10 Aralık 2016

CTP’de Kalyoncu da Başkanlığa Aday

CTP’de Kalyoncu da Başkanlığa Aday
Haber İçi Üst

 

Selda İÇER

CTP-BG’nin 7 Temmuz tarihinde yapılacak olan kurultayında şu anki mevcut başkan Özkan Yorgancıoğlu’ndan sonra adaylığını resmi olarak açıklayan ilk isim Girne Milletvekili Ömer Soyer Kalyoncu oldu. Havadis aracılığıyla adaylığını açıklayan Kalyoncu, neden aday olduğu sorusuna geniş şekilde yanıt verdi.

 

HAVADİS: Öncelikle ülkenin içinde bulunduğu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

KALYONCU: Bölgede son dönemlerde önemli gelişmeler yaşanıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası çizilen haritaların bile değişme ihtimali var. Bölge ülkelerinde yönetimler yeniden tutumlarını belirliyorlar. Örneğin, bunlardan en önemlilerinden birisi Mısır. Mısır’da meydana gelen radikal değişiklik, dış politikasının da değişimine neden olmuştur. Irak’taki değişiklikler, Suriye’de yaşanan iç savaş, Kıbrıs’ın çevresinde tespit edilen karbon yatakları, bunların çıkarılması ve aktarılması meselesi, önemli gelişmelerdir. Türkiye’yi kendi içindeki sorunun barışçı yöntemlerle çözmesi için atılmaya başlanan adımlar, Türkiye’nin önemini bir kat daha artırmıştır. İsrail ile başlayan yeni dönem bunun önemli bir habercisidir. Bütün bu gelişmeler Kıbrıs’ta yeni ve önemli bir girişimin arifesinde olduğumuzu bize adeta “zil çalarak” bildirmektedir. Bizim ülkemizin içinde bulunduğu koşullar, şu anda statüko, geleceğimizi görmemizi engellemekte, bizi KKTC yurttaşları olarak edilgen hale sokmakta, ekonomimizin gelişmesinin önünde önemli bir tıkaç oluşturmaktadır. Dolayısıyla, insanımız günlük yaşamakta, yatırım iklimi bir türlü oluşamamaktadır. Bizim parti olarak yıllardır söylediğimiz, “Kıbrıs’ta bir çözüm, ekonomik ve sosyal gelişimimizin önünü açacaktır” iddiası her zamanki gibi önemini korumaktadır. Başlaması eli kulağında olan süreçte CTP’nin güçlü olması ve hükümette olması lazım.

HAVADİS: Peki ülke içindeki durum nedir sizce. Hangi noktadayız?

KALYONCU: İç sorunlarımıza baktığımızda, 4 yılı aşan bir süredir hükümette olan UBP, bunları çözme, ekonomiyi ayakları üzerinde kaldırma yerine, sorunları daha karmaşık hale getirmiş, toplum fertlerinin ekonomik gücünü daha aşağılara çekmiş bulunmaktadır. Ülkemizde, UBP döneminde büyük bir vergi adaletsizliği dönemi başlamıştır. Ticaret Odası’nın raporlarına göre büyük kaçaklar mevcuttur. Dolaylı vergiler, kazançtan alınan vergilerin çok üzerinde bir orana ulaşmış bulunmaktadır. İnsanımızın günlük yaşamada rekabet edebilirliği ortadan kaldırılmıştır. Vergi, Sosyal Sigorta, İhtiyat Sandığı ödemelerindeki aksaklıklar ve kaçak işçi çalıştırılması gibi nedenler buna etken olmuştur. Kamu yönetimi hiç bu kadar denetimsiz kılınmamıştı. Liyakate dayalı olmayan terfiler, artık vazgeçilmesi gereken üçlü kararname yöntemleri, alabildiğine bu dönemde kullanılmıştır. Dolayısıyla, ülkemizde bir CTP hükümeti dönemine ihtiyaç olduğu ortadadır. Diğer taraftan TC ile ilişkilere baktığımız zaman, UBP yönetimi her geçen gün daha edilgen ve “emir kulu” haline gelmiştir. UBP Hükümeti, TC Yardım Heyeti’ni ve TC’yi en küçük işte bile işin içine karışmasını teşvik eder haldedir. Bu durum, ayakları üzerinde duran bir ekonomi ve ayakları üzerinde duran bir yönetim oluşturulmasının önünde duran önemli bir handikap oluşturmuştur. Bizim, TC ile ilişkilerimiz elbette ki geliştirilmelidir. Ama bu farklı düzeyde ve iç işlerimize karışma düzeyinin dışında olmalıdır. Yani böyle bir karışma olmamalıdır. Bunun için de ev ödevini doğru düzgün yapan bir hükümete ihtiyaç vardır. Ve tabii ki aynı zamanda dik duran bir partiye.

HAVADİS: Ömer Soyer Kalyoncu neden aday oldu?

KALYONCU: Partimizin bu süreci doğru örgütlemesi ve olumlu bir sonuca ulaştırabilmesi için düzgün bir yapıda ve atak olmalıdır. Kendi içinde demokrasiyi alabildiğine işletmeli, parti üyelerinin görüşlerini dikkate almalı, yeni nesil genç insanlarımızın partide etkin görevlere gelmesinin önü açılmalı, bunun için programlı bir şekilde davranılması gerekmektedir. Daha çok sayıda kadının partide belli görevlerde olması sağlanmalıdır. Bütün bunlar için de parti içi eğitim sürekli hale getirilmelidir. Geçtiğimiz dönem içerisinde parti yönetimi, kucaklayıcı bir özelliğe sahip olamamış, partiden, “benden olan, benden olmayan” tavrı egemen olmuştur. Bu pek çok partili tarafından rahatsız edici bir durum olarak görülmekte. Son parti kurultayında verilen “partinin yeniden yapılandırılmasına” yönelik sözler havada kalmıştır. Partimizin içinde, etkin olmanın yolu, “benden olanların partide söz sahibi olmasını sağlama” biçiminde gelişmiştir. Halbuki partinin her partiliye ihtiyacı vardır ve her partilinin yoldaşça ilişkiler içinde ve bir birine saygılı bir biçimde görüşünün alınması ve partiye katkısının sağlanması gerekmektedir. Partimizin daha bilimsel bir çalışma ile 10 yıllık vizyonunu da oluşturması gerekmektedir. Bu yönde yapılan çalışmalar parti içinde yeterince paylaşılmamış ve bir sonuca ulaştırılamamıştır. Emekçi insanlarımızın refahı bizim için önemlidir. Parti olarak bu konuda daha etkin olunması gerekmektedir ve hükümette bunun gereklerini yerine getirmek için plan ve programlarımızı da hazırlamaktayız.
Geçtiğimiz dönem içinde yurttaşlarımızın partimize yönelik yaptığı en önemli eleştiri “yaşanan bu kadar olumsuzluk karşısında CTP nerede” şeklinde olmuştur. Ben bu dönemi kapatmak istiyorum. Ben bu dönemin kapanmasından yanayım. Pek çok partiliyle birlikte büyük çoğunluğun arzusu olan bu durumu değiştirmek ve partimizi yeniden daha etkin bir hale getirmek için yola çıkmış bulunmaktayım.

HAVADİS: UBP içindeki muhalif kesimin hükümeti düşürme girişimine siz nasıl bakıyorsunuz?

KALYONCU: UBP’nin hükümette geçen her günü, KKTC yurttaşları açısından kayıp bir gündür. Dolayısıyla, UBP Hükümeti’nin kiminle ve nasıl düşürüleceğinden daha çok önemli olan, en erken bir zamanda seçime gitmektir. Pek tabii ki partimiz Derviş Eroğlu ve İrsen Küçük arasında sıkışıp kalacak bir parti değil. Biz başından “Saray Entrikası’nı” tespit etmiş durumdayız. Dolayısıyla Saray Entrikası’nın sonuca ulaştırılması bizim işimiz değil. Bizim işimiz, en erken zamanda seçime gidilmesini sağlamaktır.

HAVADİS: Bu erken seçim kurultayı etkiler mi?

KALYONCU: Ben tabii ki etkilememsini temenni ederim. Ama, sırf “ben başkan olayım” diye de erken gelecek seçimin karşısında durmak gibi bir niyetim yoktur. Esas olması gereken şey, kurultayımızdan sonra bir erken seçimin gerçekleşmesidir. Çünkü bu planlanmış ve programlanmış bir kurultaydı. İlçe kongreleri tamamlanmış bulunmaktadır. Dolayısıyla, yeni bir nefesle erken seçime gitmek daha doğru olur.

HAVADİS: CTP, kurulacak bir “erken seçim” hükümeti içinde yer alır mı?

KALYONCU: CTP’nin böyle bir hükümetin içinde yer alması için hiçbir neden yoktur. Çünkü oluşacak olan hükümet “yamalı bohça” bir hükümet olacak. Bizim inisiyatifimiz dışında kurulmuş bir hükümet olacak. Bu iş o kadar uzun boylu değil. Ayak oyunlarıyla netice almak gibi bir derdimiz yoktur bizim. Biz erken seçim talebiyle bu güvensizlik önergesini veriyoruz. Bu kurultay sürecinde daha önce de yaşadığımız gibi “yoldaşça” ilişkiler içinde, birbirimizi kırıp dökmeden, bir birimize meramımızı anlataraktan ve olumlu bir sonucun partimiz adına alınması için ben Ömer Kalyoncu olarak, gerekli çabayı orta yere koyacağım. Amacımız, daha sağlıklı, demokratik ve daha etkin bir parti.

HAVADİS: UBP Genel Başkanı Başbakan İrsen Küçük, parti içinde yaşanan sorunlardan dolayı ABD gezisini kısa kesip bugün adaya dönüyor? Siz bu durumu nasıl yorumlarsınız?

KALYONCU: Biz, CTP olarak Parti Meclisi’nde yaptığımız görüşmede İrsen Bey’in dönmesinden sonra “güvensizlik önergesinin” verilmesinden yana görüş ortaya koyduk. Ama İrsen Bey’in bir gün önce gelecek olması güvensizlik önergesi kadar, kendi partisi içindeki bu karışıklığın da etkili olduğu inancındayım. İsabetli oldu dönüşü. Çünkü yarın güvensizlik önergesinin verilmesi planlanmaktadır.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil