06 Aralık 2016

Cemal Yıldız’dan yanıt!

Haber İçi Üst

“Yerin Kulağı Var” köşemde 16 Şubat Cumartesi günü şöyle yazmıştım: “Lefkoşa’da Erol Yıldız isimli baba, kendisine söz verildiği halde oğlu Cemal Yıldız işe alınmadığı için Meclis önünde eylem yapmış. Oğlu Cemal Yıldız’ın ailesini geçindirebilmek için işe ihtiyacı olduğunu, ancak torpille işe alınanlar yüzünden işsiz kaldığını söyledi. Şimdi Erol Bey’e sormak lazım; torpille işe alımları şikayet ediyorsun ama bu şekilde sen de torpil istemiş olmuyor musun? Şimdi Cemal’i işe alırsalar o da torpille işe girmiş olmayacak mı..? Yaşadığımız temel çelişki bu işte…”. Bu mesajıma cevaben Cemal Yıldız aşağıdaki yazı ve belgeleri göndermiş:
Sayın Mehmet Moreket;
16 Şubat Cumartesi köşenizde yazmış olduğunuz şahsımla ilgili yazınızı okudum. Benim torpile ihtiyacım yok. Kamu Hizmeti Komisyonu’nun yapmış olduğu sınavda da, başarılı olup 80 puan aldım. Size onu da gönderiyorum.
Keşke sınav göz önünde bulunsa da, bu eylemi yapmasaydım. Yıllardır söz verenler beni hep kandırdı. Ülkede gençler hep siyasete kurban gidiyor. Beni kandıran “Çaluda ve Mutlu” vekillerin hiç mi suçu yok? Delege yakını da bulduk, fakat yine beni kandırdılar. İşte gerçek “Lahana ve Pehriz” budur…
Kendimi ben ülkeme kanıtladım. Hep başarılı oldum eğitimde. Gelin görün ki, yalandan başka şey kalmadı…
Saygılar
Cemal Yıldız

İyi güzel de, Cemal Yıldız’ın anlayamadığı bir şey var. Ben yazımda kendisinin tahsil durumunu, bilgisini veya yeterliliğini eleştirmedim. Zaten öyle bir hakkım da yok. Ben kendi ifadesiyle, “torpille işe alınanlar yüzünden işsiz kaldığını” savunduğu ve eğer işe alınırsa kendi de eleştirdiği torpil düzeninin bir parçası olup olmayacağını sormuştum. Yani bu çelişkiye dikkat çekmiştim. Ben hep, hak edenlerin, torpil veya parti rozeti ile değil, bilgi ve liyakatla işe alınmaları gerektiğini savundum. Yoksa Cemal ve daha yüzlerce onun gibilerin kendi ülkelerinde iş sahibi olmalarına ve evlerine ekmek götürmelerine asla karşı değilim… 
“Beni kandırdılar, söz verdiler” demek ve verilen sözlerin yerine gelmesini beklemek, bu düzenden beklenti içinde olmak demektir. O zaman da, daha hatırlıların öne geçmesine ses çıkaramazsınız. Kriterin partizanlık değil de eşitlik, liyakat ve başarı olmasını istiyorsanız, bu düzenden fırsat elde etmeyi de reddetmelisiniz.                               
                                                                                              

YERİN KULAĞI VAR
TARAFSIZLIK:
Cumhurbaşkanı Eroğlu için, basında artık hiç bir şeye karışmayacağı imajı yaratılmaya çalışılıyor. Oysa Eroğlu son haftaya girerken, “İrsenci” bilinen delegelere yönelmiş görünüyor. Bir çoğunu telefonla aramış, Başbakan’ın başarısızlığından dem vurmuş, Kaşif için oy istemiş. Anayasa’nın tarafsızlık emrettiği Cumhurbaşkanı, taraflı olduğunu zaten kendisi de söylemişti, işte gereğini yapıyor.
ÇALUDA’DAN HODRİ MEYDAN:
Bu köşeden dün yazmıştım, “Güzelyurt Elli Elli” diye. UBP Güzelyurt Milletvekili ve İlçe Başkanı Ahmet Çaluda aradı. Bu bilgiyi verenlerin, “çapları” kadar konuşmasını isteyerek. Hatta kendinden ve bölgesinde öylesine emin ki, “Her İlçe için ayrı sandık kurulsun ve herkes neyin ne olduğunu görsün” diye de meydan okudu. “Madem sonuçtan bu kadar eminsin, Güzelyurt’ta sonuç ne olur” deyince de, hiç düşünmeden yapıştırdı, “En az %65…”     
NE YAPACAKSINIZ:
UBP’nin iki başkan adayı kendilerini öve öve bitiremiyorlar da, yapacaklarının ne olduğu belli değil. Malum seçilen Başbakan olacak. Birbirlerine gönderdikleri salvolarda, “sevgi, kardeşlik, zenginlik-fakirlik, doğruluk-yanlışlık, aileler” demagojilerinden başka bir şey yok. Hani plan, proje?  Mesela LTB’nin durumu ne olacak? Seçimden sonra ilahi bir el gelip sorunları bitirecek değil herhalde. Sürdürülebilir bir yapı için ne yasalar çıkacak, elektrik Kurumu, özelleştirmeler, piyasa, ekonomi, kamunun rezaleti, dolaylı vergilerle ödenen binlerce geçici memur, bunlar yerine kaşının üstünde gözün var yarışı sürüyor. Anlaşılan 24’ünden sonra da pusulasız gemide seyahat etmeye devam edeceğiz o kadar.
BU İSTEK NİYE:
Önce oğlu İrfan Günsel’i denedi pek tutmadı. Tepkiler ona geri adım attırdı. Bu kez de, yine yıllardır beraber çalıştığı Prof. Hüseyin Gökçekuş’u öne sürdü. Gökçekuş, çok iyi bir belediye başkanı olabilir ancak, ben Sayın Suat Günsel’in, Lefkoşa Belediyesi’ni bu kadar çok istemesine anlam veremedim. Ancak yakın geçmişte LTB ile YDÜ arasında yaşananlar, YDÜ’nün LTB’ye olan yüklü miktardaki borcu, kusura bakmayın ama benim midemi bulandırdı…
RASLANTININ BÖYLESİ:
Düşünebiliyor musunuz, hem Rumlar, hem UBP’liler başkanlarını aynı günde seçiyorlar. Ve yine ilginçtir ki, her iki başkan da ilk turda yeterli oyu alamayıp, ikinci tura kaldılar. Önümüzdeki Pazar her iki taraf da belki de aynı saatlerde başkanlarının kim olduğunu öğrenecekler. Rastlantının bu kadarına da pes doğrusu…
OLDU MU ŞİMDİ:                                                                                                                                                      
TC Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın, “Bir genel başkan, Başbakan’ken değiştirilmek istenirse ekonomi olumsuz etkilenir. Kurultay ülke gündemini meşgul eder” sözü çok tartışılacak. Hele bir de, pazar günkü kurultayı Ahmet Kaşif kaybederse, ellerinde ağızlarına sakız yapacakları bir koz verilmiş olmayacak mı? Hani şarkıda olduğu gibi Beşir beye sormak lazım, “oldu mu şimdi, oldu mu ya” diye…

BİR GÜN TATİL OLMALIYDI: 
Meclis, perşembe günü toplanamayınca düne ertelenmişti. Dün de KKTC’nin önemli misafirleri vardı. Hem Beşir Atalay, hem de Binali Yıldırım adadaydı. Hal böyle olunca hükümet de tam kadro onları karşılamaya gitti. Hele de Sayın Atalay’ın Başbakan’la ilgili açıklamalarını duyunca, az bile yapmışlar dedim kendi kendime. İrsen Bey için söylediklerinden sonra değil Meclis toplantısı, tüm ülkede bir günlük tatil ilan edilse yeriydi yani…
METEHAN’DAKİ TUVALETLER:  
Geçişlerin en yoğun yaşandığı Metehan Sınır Kapısı’nda, ihtiyaç için inşa edilen tuvaletleri, hiç ziyaret ettiniz mi bilmiyorum. Ağırlıklı olarak, yabancıların kullandığı bu tuvaletler tam bir mikrop yuvası. Bırakın ihtiyacınızı gidermeyi, kokudan 10 metre yanına yaklaşamazsınız. KKTC’nin aynası durumundaki bu kapıya birileri el atsa hiç fena olmayacak. Ben gördüğüm manzara karşısında resmen utandım…  
HOŞ GELDİN RAİF BEBEK:
Havadis ailesinin en genç üyesi Raif dün aramıza katıldı. Koyu bir Trabzonspor taraftarı olan Hüseyin Ekmekçi, ilk oğlu Önder’i Fenerbahçe’ye kaptırdıktan sonra, inşallah Raif’i de Cimbom’a kaptırmaz. Şaka bir yana, Küçük Raif’e ailesiyle birlikte sağlıklı, mutlu, güzelliklerle dolu bir ömür dileriz…

ZİRVEDEKİLER
Ferdi Sabit Soyer:
“LTB bugün batıktır. Önemli olan, Kıbrıs Türk halkının, iradesine ve kendi kendini yönetme amacına bağlı insanlar olarak, bu yıkımdan nasıl çıkılacağıdır. Öne alınması gereken budur. Parti içi makamlar, partiler arası hengameler, kısır üstünlük yarışları, beytambal kalsın!!!!”. Tüm partiler için yapılmış bir yorum gibi geldi bana, ne dersiniz?

DİPTEKİLER
Ersin Tatar:
Maliye Bakanı Tatar, CTP Genel Başkanı Yorgancıoğlu’nun yaptığı açıklamalara twitter aracılığıyla yanıt verdi. Tatar tweet’inde, “Meclis’te muhalefet saatlerce kürsüyü işgal etmemeli. Zaman kaybı çalışmaları verimsiz kılar” dedi. Resmen şaka… Sanki iş yapmaya niyetleri varmış gibi. Tatar, aylardır nisabı muhalefetin sağladığının farkında değil mi?

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam