05 Aralık 2016

Cardiff City mi? Why not

Haber İçi Üst

Haçana bir Londra ve civarı dedik ve Wales’in (Galler) başkenti Cardiff’e geçtik çoluk çocuk. Şehrin futbol takımı Cardiff City, geçen sezon Championship'ten bitime üç maç kala, üçüncü sıra ile arasında 13 puan fark atarak  Premier Lig’e yükselen ilk takım olmuştu. Bu sezon Premier Lig'de mücadele edecek olan Cardiff City’de 1 Mart’ta istifa eden eski başkanı Dato Tan Tien Ghee’nin yerine geçici olarak göreve getirilen Simon Lim’den başkanlık görevini devralacak isim açıklanmıştı. Kulübün resmi sitesinden yapılan açıklamaya göre yeni başkan malum 1958 Baf doğumlu Mehmet Dalman olmuştu. Mehmet Bey Commerzbank, Deutsche Bank ve Credit Lyonnais’de üst düzey yöneticilik yapmış bir yönetici. İşte oralarda olmak için illâ ki profesyonel yaşamda başarı şart bildik. Endüsriyel futbol hızla vites yükseltirken, bizler maalesef daha o futbol otobüsüne binemedik. Fi tarihli bir yazımızda “Futbolun yönetiminde bir sulandırmadır gidiyor. Bir de gözümüzün içine baka baka ‘tadilat’ deniliyor. Tadilat maskesi altında yapılan uygulamaları bazen trajik, bazen de komik bir şekilde izliyoruz. Geçtiğimiz hafta, Adil Muhtarın Aslanköy Kavşağı’nda yaşamını keyfile süren  badem gözlü meşhur Kadife adlı sıpa, cehennem sıcağı altında saatlerce federasyon önünde bekletildi. Teşbihte hata olmaz a dostlar ama sıpanın boynunda asılı pankartın üzerinde yazılı ‘futbolcu kalmadı, bana da lisans verin’ yazısını okuduğum an aklıma Futbolcular Derneği geldi. Ne futbolcuların, ne federasyonun ne de Kulüpler Birliği’nin pek de dikkate almadığı bir dernek. Millet çok da dikkate almayabilir ama futbolcu da derneğine sahip çıkmazsa ‘yuh olsun be!’ derim.  Üyelik aidatı yatırmayan, toplantıları dikkate almayan hatta ve hatta nereye imza attığının bile farkında olmayan bir futbolcunun her kuyruğuna basıldığında soluğu Amcaoğlu ve yönetiminin yanında aldığını da görmekteyim. Yok yahu, eyi vallahi! Derneğe üç kuruşluk katkın olmayacak ama her sıkıştığında gevezelik yapa can. Tabi düşüncelerimi herkes üstüne almasın veya alsın. Napalım, gerçekler acıdır, tıpkı biber gibi” demiştik. İlgili yazıda bahsi geçen tüm derneklerin başkanları da, yönetimleri de değişti. E değişmeyen tek şey hani değişimdi? Herşey değişti ama bu adadaki futbolcunun yöneticisine, yöneticinin de futbolcusuna olan bakışı hiç değişmedi. Her ihi taraf da  kendini kuzu, karşısındakini de eli bıçaklı kasap gördü. Bi’defa şunu herkes bilsin ve de duysun ki; Sözleşmeli Sistem adlı sistem profesyonel bir sistem değildir. Daha profesyonel sistem için 100 fırın ekmek lâzım o da bu adada yok! Okutan Başkan; Allahı var her icraatında ‘futbolcu merkezli’ oldu. Konuşmalarında futbolda toplam kalitenin en önemli sürecine hep futbolcuyu koydu. Gidişindeki en büyük neden de buydu sanırım. Bir de üç kuruşluk başkanlık koltuğu için adam satmaması ve eyyam yapmaması. Ya şimdi? Şimdilerde de Sertoğlu Başkan ve teşkilatı bir gecede yırtılıp atılan sözleşmeler için yeniden butona bastı ve yine futbolcu merkezli bir dönüşüme adım attı. Çok da iyi etti zira futbolun ekmek kapısı görülmediği bir düzende futbol seyircisinden bahsetmek mümkün değildir. E kulüpler? E “her zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür” ya kulüplerin de ayağa kaldırılması için bi’şeyler yapmak şart oldu. Futbol Kanunu mu? Neden olmasın? Özerkliğe eyvallah ama her çağdaş futbol ülkesinin yasama ve yürütme tarafından da sürekli sobelenen bi’kanunu var. Tüm lig statüleri, kulüp sayıları ve diğer mevzuatlarına ilişkin bir ‘Futbol Anayasası’ şart oldu. Genel kurul mu? E tabii ki o da meşru egemenlikte asıl söz sahibi olsun ama sözleşme, liglerdeki kulüp sayısı ve özellikle de genel kurul yapısı tipi dönüşümler ilgili kanuna bağlı olsun.  Yazdık az önce ama yine yazalım; Unutulmasın ki “Sözleşmeli Sistem” başka bir kavram, “Profesyonel Sistem” başka bir kavram. Hele hele zaman zaman medyada “yarı profesyonel ve gizli profesyonel” gibi abuk kavramlı açıklamalar da okuyoruz. Bir sporcu ya amatördür ya da profesyoneldir. Ayni veya nakdi katkı alan biri profesyonel olamaz. Ancak, takımın yarısı amatör yarısı da profesyonel ise; bu sisteme de “Yarı Profesyonel Sistem” denir anca, tıpkı Güney Kıbrıs’taki gibi. Kardeşim Hüseyin Amcaoğlu ve yönetimi vakti zamanında “geriye dönüş olamaz” diye açıklama yapmıştı ve sonuçta kendisi gibi, Tarık Tilki gibi değerli futbolcuları kaybetti bu memleket. Futbolcuların şimdiki başkanı Salih Işık dostumla da çok konuştuk bu konuları. Bu futbolcu zihniyeti gemisini kurtaran kaptan olmaya çalışırsa, Gadife Sıpa gibi semer vuran çok olur. Aman kızmayı a dostlar, zira teşbihte yine hata olmadı. Artık kendinize gelin! Unutmayınız ki futbol dünyası, futbolcuya mahkûmdur. Dünya futbol platformu böyle düşünüyor ve futbolunu ‘sözleşmeler dâhilinde’ yönetiyor. Belli mi olur! Belki de gün gelir Kuzey Kıbrıs’tan birileri de Cardiff City’de top koşturur. U12’den mi? Yetenekli bebemiz çok! Salt yetenek yönünden eksikleri yok evelallah. Neden olmasın veyahut why not…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam