10 Aralık 2016

ÇOCUKLARIN KİŞİLİKLERİ İLE OYNUYORSUNUZ

Haber İçi Üst

Bu yazının sayfamda yer bulacağı tarih 28 Temmuz. Yani seçim günü. Yurt dışına çıkacağımızdan dolayı erken yazıp gönderiyorum gazeteme. Seçilmek, seçilememek, kendi kendini seçememek ve kendi ülkesinde söz sahibi olamamak. Olmak için mücadele etmek, direnmek, yorulmak… Çok çelişkili bir seçim zamanıydı. Yeni adaylardan özellikle umudu olan insanlar pek çok konudaki küskünlüklerine rağmen sandığa gidecekler. Boykotçular ise belki de en samimi olanlar. Neyin seçimini yapıyoruz? Kendi kendimizi yönetemedikten sonra yine birkaç müdür, müsteşar falan filan mı değişecek. Bakanların, vekillerin adları mı bir de? Bu karman çorman olmuş durumda renklerle de insanların arası açılmış durumda. Renkleri hep birileri kapmış. Diğer renkte olanlar tu kaka sayılmış. Ta ki seçim geçene ve bu renk modası bitene kadar. Bu yazı önceden yazıldığı için biraz garip bir hissedişteyim.
Bu satırları yazarken 17 yaşından küçük kız çocuklarının güzellik yarışmalarında üstelik TOP! model olarak yarıştırıldıklarını ve derece aldıklarını okudum. Ne büyük bir hırstır ki çocukları daha büyümeden farklı hırslarla yarışmalara, makyajlara, gece hayatına doğru itiyorlar. Ne aceleniz var? O renkli görünen pırıltılı dünyaya 15 yaşındaki bir genç kızı soktuğunuzda, taç giydiğinde boy boy makyajlı, mayolu, henüz gelişimini tamamlamamış vücudu ile ekranları ve gazete sayfalarını süslediğinde ona ne kadar büyük zarar verdiğinizin farkında mısınız? Ben anne babalardaki bu anlayışı bir türlü anlayamıyorum. Ajans sahiplerinin bu tutumlarını hiç. Suç işliyorsunuz, çocuklara kıyıyorsunuz! Çocukların mayaları ile oynuyorsunuz. Bu habere Kıbrıs Postası’nın sitesinde rastladım. Orada gecelerde ve eğlence mekanlarında 18 yaşından küçük çocuklara içki satılmasından bahsediliyordu yine. Zaten gazetelerin pek muhterem eklerinde abuk sabuk bir yığın CEMİYET! haberleri yok mu? Çoğu içkili mekanda ve yaşça küçük çocuklar. Birkaç tane daha gazete satabilmek için mi? Yoksa artık bunlar kanıksandığı için mi? Uzun uzadıya bu konuyu yazmaya şu an vaktim yok. Bu karmaşa içerisinde İNSAN olamadığımızdan dolayı kirlettiğimiz dünyanın anımsatması geldi bana. Her şey çok güzel açıklanıyordu. Olan biten her şeyin açıklamasıydı bu. İnsanı anlatıyordu. İnsanlıktan çıkan insanı. Kötülükleri yaratan insanı. Çocukları zehirleyen, savaşları çıkaran, bitmek bilmez arzuları ile dünyayı kirleten insanı anlatıyordu. Seni, beni, bizi anlatıyordu. Çocuklarımızın üzerinden tatmin duygusu sağlayan biz zavallılar, onları yarıştırmaktan sevmeye vakit bulamıyoruz. Çocukları gerçek anlamda eğitmek yaşını büyütüp podyuma çıkarmak mıdır? Bu çocuk zamanı geldiğinde, istediği gibi bir yol tutup yürüyemez mi? 15 yaşında bir çocuk kendi idraki ile karar alabilir mi? Onların yaşamını elinden alıyorsunuz. Kalıplara sığdırıp, yarıştırıyorsunuz. Saçı ile başı ile vücudu ile benlikleri ile oynuyorsunuz. Erken büyüyen çocuk kadınlar artıyor etrafta. Cinselliği erken tadan, çocukluğunu yaşamadan çabucak büyütülen. Kişiliği gelişmeden, ölçüp, biçemeyeceği yerlere koşturtulan biri haline geliyor. Güzellik yarışmalarına hepten karşı bir anne olarak hiç bir anne babanın çocuğunun özellikle de güzelliğini yarıştırmalarına bir türlü aklım almıyor. Her anne en güzel çocuğu doğurur. O yarışılamayan belki de tek varlıktır. Çocuklar yarışmaz, onların güzellikleri kıyaslanamaz. Bizler farklılıklarımızla, doğuştan sahip olduklarımızla güzeliz. Güzelliği kalıpların içine yerleştirerek bir yaşamda onlara bu kısır bakış açısını öğretmeye nasıl gönlünüz razı olur? Rahat bırakın çocukları. Bırakın çocukluklarını yaşasınlar. Kendi egolarınız için onlara verdiğiniz zararın büyüklüğünü lütfen bir kez daha gözden geçirin.
Bir anımsatma: Cumhuriyet Meclisi’nde 1996 yılında kabul edilen ve 18 yaşından küçük tüm bireylerin çocuk olarak ifade edildiği BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 32. Maddesi: Taraf Devletler, çocuğun, ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ya da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı korunma hakkını kabul ederler.

***
İnsan demişken
Aşağıdaki basit hikayeyi lütfen dikkatlice okuyun. Okuyun çok tanıdık bir şeyler bulacaksınız:

Ve insan yalnız kalmıştı.
Hüznün derinliklerinde yüzüyordu.
Etrafındaki tüm hayvanlar ona yaklaştı ve şöyle dediler:
“Seni bu kadar üzgün görmek istemiyoruz, ne dilersen dile, senin için gerçekleştirelim.”
İnsan dedi ki: “Daha iyi görmek istiyorum.”
Akbaba dedi ki; “Görüşüm senin olsun, al.”
İnsan dedi ki; “Daha güçlü olmak istiyorum.”
Jaguar cevapladı; “Benim kadar güçlü olacaksın.”
Sonra insan dedi ki; “Yeryüzünün sırlarını öğrenmek istiyorum.”
Yılan dedi ki; “Hepsini sana ben göstereceğim.”
Böylece, insan hayvanlardan aldığı bütün özelliklerle beraber gitti. Onun ardından baykuş, geride kalan hayvanlara dönerek şöyle dedi:
“Artık insan daha çok şey biliyor ve daha çok şey yapabilir. Artık ondan korkmaya başladım.”
Geyik şöyle cevapladı onu; “İnsan, ne istediyse aldı. Artık üzüntüsü bitecek.”
Ancak baykuş böyle düşünmüyordu: “İnsanda hiçbir zaman dolduramayacağı bir boşluk gördüm. Onu üzen ve devamlı istemesine sebep olan şey işte bu boşluk. O almaya devam edecek.”
Ta ki yeryüzü ona şöyle diyene dek;
“Artık bende sana verecek hiçbir şey kalmadı.”
(Apocalypto filminde yaşlı, yerli bilgenin anlattığı öykü)
————————————————————————————————–
Zamana Astıklarım:
İranlı Kadın Yüzücü Elham Ashgari
Yüzme kıyafeti dini yasalara aykırı olduğu gerekçesiyle Hazar Denizi’nde kırdığı 20 km’lik rekorun İran hükümeti tarafından geçerli sayılmadığını söyleyen kadın yüzücü Elham Ashgari’nin mesajı:
“Hiçbir yüzücü bu kıyafetlerle yüzmeyi kabul etmez. Bu kıyafetlerle yüzmek her seferinde vücuduma acı veriyor.
Novşehr’de 20 kilometre yüzdüm, 15 kilometreye düşürdüler. İtirazım üzerine 18 kilometreyi kabul ettiler.
Ama şimdi de rekorumu kayda geçirmiyorlar. O günkü kıyafetim tüm vücudumu örtüyordu, yedi kişi buna şahit. Kadınlar kumsalında yüzdüm, hiç erkek yoktu. Şimdi kıyafetimin dini kurallara aykırı olduğunu söylüyorlar.
20 km’lik rekorum kendileri 20 metre yüzemeyecek insanların elinde rehin tutuluyor. Zor günler ve geceler geçiriyorum. Bu olanlar bana inanılmaz geliyor. Bloglar ve sosyal ağlardan gönderdiğiniz nazik mesajlarınız için teşekkür ederim. Desteğinizi hiç unutmayacağım.
Ben bu zorbalığa teslim olmayacağım, sizden de haksızlığa teslim olmamanızı rica ediyorum. Amacınıza ulaşmak için elinizden gelenin en iyisini yapın. Yüzme sadece erkekler için değildir. Biz kadınlar da iyi yüzebiliriz.”
(Ashgari 2010 yılında Spor Bakanlığı’ndan bir temsilcinin de yer aldığı performansı sırasında baskın yapan polis teknesinin pervanesi yüzünden sakatlanmış ve olaydan sonra yüzmeyi bırakmış. Arkadaşları ve ailesinin cesaretlendirmesiyle yüzmeye tekrar başlayan Ashgari son olayla ilgili verdiği bir röportajda “Rekorumu onaylarlarsa dolaylı olarak yüzme kıyafetimi de onaylamış olmaktan ve sonuç olarak kadın yüzücülere açık denizde yüzme imkanının sağlanacağından korkuyorlar” diyor)

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil