04 Aralık 2016

Çözümün zor olacağının bir göstergesi de

Haber İçi Üst

Kıbrıs sorununa taraf ülkelerin seçim takvimleridir dersek abartmış mı oluruz?

Çok geçmişe gitmeyelim.

İlk önce bizdeki 2009 ve 2010 seçimleri “beklendi.”

İktidar ve Cumhurbaşkanı art arda değişti.

Değişeceği belliydi. Rum’da biliyordu.

“Anlayışla” bekledi.

Basit anlatımla “Milliyetçi” söylem bizim tarafta kazandı. Rum da bunu istiyordu. Olması için gerekli olan “katkılarını” da ince ince yaptı.

Sonra Yunanistan’daki ekonomik krizin getirdiği kaosla birlikte Nisan 2012 seçimleri geldi.

Olmayan ekonominin algıda var olduğu sayılan anahtarlarını uzun bir süreliğine teslim eden bir devletin milliyetçi söylemlere sarılacağını öngörmek herhalde kehanet olmaz. Ülkeyi bir arada tutabilmeleri için tutunacak başka dalları yok.

Bunun sonucunda Yunanistan daha da radikalleşti. Hem ağır ekonomik önlemlerin uygulanması hem de Kıbrıs sorununun çözümünde geleneksel politikadan taviz vermek kolay hazmedilecek kararlar değil. Ekonomik önlemler paketinde AB geri adım atmadığı sürece Yunanistan’daki iktidarın Kıbrıs konusunda rahat hareket edebileceğini beklemek pek gerçekçi değil.

Yunanistan’dan sonra neyi bekledik?

1 Temmuz 2012’de Rumların AB dönem başkanlığını alacak olması öne sürülerek, çözüm için 2012 sonrasına bakılmasında mutabakat sağlandı. Bu duruma Rumlar dahil herkes “anlayış” gösterdi.

Yaprak kımıldamadı. Taraflar rahat bir şekilde nadasa yattı.

Geldik 2013’ün başına.

Bu kez de Şubat’taki Rum Cumhurbaşkanlığı seçimlerini bekledik.

O da bitti. Rum tarafında da lider değişti. Annan planına “evet” diyen ama yine basit tanımlamayla “Milliyetçi” olan aday kazandı.

Şimdi iç ve dış tüm kanallardan 2013 ve sonrası diye beklenti yaratılmaya başlandı.

50 yıldır olduğu gibi sabırla devam edelim mi ilgili tarafların seçim takvimleriyle birlikte ileriye bakmaya?

Mart 2014 Türkiye yerel seçimi.

Yerel seçim ötesinde hem iç hem de dış siyaset konu başlıklarında genel halk oylaması olarak ele alınacağı besbelli ortada.

Milliyetçi cephenin endişeliden giderek tepkiliye geçtiği bir ortamda hem Kürt sorunu hem de Kıbrıs sorununda milliyetçi kesimi karşısına alacak bir siyaset nereye kadar gidebilecek hep birlikte göreceğiz.

Bana kalırsa Kıbrıs sorununda hele hele AB’den üyelikle ilgili radikal bir yaklaşım değişikliği olmazsa eskinin geleneksel politika ve yaklaşımlarının ötesinde bir açılım beklemek gerçekçi olmaz. Daha geçen hafta Merkel üyelik için tereddütlü yaklaşmak lazım dedi.

Hem Kürt hem de Kıbrıs sorununda ayni anda tavizkar bir yaklaşım AKP iktidarının bile sonunu getirir haberleri olmaz.

Nisan 2014 KKTC milletvekili seçimi.

Ekonomi ve sosyal konularda ortaya çıkan fatura ortada.

Buna bir de Kıbrıs sorununun çözümünde atılacak tavizkar adımlara da destek vermesinin istenmesi UBP için merkezde yeni bir yapılanmaya bile sebep olacak kırılma noktası olur.

Bu şekilde bir yaklaşım UBP’nin oylarının büyük bir bölümünü kendi eliyle götürüp DP’ye ya da yeni bir partiye vermesiyle sonuçlanır. Bunun böyle bir sonuç doğuracağını görmemek mümkün değil. Hala daha “Denktaş fobisi” olan Türkiye’deki iktidarın sırf buna sebep vermemek için Kıbrıs sorununun çözümünde bir adım ileride olacaklarını ben pek sanmıyorum.   

Ağustos 2014 Türkiye Cumhurbaşkanı seçimi.

Abartmış olacağım ama neredeyse tüm dünyanın sonrasını görmek için beklediği seçim olacak. Yapılan değişiklikle Cumhurbaşkanı ilk defa halk tarafından seçilecek.

Öncesinde ve sonrasında özellikle AKP’de kartlar yeniden dağıtılacak. Bununla meşgul olacak olan bir siyasi mekanizmanın Kıbrıs sorununda farklı bir açılımla kendini meşgul edecek zaman ayıracağını ben pek sanmıyorum.

Buna ek olarak seçimi ilk turda kazanmayı kendisine hedef edinen ve bunun için milliyetçi oylara ihtiyacı olacak olan Erdoğan’ın Kıbrıs sorununda taviz verildi algısı ile seçime girmek isteyeceğini de düşünmüyorum. 

Nisan 2015 KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimi.

Siz şimdiden aday olacakları listeleyin. Bir yandan da Eroğlu’nun aday olup olmayacağını da düşünerek bunu düşünün. Tam bir curcuna yaşanacak. Rum yine “anlayışla” bizi bekleyecek.

Haziran 2015 Türkiye milletvekili seçimi.

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçileceğini düşünürsek, onsuz ilk seçim. Ben şimdiden merak etmeye başladım. 

2016 Rum milletvekili seçimi.

2016 Yunanistan milletvekili seçimi.

2017… Seçim yok gibi. Not edelim.

Arada tarihlerini zahmet edip öğrenemediğim farklı tarihlerdeki yerel seçimler de var.

Sorunun çözümü için 2013 ve sonrası diye kastedilen beklentinin neye dayandığından emin değilim ama 4 ülkeyi içine alan seçim takvimine bakarak Kıbrıs sorununun çözülmesinin ne derece zor olacağını anlamak mümkündür.

2013 sonrasındaki seçim takvimi müzakere sürecinde başı sıkışanın veya seçime gidecek olan tarafı zor durumda bırakmak isteyenin seçimler sebep göstererek masada işi yokuşa sürmesine son derece müsaittir.

Hani insanın içinden seçim tarihleri çözüme ulaşmamak için planlansa taraflar arasında bu kadar tutarlı ve istikrarlı bir seçim takvimi yapılırdı demek geliyor.

İlk iş olarak BM’nin görüşmelerin devamı için en azından her iki taraftan seçimleri ayni tarihte yapmalarını ön koşul olarak şart koşması gerekmez mi?

Anlaşma olsa seçimler her iki tarafta da ayni tarihte yapılmayacak mı?

Benim önerim her iki taraftaki tüm seçimlerin anlaşma olmuşçasına bir defaya mahsus ayni tarihlerde yapılmasına karar verilmesi ve yapılması.

Bu yönde bir adım her iki tarafın da çözüme ulaşmaya ne kadar istekli olunduğunun bir göstergesi olmaz mı? Her iki tarafın da bu soruna aralıksız odaklanacaklarının mesajını vermeleri olarak algılanmaz mı?

Bilmem anlatabildim mi? 

Aksi takdirde “dans etmek istemeyen geline yeri dar gelirmiş” misali bu film sorunun çözümü için değil çözülmemesi için “karşılıklı empati ve anlayışla” devam eder gider.
Taraf olanların seçim takvimine bakıp 50 yıldır süren sorun karşısında 2013 ve sonrası için hala daha umut pompalayanları anlamakta zorlanıyorum. Onların bildiği bizim bilmediğimiz herhalde bir şeyler var.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam