08 Aralık 2016

Ciralarınan beraber pilavuna, çörek ederdik

Ciralarınan beraber pilavuna, çörek ederdik
Haber İçi Üst

Ali Atamer: Dilerseniz eski defterlerin sayfalarını bir bir açmaya başlayalım. Bakalım 58 yıllık yaşam serüveninize neler sığdırmışsınız…

Ayten Bilin: Tabii evladım. Zaten şu böyle eskileri meydana çıkarırsınız çok tebrik ederim sizi. Çok güzel işler yaparsınız. Hayır duam dudsun sizi. 1934 Meletya’da (Uzunmeşe) doğdum. Poli’nin üst tarafında bir köy. Babam Termitusa’ya atanınca oraya gittik. Evlenene gadar orda yaşadım. Yatak çarşafı dokudum tezgahda. İpliği alırdın haşlardın duvara, çekerdin tezgahda. Bir top 20 arşındı o zamanın devrinde. Annemden öğrendim. Sele yapardık. El makarınasını seleye doldurur tencerede bişirirdik. Gullirigya yapardık gene sele ye gorduk. Bunun küçüğü var ekmeği gorduk masaya. Bu o işler içindir. Bulamaç, herse gatsurez yapardık. Herse hala daha yaparım. Tavuğu gaynadın. Gaynattıktan kelli tavuğu tiftiklen gon tencereye. Buğdayını yıkan güzel atan içine sine sine bişer. Buğday bişene gadar hiç garıştırman. Bişdikten sonra bir güzel garıştırın genni tavuk erir içinde. Olur herse. Ekmeği atan yağın içine, silkelen döken harnıp pekmezini da gene silkelen. Sonra örten yumuşar yen genni olur gatsurez. Bunlar hep Baf usulüdür. Bir gış gecesinde oturun napacaydın. Nenelerimiz masal anlatırdı. Un helvası yapardık. Sısamı garışdırırdın. Unu gor gene garışdırırdın. Gavrılırdı o un petmez dökerdik topak haline getirirdin yerdik. Daha neler yapardık neler; Nohutu suya gorduk ıslanırdı duzlardık geni gavırırdık yerdik leblebi yerine. Bunlarıdı yemişlerimiz o zaman. Badem cevizden sucuk yapardık. İnciri gurudurduk haşlardık inciri’nan bademi yerdik. Hep yani nasıl deyim sana ilaçsız şeyler yerdik. Yemeğimizi islimde yapardık. Odun ateşinde de bişirirdik. Babadez gavırmasını zeytinyağıyla ateşde bişirirdik. Evelden zeytini gaynadırdık gara yağ çıkarırdık mis gibi tüterdi. Küplere gordun yağları ki gaybetmesin lezzetini küplerde. O yağı çıkardıktan sonra gonu gomşu giderdi oraya. Ateş yanar ya ekmek kebabı yaparlardı, o yağa daldırırlardı ekmeği, ekşi da sıkarlardı yerdin. Aha açtırdın bize eski defterleri özledik eskileri.

Ali Atamer: Gültekin dedeciğim boynunda asılı eskiye dair bir fotoğraf makinesi var. Anıları sende çok olsa gerek…

Gültekin Bilin: 1929 Hristofu’da doğdum. Annem Mermigofluydu. Pelatusa’nın altında bir küçük köydü.1945’te Lefke’de Niyazi adlı bir gazte satan birinden aldım. O da Rum tarafından getirdiydi. Bol bol fotoğraf çektim o makinaynan.
Ayten Bilin: O zamanın devrinde Baf’ta büyük deprem olduydu. 1945’te Gültekin dedeniz kardeşiyle ordaydı ve çektilerdi o gençlik fotoğrafını.

Ali Atamer: Gültekin dede CMC’de çalıştığını duyduk…

Gültekin Bilin: Babam öküz satın aldıydı. Öküzlerinan oyalanaırdık. Okula gitmezdim. 17 yaşın da oldum gaçtım köyden geldim Karadağ’a. CMC kumpanyası sordu bana yaşımı çünkü 18’den küçükleri almazlardı işe. Gittim muhtar’a sahte mühür bastırdık ki 18 yaşındayım diye. Öyle olunca aldılar beni madene. CMC Amerikalılarındı. 3 varya vardı. Her varyada 100 kişi vardı. Türk-Rum garışık çalışırdık. 1958’lere gadar Rumlarınan beraber yer içerdik. Arkadaşdık.
Ayten Bİlin: Maronit Cira dinleri hortlasın çok iyi geçinirdik. Kıbrıs Rum’u çok iyiydi. Son nefeslerine gadar ciralarınan çok eyiydik. Dışardan gelen Yunanlılardı bozan işi. Pilavuna, sucuk, köfter ve çöreğin alasını onlar yapardı. Bizim Türkler ki yapar benzemez onların yaptıklarına.

Ali Atamer: Ayten neneciğim bu bahsettiğin konuda ben farklı şeyler biliyorum…

Ayten Bilin: Bölge bölge fark eder o dediğin. Bazı bölgelerde doğrudur Türkler daha iyi yapardı bu işleri. Ciralar bize garışırdı biz da yapardık. Hep ev peyniri gorlardı pilavunaya ondan güzel olurdu.

Ali Atamer. İngiliz’in örf-idare döneminden memnun muydunuz?

Ayten Bilin: Vallahi biz çokluk köylerimizde öyle şey görmedik. Biz rahatıdık. Büyük şeherlerde olurdu o sıkı idare.

Ali Atamer: Gültekin dedeciğim 1945’lerde Mısır maceran olmuş…

Gültekin Bİlin: 9 şilin günde verirdi bize CMC kumpanyası. Geldi bir gün bir arap Mısırdan Lefke’ye. Mısır’a İşçi götüreceğini duyduk. Gittik yazıldık bizi da aldılar götürdüler Mısır’a. 6 ay Mısır’da galdık. 90 kişi gittik Mağusa Limanı’ndan Mısır’a. Tam gemiye binerkana Mağusa’dan geldi polis arardı vukuatı olanı. Çünkü öyle bişey bulursaydı gemiye binemezdin. Benim da motor kazam vardı. Neysa hallettik o işi bindik gemiye gittik. Ahçılık yaptım orda.

Ali Atamer: Eskiden örf-adetlere göre kadınlarımız kara çarşaf giyerdi…

Ayten Bİlin: Gara çarşaf geydim. “56”larda attım çarşafı. Artık dediler yasaktır çarşıda başınızdan alacaklar. Evimizde çıkarttık öyle alıştık. Erkekler da yelecik, gumaşdan dikili pantolon askılıcık geyerdi.
Gültekin Bilin: Babam 3 Kıbrıs Lirası’na kısa çizme aldıydı bana gunturacıdan.

Ali Atamer: 1954’te nikahlandığınızı söylediniz. Tabii bunun öncesinde bu ilişkinin nasıl başladığını öğrene bilir miyiz?.. Bildiğimizi kadarıyla Gültekin dedemiz Ayten nenemizi görmeden istemiş…

Ayten Bilin: Bizim gomşumuz vardı teklifsizdik. Aracılık etmişler ama benim haberim yok. Beni istemeye gelecekler haberim yoktu. Ben garışmazdım. Geldiler yemek yediler içtiler garışmazdım. Bana derler oğlan ister seni görsün yok ben çıkmam görüşmem derim. Ya beni beğenmezsa Gültekin diye çıkmadım dışarı. Gara çarşaflıydım zaten nerde göreceydi beni. Birbirimizi görmeden gelip istediler.
Gültekin Bilin: Beraber işlerdik Niyazi diye biriynan. Gomşum önerdi bana. Bekarsın sen da bulalım gızcağaz evlenesin dedi. Günün birinde gitti aracılık yaptı. Ertesi gün bindim bisiklete 6-7 mil uzaklıktaki Köyü’ne gittim göreyim kimdir diye. Beğenirsam isteyceydim. Ayten’e haber verdiler geliyor dünürcü diye. Ayten havlıda görürkandan beni goşturarak girdi içeri. Gittim dedim Niyazi ustaya ben o gızı görmezsam istemem. Kördür topaldır ne bileyim ben.
Ayten Bilin: Ben uzaktan gördüm ama bu beni göremedi. Yakışıklı bir deliganlıydı doğruya doğru. Dediler bana çıkacan o bir odaya adamlara gave götüresin dünürcülük günü. Dedim ben çıkmam götüreyim. Bunun gız kardeşi o gadar çekti beni çıkalım kapuya gene çıkmadım. Neysa sonra filancı güne gelecem gidelim kağıtları asalım demiş Gültekin. Geldi daksiynan alsın, ben tabii örtülü. İkimiz da farklı kapıdan girdik daksiye ki görmesin beni. Aslında ilk o gün gördü boyumu posumu. 15 gün sonra nikah gıyıldı. O gece ki gıyıldı nikah galdı bizde akşam odanın birinde. Ertesi sabah gız kardeşine dedim abin bizde galamaz artık. Zaten geldiği gece ben da dayımın yanına gittim gene görmedi beni.

Ali Atamer: Ayten neneciğim Gültekin dedeme hepeyi naz yaptın anlaşılan…

Ayten Bilin: Çok çektirdim genne. Ben öyle gördüm büyüklerimden. O terbiyeynan büyüdük. Modern nikah gıydık. Saklanma bitti o vakıttan sonra.
Gültekin Bilin: Gördüğümde gendini beğendim. Nazını çekerdim ama peşinden koşmaya devam ederdim.
Ayten Bilin: E vallahi bir zamanlar herhalde daha güzeldik.

Ali Atamer: Baf usulü düğünler nasıldı?

Ayten Bilin: Gültekin dedeniz her gün gidip gelemem bisikletinan bir an önce yapalım düğünü dedi ve düğün başladı. Düğün gurulduğunda pazartesi hazırlık olurdu. Yemekler hazırlanırdı. Salı günü buğday ayıklanırdı. Herse dövülürdü. Çarşamba günü yorganlar gaplanırdı. Perşembe hamam olurdu. Tabii ben o hamamı yaptırmadım. Gecesi kına yakarlardı. Ertesi gün sabah giderdi gelin damada. 1 hafta oldu düğün. Gelin güveyi aynı köylü olursaydı bir düğün olurdu. Ama biz farklı köylerden olduğumuz için iki düğün olurdu. Erkek gendi köyünde davul zurnaynan, gendi çalgısıynan gelir alırdı gelini giderdi erkeğin köyüne. Gadın çalgıcıları Baf tarafından Aspıroya köyünden altı parmaklar vardı 4 kişi onlar geldiydi. Keman, ud, davul zurna çalardılar.
Gültekin Bilin: Hannas vardı onlar çaldıydı. Tera’dan zurnacı Hüseyin geldiydi. Davulcu Hannaslardı. Gara Memed vardı Yanbağ derlerdi gene döplek çalardı. Köyde oyuncular vardı sirto, brodon deftero oynarlardı.
Ayten Bilin: Herse yaptık ehali yedi içti. Davul zurnaynan yağ değirmeninde öğüdürlerdi buğdayı. Çeşmeye giderdi yıkanırdı temizlenirdi hep davul zurnayan. Kolakas, fasulya, furuna badadez gorduk yerdik. Gelin çıkar köyün mahallesini gezer sonra da bir arkadaşının evinde hamam yapardı. Ama ben yapmadım bu usulü. Kınada gelini ağlatırlardı. 2 çeşit gelinlik geyerdik. Nikahta pembe, düğünde beyaz geyerdik. Gelinlikleri kısa kollu yapmazlardı.

Ali Atamer: “58”lerde Lefke’de istenmeyen ve hala daha unutamadığınız kavgalar-çatışmalar yaşanmış…

Ayten Bilin: Bekarlığımda böyle bişey çekmedik. “58”de Karadağ’da günün birinde bir haber geldi Maratasa’dan urumlar basacak köyü. 19 bas geldi Türkleri öldürmeye. Bizimkiler da orakları düzelttiler gılınç ettiler ve girdiler savaşa. Eski Karadağ yolunu kesti Rumlar. Bizimkiler da Rumları geri püskürttüler. Eğer görmemiş olsa bizimkiler Lefke söneceydi. Çok gorku gördük. Unutamam o yılları.
Ali Atamer: Ayten nene sence Lefke Karadağ’daki olayların çıkış nedeni nedir?.. Kim veya kimler tetikledi bu istenmeyen olayları?
Ayten Bilin: Lefke’ye ki oldu Rum’un biri Maratasa’ya gitti ve dedi Lefke halkı popazın birini astı ve yakıyorlar. Rumlar bunu duyunca geldiler köye. Cira Karadağ’dan gaçtı bu olayların sebebine. Eşim eve gelene gadar çok gorku çektim. Kilitledim kapıyı nice bu gavurlar girmesin eve. Lefke’de çok Rum varıdı. “58”lerde bir gataklizmo günleri vardı. Ovaya giderlerdi da ot yerlerdi. İşte o gün çoğu eşyalarını, ocağın üstündeki yemeklerini bıraktılar gorgudan gaçtılar Karadağ’dan. Her iki taraf da çok ölü verdi.

Ali Atamer: Savaş yıllarının sivil halkta bıraktığı bir takım izler, insan hayatını zorlaştıran unsurlar vardır. Sizi bu olaylar ne kadar etkiledi?

Ayten Bilin: Baflılar bilin hiçbişeyini eksik etmez evden. 1 hafta yedik içtik. Hiç kapımızı dışarı çıkmadık. Ekmek yaptık yedik. Unumuz vardı bitta ettik yedik. Çok çektik ama örf idareye gomadılar bizi.
Gültekin Bilin: Rumlarla aramız açıldıydı ve gitmezdik işe. Rumlar gaçınca köylerine “58”lerde bazı Türkler yaktı yıktı Rumların evlerini. Gorkuyu gördük onun için burda yaptım mücahitliği.

Ali Atamer: Sevgili Bilin çifti tarihimize-kültürümüze ışık tuttuğunuz için teşekkür ediyoruz. Son olarak eklemek istediğiniz şeyler var mı?

Ayten Bilin: Saygı, sonra sevmek ondan sonra sabır gelir. Sevgi biter sabırda gider. Ama o saygı asla 85 yaşındadır dedenize ilk ay evlendiğim gibi o saygıyı gösteririm. Çok memnun oldum geldiğiniz için. Nasip kısmetsa başka defa yer içerik da. İnşallah beğendiğiniz söylediklerimizi. Avustralya’daki ve Hollanda’daki aileme hepsine sevgilerimi gönderirim.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil