08 Aralık 2016

CTP bir an önce karar vermeli…

Haber İçi Üst

CTP’nin hükümet kurma çalışmaları devam ederken, olası koalisyon senaryoları da gündemdeki yerini koruyor. Özellikle UBP’de son günlerde yaşanan siyasi trafik ve alınan tek adaylı kurultay kararının ardından, kafalar daha da karıştı. Toplumda oluşan CTP-DPUG koalisyon kanısı, son gelişmelerle farklı senaryoların ortaya atılmasına neden oldu…
Şimdi çeşitli yazarlar, CTP’nin UBP destekli bir azınlık hükümeti kurabileceği senaryosunu dile getiriyorlar… Bu senaryo her ne kadar uzak bir ihtimal gibi görünse de, CTP açısından “tek başına iktidar” olma ve seçim zamanı verdiği tüm sözleri yerine getirebilmesi açısından önemli bir fırsat olarak görülüyor… Böylece,  Ankara’nın hem Serdar Denktaş’ın, hem de Derviş Eroğlu’nun içinde olacağı hükümet modelinden de kurtulunmuş olacak…
Yorgancıoğlu başkanlığındaki CTP heyetinin 2-3 gündür yaptıkları temaslardan edinilen, en azından benim edindiğim izlenim DPUG ile bir ortaklığa gidileceği yönündedir. Kıbrıs konusundaki farklı duruşlar, hükümet programına konulacak üstü kapalı birkaç güzel cümle ile geçiştirilebilir. Önemli olan iç siyasette yapılacak icraatlardır ki, bu konuda her iki partinin öyle pek de farklı bir görüşü yok gibi… Hele de 7 yıldır iktidar olamayan ve bu süreçte birçok badireler atlatan DP’nin, yıllar sonra ayağına kadar gelen bu fırsatı tepmeye hiç niyeti yoktur…
Şu da bir gerçektir ki, bu ülke daha fazla hükümetsiz kalamaz. O nedenle CTP bir an önce kararını vermeli ve ister DPUG, isterse UBP ve hatta tek başına bir azınlık hükümeti kurup, bekleyen sorunların üzerine gitmelidir. Üretecekleri karar, ortaklık edecekleri parti, tamamen kendi tercihleri olacaktır. Doğru veya yanlış, bunun hesabını ilk seçimlerde sandıkta alacaklardır…

Hoş geldin Ahmet Okan…

Dostluğumuz ta 1967-68 yıllarına uzanır. Bıyıklarımızın yeni terlediği, ilk lise aşklarının yaşandığı o günler. Ve o bugünden bugüne, yaklaşık 45 yıla dayanan  karşılıksız bir dostluk. Evet sevgili Ahmet Okan’dan bahsediyorum. Havadis’in büyük ailesine yeniden dahil olan dostum, arkadaşım Ahmet’ten…
Lise yıllarında ve Kıbrıs Türkü’nün gettolara hapsolmuş o günlerinde başlayan, lise ve mücahitlik yıllarında bando bölüğünde pekişen bir arkadaşlık. İlk aşklar ve Beatles… Sevgiliden gelen mektubu okurken yakılan ve bölük kantininden taneyle alınan o ilk sigaralar ve ilk heyecanlar…
Ve neredeyse günün 24 saatini birlikte geçirdiğimiz o karanlık yıllar. Şimdi her ikisi de rahmetli olan babası Hüseyin dayı, annesi Ayşe teyze… Maviyi sadece gökyüzünde gördüğümüz ve denize olan özlem nedeniyle her şeyi göze alarak bisikletlerle Lefkoşa’dan “6 mil” plajına gidişimiz. Yolda bizi durduran Rum askerlere Beatles’ın şarkı sözlerini okuyuşumuz…
Baando yıllarını ve özellikle 1968-70  arasında cumartesi ve pazar günlerinin tek eğlencesi olan,  Girne Kapısı’ndaki Atatürk büstü önünde, yoğun kalabalıkların izlediği “Bayrak Törenlerini” unutmak mümkün mü..?
Ankara Hukuk Fakültesi maceramız, 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı’nda aynı bölükte yaşadıklarımız, bilmem kaç kez ölümle burun buruna gelişimiz… Kan ve barut kokuları arasında geçen o günleri, Aygasiano baskınını, ölüme bile birlikte koştuğumuz, korkularımızı paylaştığımız o savaş günlerini unutmak mümkün mü..?  
Sonra 90’ların başında Yenigün Gazetesi’nde yine omuz omuza mesailerimiz. Yine Ahmet’in sakin sessiz köşesinde o muhteşem diliyle, okumaktan her zaman keyif aldığım yazılarını yazışı… 

Bir dönem Poli Dergisi’nde sizlerin de zevkle okuduğunuzu bildiğim,  geçmişi ve yaşananları dile getirdiği, tadı damağımızda kalmış o enfes anıları yeniden okuma fırsatını verdiği için binlerce teşekkürler… Sevgili dostum, büyük Havadis ailesine hoş geldin…

YERİN KULAĞI VAR:

PAZARLIK:
CTP-DPUG koalisyon görüşmeleri son hız devam ediyor. CTP milletvekillerinden bazılarının “DP’ye yakınız” anlamına gelen açıklamalarından sonra, başkan Özkan Yorgancıoğlu DP ve UBP’ye eşit mesafede oldukları açıklaması yaptı. Görünen o ki, milletvekillerinin açıklamaları, CTP’nin pazarlık payını düşürmüş. Başkan da o payı yükseltmek adına DP’ye sünnetçi korkusu veriyor. Nitekim, UBP ile kendi merkezlerinde ikinci bir görüşme yapmaları da bu kanıyı güçlendiriyor. Koalisyon görüşmelerinde her zaman yaşanan bildik mesajlar…

ORTADA SÖZLEŞME YOKMUŞ:
Önceki günkü yazımızda, geçici istihdamlara tümüyle karşı olduğumuzu bildirmekle birlikte, sözleşme süresi bitmeyen birinin sözleşmesinin nasıl uzatılmadığını sormuştuk. Turizm ve Çevre Bakanı Harmancı, yapılan bir sözleşme olmadığını açıkladı. O anda ilgili yazıya dönüp baktığımızda, gerçekten bir sözleşme değil, görevlendirme olduğunu biz de gördük. Ancak Bakan Harmancı, ortada bir Bakanlar Kurulu olmadığını da söylemiş. Oysa, görevlendirme yazısında da, kendilerinin yazdığı görevden alma yazısında da Bakanlar Kurulu karar numaraları var. Gerçi sayılar birbirini tutmuyor ama…

ŞANSSIZ HÜKÜMET:
Oysa Sibel Siber hükümeti, halkın genelinin pozitif düşünceleriyle iktidara gelmişti. O enerjiyle görev yapmaktaydılar. Şanssızlıklar yakalarını bırakmadı. Önce Kalecik’teki petrol sızıntısı, arkasından bu büyük yangın. Arada Alsancak’taki yangın da cabası. Süreleri kısıtlıydı, bir şeyler yapmak için son sürat çaba göstermekteydiler. Belki bu felaketlere harcayacakları zamanı, çok daha yararlı işler için kullanabileceklerdi. Hem kayıplarımız için, hem de hükümetin harcadığı zaman ve enerji için üzüldük… 

CTP KARAR VERİYOR:
28 Temmuz seçimlerinde sandıktan birinci parti olarak çıkan ve hükümet kurma görevini alan CTP, bu akşam kararını veriyor. Günlerdir DPUG ile UBP arasında mekik dokuyan CTP, her iki partiden aldığı mesajlarla ilgili olarak yetkili kurullarına bilgi verecek ve büyük ihtimalle hangi parti ile ortaklığa gideceğinin kararını verecek… Dileriz çoğunluk geçmiş tecrübeleri de dikkate alır ve “Sırf hükümette olalım da ne olursa olsun” demez. Zira öyle başlayan hükümetleri hem başarısız olmuş, hem de ömürleri kısa olmuştu…

PARANIN NE ÖNEMİ VAR:
Yıllardır meydana gelen yangınlar sonucu, yeşilin yerine çorak dağlar oluşuyor. Ve her yangından sonra o bildik yangın helikopteri konusu gündeme geliyor.  “Alamayız efendim, hem pahalı hem de ekonomik değil”miş. İyi güzel de, pahalıdır diye almadığımız helikopter yüzünden her gün ormanlarımızın yok olmasının bedeli nedir? Bunu düşünen var mı? Yitirdiğimiz her ağacın yerine dikilen bir fidan kaç yılda büyür, biliyor musunuz..? Böyle olunca da sormak gerek. Ada yavaş yavaş yok olurken paranın ne önemi var ki..?

YETER Kİ İNANALIM:
Her ay devlet yaklaşık 70 bin civarında çek çıkarıyor. Eminim ki herkes, birkaç aylığına maaşlarından 100 TL kesilmesinden şikayetçi olmayacaktır. Yeter ki, kesilen bu paraların yangın helikopteri alımı için kullanılacağına vatandaş ikna edilsin. Örneğin 3 ay gönüllü olarak yapılacak kesinti toplamı 21 milyon (eski para ile 21 trilyon) tutar. Alın size helikopter için gereken para. Ama önce niyet ve de daha önemlisi istek ve cesaret olmalı…

TEKNECİK ÖLDÜRÜYOR:
Hafta sonu arkadaşlarla Alagadi bölgesindeydik. Burnumuzun dibinde meşhur Teknecik santrali. Eskiden de vardı, yine zehrini saçıyordu etrafa. Ancak bu kez gördük ki, etrafa genizleri acıtan bir koku da yayıyor. Bölge halkı, alınan geçici önlemlerin, bir yarar sağlamayacağı görüşünde. Vatandaş perişan. Artık kokusuyla da bölgeyi öldürmeye başlayan santrale, bir an önce filtre takılması gerektiğinin altını çiziyorlar…

ZİRVEDEKİLER
Özkan Yorgancıoğlu: CTP Genel Başkanı Yorgancıoğlu, yemin krizine son noktayı koydu ve Doğuş Derya’ya halka karşı sorumlu olduğunu hatırlattı. Doğrusunu da yaptı. Bizim de tepkimiz bu noktadaydı. Herkes görüşünü ifade edebilir, o konuda aktivite içine de girebilir, ancak Meclis halkındır ve kuralları vardır. Yorgancıoğlu bu arada “bazı kelimelerine katılmasak da” şeklinde bir yorum getirmiş. Açıkçası, o kelimeleri gerçekten merak ettim…

DİPTEKİLER
Güney Kıbrıs: Yangın konusunda Güney’de çıkan haberlere baktım. Pirgo’da ilk yangının “ara bölgede” 4.45’te çıktığı, kontrol altına alındıktan 45 dakika sonra başka bir noktada yeniden başladığı haberi vardı. Rumlar, onun da kontrol altına alındığını iddia ettiler. Oysa Güney’den Kuzey’e doğru yayıldığı çok açıktı. Bu durumda bir işbirliği her zamankinden daha çok gerekliydi. Ağrotur’da çıkan yangın da gerekçe olamazdı. Zira o bölgede esas faaliyeti İngiliz üs makamları yürüttü. “Vatan” derken adanın tümünü sayanlar, yangının Kuzey’e yayılmasına aldırmadılar bile…

 

Yeşilırmak’ta yangından arda kalan simsiyah tepeler oldu. Yetersizlik bir kez daha kendini gösterdi

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil