis’in yeni yapısıyla, matematiksel olarak birçok koalisyon modeli mümkün. Bu durum belirsizliği alabildiğine artırıyor.
Şimdi, daha da zor bir denklemle karşı karşıyayız.
Seçimlerden en büyük parti olarak çıkan CTP, seçim döneminde, berrak bir program oluşturamadığı için, şimdi çok zor bir sürece doğru yol alacaktır.
Koalisyon çalışmaları birçok değişik alternatifleri içerdiği için, artık her parti, ya kendi ilkelerinde ısrar edecek veya hükümette bulunabilmek için ilkesiz davranmak zorunda kalacaktır.
Kıbrıs Türkleri, bu yeni dönemde, CTP’nin performansını çok dikkatli bir şekilde takip etmek zorundadır.
CTP içerisinde, iki çizgi gün geçtikçe berraklaşacaktır.
Birinci çizgi, geçmişte de izlenen çizgidir. Bu çizginin temelinde ekonomizm ve dar faydacılık vardır.
Dünyanın içinde bulunduğu EKONOMİK VE SİYASİ şartları dikkate almadan, Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye’ye olan bağımlılığının temel nedenlerini anlamayan bu çizgi, sözüm ona reformlarla, evimizin içini düzenlemekle ilgili reçeteleri ön plana getirmeye çalışıyor.
Bu çizgi mensupları, hayatın dinamiği yerine, kendi subjektif bakışlarını topluma dayatmaya çalışacaklardır. Geçmişte yapılan bu dayatma, UBP’nin yeniden toparlanmasını, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlığın sağın eline geçmesini sağlamıştı.
Kuzey Kıbrıs’taki sendikalar da, ekonomik mücadele BATAĞINDA oldukları için, CTP’nin hükümeti kurması durumunda, eğer ekonomist ve reformist çizgi egemen olursa, demokratik güçler arasında büyük kavgaların olması kaçınılmazdır.
Bu, ben yaparım olur diyebileceğimiz çizgi, GEÇMİŞ dönemin bir ÖZ ELEŞTİRİSİ’ni ciddi bir şekilde yapmadığı için TEHLİKELİDİR.
CTP’nin içindeki ikinci çizgi, Kıbrıs sorununu ön plana alan, bu sorun çözümlenmeden, Kıbrıs’ta sürece etkilerimizin çok zayıf olduğunu savunan çizgidir.
Bu çizginin savunucuları, FEDERALİZM temelinde adanın yeniden birleştirilmesi için atak bir politikanın yeniden ön plana geçirilmesini savunmaktadır.
İkinci Çizgi mensupları, dış dünyaya daha açıktırlar. Ekim ayında yeniden başlaması düşünülen TOPLUMLARARASI GÖRÜŞMELER’de başarı elde edilmesi için, halkın yeniden Kıbrıs sorununun önemine ikna edilmesini savunmaktadırlar.
Bu iki çizginin mücadelesi yakından izlenmeli ve bu mücadeleye aydınlar da halkla birlikte taraf olmalıdır.
Bu çizgilerden hangisinin belirleyici olacağı, kurulması muhtemel koalisyonun yapısını da belirleyecektir.
Tüm sorunların kaynağında, UBP’nin ve Türkiye’nin dayattığı yıkım paketlerinin olduğunu düşünen reformist çizgi, DP ile veya DP-TDP ile bir koalisyon kurulmasını savunacaklardır.
DP’nin içinde yer alacağı bir koalisyon hükümetinin, Derviş Eroğlu’nun çözüm karşıtı çizgisinin etkisinde kalacağı unutulmamalıdır.
DP’li bir koalisyon hükümetinin, Türkiye tarafından da, karşıya alınacağı ve desteklenmeyeceği kesindir.
Şimdi çok konuşulmasa bile, CTP-UBP koalisyon hükümeti, dış güçler ve Türkiye tarafından daha da ön planda tutulmaktadır.
Ekim ayında, iki toplum arasında başlayacak görüşmelerde, Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin manevra yeteneklerinin üst düzeyde olması için, CTP-UBP koalisyon hükümeti belirli güçler tarafından, gittikçe daha fazla gündeme gelecektir
Türkiye’nin bölgesel çıkarları, UBP İÇERİSİNDE büyük bölünme ve EROĞLU ekibinin tasfiyesine yol açmıştı.
Derviş Eroğlu, şahsına yönelik siyasi operasyona, kendisine yakın güçleri DP’ye yığarak cevap verdi. Seçim sonucunda, UBP paramparça olurken. DP yeni bir kutup olarak ön plana çıkartıldı.
Herhangi bir çözüm planı arifesinde, HAYIR’cı kanat esas olarak DP içerisinden çıkacaktır. Bu mutlaka dikkate alınmalıdır.
Önümüzdeki 2 haftada Kuzey Kıbrıs’ta yaşanacak olanlar, Kıbrıs’ta, bundan sonra olacak gelişmeleri derinden etkileyecektir.
CTP kendisine açılan yeni krediyi, ekonomizmin ve iradeciliğin batağına saplanarak tüketecek mi, Kıbrıs Sorununu çözme perspektifine ağırlık vererek iç ve dış siyasi güçlerden destek alarak, köklü çözüme doğru yürüyebilecek mi? ZOR durum budur.
GEÇMİŞTE, CTP’nin ve AKEL’in, Kıbrıs sorununu unutturarak izledikleri reformist ve ben bilirimci siyasetlerinin Kıbrıs halkına ve sola maliyetleri unutulmamalıdır.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam