06 Aralık 2016

Çevre bir kere bozuldu mu

Haber İçi Üst

Kalecik’te denize fuel-oil sızması sonucunda Kıbrıs ciddi bir çevre kirliliğiyle karşı karşıya kaldı. Çevre bir kere bozuldu mu, çoğu zaman yüzde yüz geriye dönüş mümkün olmuyor. Yine de, ümit ediyorum ki ortaya çıkan kirlilik en kısa sürede ve en iyi şekilde temizlenir ve gelecekte benzeri bir sorunla tekrar karşılaşmamak için bu olaydan gereken dersler çıkarılır. Bundan üç yıl kadar önce Amerika’da yaşanan çevre faciasından sonra, 29 Mayıs 2010 Cumartesi günü “Meksika Körfezi’nde yayılan petrol” başlıklı aşağıdaki makaleyi yazmıştım. Kalecik’teki kazaya ışık tutabilir diye düşünüyorum.

* * *
Başkan Obama perşembe günü saatlerce süren bir basın toplantısı yaptı. Ana televizyon kanallarının hepsi de izleyicilerine bunu canlı olarak aktardı. Basın toplantısının amacı, kamuoyunu Amerikan yönetiminin ajandasındaki tek ve en büyük konunun Meksika Körfezi’nde yayılmaya devam eden petrolün kontrol altına alınması olduğuna inandırmaktı.
* * *
20 Nisan günü Meksika Körfezi’nde, Amerika’nın Louisiana eyaletinin 50 mil açığında,  BP şirketi tarafından işletilen bir petrol sondaj platformu, grizu benzeri metan patlamasının etkisiyle batmış ve bu patlama ile denizin dibinde açılan delikten petrol fışkırmaya başlamıştı.
* * *
İlk başlarda günde 5,000 varil petrolün denize yayıldığı sanıldıysa da, bunun günde ortalama 15,000 varil hatta 25,000 varil civarında olduğu ortaya çıktı. Bunun anlamı ise bugüne kadar Amerika’nın en büyük petrol faciası olan Exxon Valdez’den bile bunun çok daha büyük olduğu! Hem çevre hem de ekonomik anlamda büyük bir yıkım.
* * *
Denize yayılan petrolün miktarının büyüklüğü ve giderek kıyıya yanaşması Louisiana’da yaşayan insanları son derece kaygılandırmış durumda. Amerika’da yakalanan deniz ürünlerinin yarısından fazlasının geldiği Louisiana için yerine tekrar konamayacak bir şekilde bu sektörün kaybedilme durumu söz konusu. Sektörde çalışan binlerce insan gelir kaynaklarını kalıcı bir şekilde kaybedebilirler. Daha beş yıl önce vuran ve bütün zamanların en büyük zararına yol açmış olan Katrina kasırgasının yaralarını saramamış olan bölge insanları huzursuz bir bekleyiş içinde.
* * *
İşte bu huzursuz bekleyiş esnasında doğal olarak Federal Hükümet’e karşı eleştiriler artmaya başladı. Bu eleştirilerden en büyüğü ise Obama Yönetimi’nin devlete ait imkânları kullanmadığı ve petrol şirketi BP’yi yapılması gerekenleri yerine getirmekte yeterince zorlamadığı şeklinde.
* * *
Ekonomik rasyonel bize bu eleştirilerin pek anlamlı olmadığını gösteriyor. Niye? Öncelikle, petrol şirketleri Federal Hükümet’e göre teknik donanım olarak daha iyi durumda. Bu yüzden yapılan çalışmalarda petrol şirketlerinin daha büyük rol oynaması doğal. Daha da önemlisi, Amerika’da Federal Hükümet petrol şirketlerine çalışma izni verdiği zaman, 1990’larda geçirilen bir yasaya dayanarak, petrolün yanlışlıkla yayılması sonunda ortaya çıkacak kirliliği temizleme ve bütün kayıpları karşılama yükümlülüğünü petrol şirketine veriyor. Baştan hazırlanan kontratla, petrol şirketinin ortaya çıkacak hangi tür kirliliği ne şekilde ve kaç paraya hangi şirketlere yaptıracağı belirleniyor. Bu, bir yerde Federal Hükümetin, dolayısıyla halkın çıkarları ile petrol şirketinin çıkarlarının bire bir örtüşmesini sağlamış oluyor.
* * *
O zaman sorun ne? Sorun bu facianın büyüklüğünde. Daha doğrusu bu büyüklükte bir yayılmanın olabileceğini hiç kimsenin öngörememiş ve dolayısıyla teknik donanımların, yapılan planların, hazırlanmış kontratların çok daha küçük çaptaki yayılmalara göre hazırlanmış olması. İşte bu yüzden, bir önceki Başkan Bush’un Katrina kasırgasında yaşadıklarını, bugün de Başkan Obama yaşıyor; halk Başkan’ın elinden geleni yapmadığını düşünüyor. Hâlbuki bu doğru değil.
* * *

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam