11 Aralık 2016

Çok bekleme, devlet adamı çıkmaz!

Haber İçi Üst

Bence dünyada üç türlü politikacı vardır. Kasaba (Şark kurnazı) politikacı, lider, devlet adamı. Lider karizmatik, toplumunu iyi tahlil eden ve onu peşinden sürükleme kabiliyeti olandır. Çoğu öğrenilen değil, doğuştan gelen bir meziyettir. Çok kötü de olabilir, eğer liderliği devlet adamlığı ile birleştirir ise çok iyi de.  Bu durumda toplumunu iyiye, güzele, refaha sürükleyebilir. Ama Hitler, Musollini gibi de olabilir. Yönettiği kitleye yapacağı tahribat potansiyeli karakteri ile doğru orantılı, sonsuz da olabilir. Biz, iyi, kötü geçmişte iki lider çıkarttık. Onları değerlendirmek bana değil, tarihin derinliklerinde halk kitlelerine kalmıştır. En hızlı ilerleyen toplumlar liderlik vasfı ile devlet adamlılığının bir şahısta birleştiği durumda yöneltildiği hallerde ortaya çıkar. Bu da milli piyangoyu kazanma gibi bir şey, yani ender görülen bir şans veya olay diyelim. Bir ülkede devlet adamı çıkması ve politik erkte söz sahibi olması görece daha büyük bir olasılıktır. Devlet adamı ego tatminini aşmış, maddiyattan arınmış, dürüst, kendine güveni neticesi, toplumuna hizmet için ortaya atılmış, ekmeğini politik arenanın dışında da kazanabilen, tek ve yegane hedefi yönettiği kütlenin yaşam kalitesini yukarılara çekmek olan, bundan menfaatini yalnız vicdan huzurunda bulan, gören biridir. Halkının yaşam kalitesini, fert başı üretimi artırırken diğer yaşam kalitesine etkisi olan girdileri marjinal refah getirisinde dengelemeye çalışan ve bu beceriyi uygulayabilendir. Örneğin, dışa karşı güvenlik, içte huzur ve güvenlik, sağlıklı çevre, genel ve spesifik anlamda adaletin uygulanması ve bunun böyle olduğunun açık, seçik ve şeffaf olarak görüldüğü, sağlık, eğitim olanaklarının kaliteli ve erişebilinir olmasını sağlamak, bireysel verililiği fazla menfi etkilemeyecek şekilde yaratılan gelirin adilane dağılımını sağlayabilmek, bunları izah edebilmek, halkı ile paylaşabilmek onun başlıca meziyetidir. Devlet adamı hata yapmaz mı? İnsandır, yapabilir. Bu durumda hatasını kabul edip halkından özür dilemesini bilmeli; Halkının yaşam kalitesini yükseltmek konusunda kendinde bir zafiyet hissettiğinde, hiç beklemeden, çekinmeden istifa edebilendir. İster muhalif, ister muvafık olsun yaşam kalitesine olumlu katkı koyma potansiyeli olan herkesi kucaklayandır. Gelecek seçimleri düşünmeden, uzun vadeli düşünebilen, yolunda, hedefe doğru ısrarla gidebilendir. Bu yolda kendinden daha fazla katkı koyabilecekleri gördüğünde onların yolunu açandır. Bildiğim, gördüğüm bir zamanlar yaşadığım muhitten birkaç devlet adamlığı davranış örneği vereyim. Profumo skandalı çıktığı devrede İngiltere’de idim. O zaman Başbakan McMillan idi. Çok sevilen ve başarılı bir başbakan. Gazetenin birinde dedi-kodu gibi görülen bir haber çıktı. Kabinede “Junior” bir bakan olan Profumo Dr. Ward’un evindeki havuzda bir Rus diplomatı ile ve ortak afetleri Cristine Keeler’le yüzüp, parti yaptığına dair. McMillan derhal durumu Profumo’ya sorup ve de öyle bir olayın cereyan etmediğini kamu oyuna açıkladı. Ertesi gün ilgi gazete gizlice çektiği bir fotoğraf yayınladı. McMillan derhal istifa edip, daha önemlisi şöyle bir açıklama yaptı. “Ben Profumo’ya inanıp halkımı yanılttığım için, Birleşik Kırallığı idare etmeye layık biri değilim. Halkımdan özür diler, makamımdan ayrılıyorum. McMillan beceri ve üretkenliğini, politika dışında, McMillan Publishing Co.’nun başında bilahare devam ettirdi. Margaret Thatcher başbakan olduğunda oğlu Afrika ülkelerinde iş yapan bir kontraktör idi. Gazetenin birinde bir gün bir haber çıktı. Thatcher’in gözüne girmek için bazı Afrika ülke yöneticileri oğluna hatirigoz iş veriyorlar. Derhal Thatcher o işten oğlunu vazgeçirdi. Ekmeği ile oynadı. Çünkü hedefi ailece para yapmak değil, topluma hizmet idi. Sonra seçim kazanacağı bir ortamda inandığı bir yasaya menfi kamuoyu oluşması durumunda istifasını da verdi. Son günlerde bizde de, ufak dahi olsa, devlet adamlığı yönünde bir adım gördük. Sn. Serdar Denktaş, Belediye Başkanlığı’na aday gösterdiği şahısta yanıldığı için halktan özür diledi. Keşke bunu biz yazmadan önce yapsa idi. Yine de bu toplumda görülmeyen olumlu bir davranış.
Bizde maalesef Şark kurnazı politikacılar, özellikle son 15-20 yılda kaderimizde at oynatıyorlar. Bu tipler egolarını ancak politik arenada tatmin edebilen, ben odaklı, genelde kurnaz insanlar. Bunların becerisi politik rant ve/veya finansal rant but’undan bir parça kendi ve yakınları menfaatine koparırken, etraflarına, partililerine, seçmenlerine de kırıntıları dağıtmalarıdır. Adalet, Kurumlar ve Kit’lerin sağlığı onları hiç ırgalamaz. Onlar kendi politik mevkileri peşinde. Hatta bunun için gerekli görürlerse tilkiyi tavukları beklesin diye kümese koyabilirler. Halkın yaşam kalitesi hiç mi hiç derleri değil. Bu hastalıklarını seçmene de kolayca bulaştırırlar. Çünkü olay çok bulaşıcıdır. Bu kurnazlıklarını gizlemek için çeşitli taktikler kullanırlar. Bazen yanlarına, veya bir araştırma için, toplumca sayılan göstermelik birilerini atayabilirler. Ama yine bildiklerini yaparlar. Örtü ve silahları katı, aşırı ideolojik söylemler, aşırı milliyetçilik çağrımı veya inançlara dönük şekilciliğe başvururlar. Ve de biz fasit daire içinde yuvarlanır gideriz. Bunları yerlerinden sallamak, beklenen ülkemizdeki bolca akademisyenlerden değil, ayni taktikleri kullanan şahıslardan, yani boynuz kulağı geçtiği durumlarda olur.
Etik davranışı aşılamayan, özgüveni artırıcı, her durumda ekmeğini kazanabilen, sorgulayabilen, uzun vadeli düşünebilen, sosyal bilinci geliştiren sağlıklı bir eğitim sisteminin yokluğu; bünyemize uygun olmayan bir politik sistem ve yapıda ısrarımız; dıştan başka hedeflerle müdahaleler birleştiği şimdiki durumda, korkarım ki, hiç devlet adamı çıkaramayacağız. Potansiyelimize yanaşma bir yana, ne kadar yardım alsak dahi, yaşam kalitemizin düşme eğilimini ters çeviremeyeceğiz. İnşallah yanılırım.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil