05 Aralık 2016

Catenaccio ve anti-futbol

Haber İçi Üst

 

Catenaccio; İtalyancada ‘asma kilit’ anlamına gelen ve genellikle de İtalya Serie A’daki takımların savunma anlayışını anlatan bir kurgudur.
Hafta içi eski talebemiz Emreciğin (Perçinci) kaleme aldığı “Catenaccio ölmedi, ligimizde yaşıyor” başlıklı yazı, şahsıma hem bi’şeyler öğretti, hem de bi’nevi nostalji yaşattı sağolsun hocam.  “Atak futbolu maç kazandırır, savunma futbolu kupa kazandırır” felsefesini benimsemiş İtalyanların “madem defans yapıyoruz, öyle bir defans yapalım ki ismi olsun, şan olsun” diyerekten ortaya çıkardığı futbol anlayışı nihayetinde 82 Futbol Dünya Kupası’nda İtalya Milli Takımı uygulamış ve kupayı kazanmıştır. Ancak bu taktiğe  kelimenin tam anlamıyla “anti-futbol” demişlerdi dönemin futbol yorumcuları.
Yunanistan da buna eşdeğer bir anlayışla 2004 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı kazanmıştı. “Böyle bir taktiği benimseyen takımlar mutlaka tarihe geçerler ama şan ve şerefle değil, korkaklıklarıyla anılırlar” diyen futbol adamı çok ama yine de dönemin Yunanistan Milli Takımı Teknik Direktörü Otto Rehhagel’i salya sümük ayakta alkışladılar bu değerli hocayı. Aslında Yunanistan'ın 2004 Avrupa Şampiyonası’nda oynadığı futbol Catenaccio değildi ama buna çok benzer bir sistemle kazandılar. Catenaccio İtalyanların eş zamanlı alan ama sıkı sıkıya eşleşmeli alan savunması taktiğiyle oynanır. Bu taktikte, hem alan savunması, hem de adam markajı pozisyonun durumuna göre eşzamanlı olarak birliktedir. Özetle; ‘Defansın göbeğinde iki adet savunmacı vardır. Bunlarla beraber en arkada, bir de tercihen kel ve göbekli istenen sarkık bir libero vardır. Sol kanatta ve sağ kanatta gömülü iki futbolcu önünde yine ortaya yakın ikili gömülü orta saha oyuncusu vardır.
E onların önünde de forvet arkası iki defansif, bir de ofansif oyuncu ve en önde de maksat dostlar alış verişte görsün tarzı bir santrafor’ bulunur. İşte, alın size ‘oynamam ama oynatmam da’ tarzı bir futbol anlayışı. Sonuç mu? Ülkemizde de “duran toplarla sonuca gidelim. Bir olsun, bizim olsun” diyen Otto Rehhagel tarzı teknik adam çok. İşte, Emreciğin yazısındaki sonuç cümlesini bir kez daha yinelemekte fayda var; “Catenaccio ölmedi. Hâlâ daha ligimizde yaşıyor. Süper ligimizde teknik direktör ünvanlı bir çok teknik adam, günü birlik başarılar için eski kafa yapılarını değiştirmeyip, liberolu ve de sıkıcı futbol düzenlerine devam ediyorlar” dedi bizim adam haşin ve gaddar bi’şekilde. Dörtlü alan savunması mı? Önce hocaların hocası Mustafa Borataş’a, sonra da insan kaynağına ilişkin alt yapıda görev alan ve alacak olan teknik direktör ve  adaylarına büyük görevler düşüyor, zira ağaç yaş’ken eğilmez mi? Hayırlısı bakalım… 

Paçalar tutuşmadan

Gene paçalarımız tutuştu! Neymiş? ‘Ney’ değil ‘keman’mış! Hatta ve hatta ölümümüzün goca körü vaktimiz yokmuş.
“Gün 24 saat ya, 1 saat ise günün % 4’ü oluyor” diye diye dilim ağda ister vesselam. İşte, ordan da vakti olmayanların kuyruklu yalanı ortaya çıkıyor! Çok değil, iki ay sonra yaz mevsimi başlıyor bu yarım adamızda. Şubat biter ve mart, nisan derken 1 Mayıs İşçinin ve de Vahşi Kapitalizmin Bayramı eş zamanlı olarak başlar. Bakıyoruz da bi’hummalı çalışmadır gidiyor ‘ey âhâli, duyduk duymadık demeyin’ şeklinde! Yine neymiş? Yaz geliyormuş ve kışın alınan kilolar yaza doğru verilecekmiş! ‘İki ayda patlıcan bile yetişmez’ ya, hade neyse! Estetik merkezli egzersizin kısa vadesi olamaz.
Haa, “2014 Yaz” derseniz Allah isterse tamam ama 2013 yaz için boşuna çok bi’halt beklemeyelim a mübârek dostlar. Aslında sürece ‘yaşam boyu egzersiz’ gözüyle baksak çok daha iyi olacak. N’apmalı? Bi’defa ılımlı egzersize en az 1 saat zaman ayırmalı. Ne de olsa günün % 4’lük bi’zaman dilimi pekâlâ hepimizde var. Ilımlı derken de nefes nefese kalmadan, sohbet de edebileceğimiz ritmik yürüyüşler, koşular, bisiklette pedale basmalar, tırmanma ve diğer hobi tarzı doğa sporları tamamdır. Haa, bu iş için profesyonel bireysel fitnes danışmanından da hizmet satın alabilirsiniz. Ne de olsa artık biliyoruz ki ‘egzersiz bi’tür ilaç olmuş’. Bunun için konuya özel ekipman alalım mı?
E pek tabii ki de alırsak ne âlâ. E başka n’apalım? Yine profesyonel bi’diyetisyen baskısı hissedebilmek için yine bilgisine güvendiğiniz bir profesyonelden hizmet satın alalım mı? E pek tabbii ki de. Sonuçta ılımlı egzersiz, diyetisyen ve sürekli sizi motive eden bi’fitnes danışmanı veya sosyal arkadaşınız varsa işin en zor kısmı başlıyor. “Ya sabır” diyerek inatla ve inançla ha’bire üzerine üzerine gidin tüm korkularınızın. Ne de olsa hayat kısa. Kaliteli yaşamakta fayda var.
Paçalar tutuşmadan hareketlen artık a okuyucum. Sağlıkla iki gözüm…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam