06 Aralık 2016

Çakıcı: Mehmet Bey de Akıncı kadar lider vasıflı

Çakıcı: Mehmet Bey de Akıncı kadar lider vasıflı
Haber İçi Üst

VİZYONLARI AYNI… Ebru Çakıcı, Mehmet Çakıcı’yı Mustafa Akıncı’ya benzeterek, “Vizyonları da misyonları da aynı. Mehmet Bey de en az Mustafa Akıncı kadar liderlik vasıfları olan birisi” dedi

Baykan GÜRSES ÖZDAĞ

TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı’nın eşi, akademisyen Ebru Çakıcı, seçmenin 2009 yılında yapılan seçimde UBP’ye oy vererek iktidara taşımasının, “sol” siyasi partileri değil kendini cezalandırma olarak görüldüğüne dikkat çekti. Ebru Çakıcı, Mehmet Çakıcı’yı Mustafa Akıncı’ya benzeterek, “Vizyonları da misyonları da aynı. Mehmet Bey de en az Mustafa Akıncı kadar liderlik vasıfları olan birisi” dedi.
Ebru Çakıcı,  “Seçmen, UBP başa geldikten çok kısa bir süre sonra bunun sol partileri değil kendi kendini cezalandırma olduğunu gördü. 28 Temmuz seçiminde olumlu sonuçlar çıkmasını bekliyorum, ülke halkı çok daha iyisine layık” dedi.
Ebru Çakıcı, Havadis Gazetesi’ne özel bir mülakat verdi. Ebru Çakıcı, hem akademisyen olarak hem de siyasetçi eşi olarak günlük yaşantılarından, siyasete pek çok konuda açıklamada bulundu.

İhtisas yaparken tanıştılar
Ebru Çakıcı, 1969 İstanbul doğumlu… İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Ebru Çakıcı, eşi Mehmet Çakıcı ile ihtisas yaptığı dönemde tanışmış. Ebru Çakıcı, Eşi Mehmet Çakıcı ile tanıştıktan sonra 1998 yılında ihtisasını tamamlayarak, Kıbrıs’a geldiğini anlatıyor. Ebru Çakıcı, 1998 yılından beri de YDÜ’de psikoloji bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. 
Ebru Çakıcı, eşi Mehmet Çakıcı ile nasıl tanıştıklarını şöyle anlattı:
“Mehmet Bey ile 1994’te Bakırköy’de ihtisasa başladığımızda aynı serviste görev aldık. Mesleğimize duyduğumuz heyecan ve istek bizi aynı serviste buluşturdu. Aynı serviste başlayan birlikteliğimiz bir ömür de sürdü.
Çok ortak yanımız vardı, hep mesleki heveslerimiz ve arzularımızla ilgili hem de yaşama bakış açımızda da ortak yanımız oldu. Mehmet Bey, basında da görüldüğü gibi esprili neşeli bir tavrı vardır. Bir yandan çalışkan, hırslı bir yanı var, bir yandan da insancıl hümanist esprili bir yanı da vardır. Benim için hızla önemli ve değerli bir insan oldu.”
Evlenmek için hızlı karar aldıklarından bahseden Ebru Çakıcı, “Bu kadar hızlı kararları normalde kimseye önermiyoruz ama ağustos ihtisasa başladık, 1995 başında söz yüzüğü taktık, 1996’da da evlendik” cümlelerini gülümseyerek kurdu.

“Siyasetin neler getireceğini bilmiyordum…”
Ebru Çakıcı’ya, Mehmet Çakıcı ile tanıştığı yıllarda siyasetle ilgilenip ilgilenmediği sorusunu şöyle yanıtladı:
“Mehmet siyaseti hep düşünüyordu. Onun en baştan beri hayali, ihtisası bitirip, Kıbrıs’a dönerek siyasette bulunmaktı. İstanbul’da da Kıbrıs gündemini takip ediyordu. Kıbrıs’a döndüğünde siyasete girme planı vardı. Benim için hiçbir zaman sürpriz değildi siyasete girmesi… Ama siyasetin pratikte neler getireceğini bilmiyordum.”
Siyasetin,  yaşantıları üzerindeki etkiyi de anlatan Ebru Çakıcı,  bu konuda şunları söyledi.
“1998’de Kıbrıs’a geldiğimizde Mehmet, askere gitmişti. 2000 yılında askerden çıktığında siyasete girdi. Özelikle de Annan Planı döneminde çok aktif çalışıyordu. Annan Planı döneminde çeşitli eğitimlerde ne olduğunu anlama ve anlatma konusunda çok aktif rol aldık.
Mehmet özellikle o dönem TV programlarında politikacı kimliği ile değil, bir aydın kimliği ile büyük bir çaba ve emek içindeydi. Ardından 2003’te ilk milletvekili seçildi. Aktifti ama 2003 yılında aktif bir politikacı olarak resmiyet kazandı.”

“Mehmet Bey, 2003 yılına kadar siyasetle ilgilenen bir ‘aydın’dı…”
2003 yılına kadar eşini siyasetle ilgilenen bir aydın olarak tanımlayan Ebru Çakıcı,  esas bu yıldan itibaren hayatlarında siyasetin büyük bir yerinin oluşmaya başladığını şöyle anlattı:
“O dönem hem milletvekili hem de BDH’nın genel sekreterliği görevini yürütüyordu. Siyaset hayatımızın içinde hep önemli bir yer tuttu.
Dışarıdan göründüğü gibi değil siyaset… Çevrenizde haftada iki gün meclise gidiyorlar diye biliniyor, ama gecesi gündüzü olmayan bir iş aslında. Full-time bir mesai, sadece Meclis çalışması ile bitmiyor. Mehmet Çakıcı’nın parti başkanı olmasının getirdiği sorumluluklar da bulunuyor.
Gündüz mesaisi içinde çeşitli toplantıları, çalışmaları, akşamları ise parti içinde ve dışında toplantılar, çevre gezileri bulunuyor. Ülkenin genelinde çeşitli çalışmalar yürütüyor, gecesi gündüzü olmayan bir iş siyaset…”
Siyasetin dışında akademik kimliği ile tanınan Çakıcı çiftinin, zamanı nasıl kullandığı konusunda da Ebru Çakıcı, “Daha fazlasını yapma isteği hep var. Üniversitede yaşadığım bir sorumluluk ve yoğunluk var. Çalışma saatlerimin dışında da yapmam gerekenler var. Partide de sınırlı da olsa katkı koyma isteğim var. Keşke daha fazlasını yapabilsem… Oldukça yoğun bir tempoya sahibim. İnsanın bir ideal yapmak istedikleri var, bir de yapabildikleri… Ancak yetişebilenler yapılıyor” vurgusunu yaptı.

“Çocuklar babaları az zaman geçirse de kaliteli paylaşımları var…”
Bir kız, bir erkek iki çocuk sahibi olan Ebru Çakıcı ile annelik rolü üzerine de konuştuk. Ebru Çakıcı, taşıdığı rolleri içinde en keyiflisinin annelik olduğuna vurgu yaptı.
Ebru Çakıcı konuyla ilgili, şu ifadeleri kullandı:
“Anne olmak taşıdığım roller içinde en keyiflisi… Çocuklar insanın yaşamını güzelleştiriyor. Mehmet’in kişilik yapısı olarak sakin esprili, neşeli sıcak hali çocuklarla ilişkisinde bir avantaj… Mehmet Bey,  gerektiği yerde o ciddi tavrı var ama ev ortamında çok sıcak, çocuklarla şakalaşan birisidir.
Çocukların babaları geçirdiği az zamana rağmen ilişkileri son derece iyi ve güzel. Az zaman geçiriyorlar, bu bir gerçek. Bazen bir iki gün görüşmedikleri oluyor, çocuklar yatmış uyumuş oluyor babaları geldiğinde…
Ama zaman açısından sıkıntı olsa da kalite açısından sıkıntı yaşamıyorlar. Mehmet, o sıcaklığı çocuklarına verebiliyor. Çocuklarımız hayatla ilgili değerleri babalarından alabiliyor.  Bu seçim arifesinde tempo yoğun geçiyor, ama normal hayatımızda mesele Pazar günlerimiz mutlaka aile ile geçiyor.”
Pazar günleri aile ile geçirilen zamanları da anlatan Ebru Çakıcı, “Tipik bir Kıbrıslı aileyiz. Pazar günleri, pikniğe gideriz, arkadaşlar ya da aile ile… Denize gideriz. Genelde aile ile birlikte oluruz” dedi.

“Siyaset, pazar günleri öncelikli konu olmuyor”
Siyasetin, pazar günleri öncelikli konu olmadığına da dikkat çeken Ebru Çakıcı,  “Kesin sınırlar koyamıyorsunuz ama bir yerdesiniz birileri selam veriyor, derdini anlatıyor, bir şey istiyor ya da soruyor… Mehmet ile bir yere gitmek, mutlaka birileri ile etkileşimi beraberinde getiriyor”  diye konuştu.
Mehmet Çakıcı ile çocukların hayatları üzerine birlikte karar aldıklarını söyleyen Ebru Çakıcı, önemli kararları birlikte aldıklarını ifade etti.

Ayrı karede

“Mehmet Bey, Mustafa Akıncı gibi vizyon ve liderlik vasfına sahip…”
28 Temmuz erken seçim sürecine ilişkin değerlendirmelerini ve toplumla ilgili gözlemlerini de paylaşan Ebru Çakıcı, eşi TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı’yı vizyon sahibi, liderlik vasfına sahip bir kişi olarak tanımlıyor.
Ebru Çakıcı, bu konudaki düşüncelerini bir örnek ile anlattı:
“1998’de Kıbrıs’a geldiğimde seçim dönemiydi. Bir ay sonda oy kullandım. Kıbrıs’taki partileri çok iyi bilmiyordum, o dönem TV’de parti başkanlarının bir programı vardı, izledim ve kararımı verdim, TKP’ye oy verdim.
Mehmet’in annesi CTP’li babası da TKP’liydi, sol gelenekte bir aileydiler. Benim için Mustafa Akıncı’yı dinlerken, konuya hâkimiyeti beni etkiledi. Ve oyumu TKP’ye verdim. Bugün de baktığımızda TDP ve Mehmet Çakıcı için de aynı şeyi hissediyorum. Yani bu vizyon çok önemli, olayları geniş perspektif ile görebilmek önemli. Çünkü ancak geniş bir perspektif ile görülürse karar verilebiliyor, ani kararlar vermek gerekiyor, doğru düşünen bir lidere ihtiyaç olduğuna inanıyorum.
Mehmet’in bu vasıflara sahip olduğuna inanıyorum. TDP’de temiz siyaset ve temiz insanlar var, Bakanların aktif çabasını görüyorum. Hükümete gelme durumunda da TDP’nin çok aktif olacağını ve halka hizmet edeceğine inanıyorum. Burada bir yerlerde olmak için değil hizmet etmek için geliyorlar.”

“Hiç memur olmayı düşünmedik”
Geçmişte sol görüşlü kişilerin toplumda dışlandığını ve işsiz bırakıldığına vurgu yapan TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı’nın eşi Ebru Çakıcı, “Mehmet’in annesi özel sektörde çalışıyordu, babası da İngiliz zamanında polis, sonra da LTB’de çalışmıştı. Sol görüşlü aileler yıllarca devlet kadrolarında yer alamadı, memur olamadı, devlet memuru olma haklarından mahrum edildi. İster istemez özel sektör ağırlıklı oldu. Mehmet ile benim devlette işe girme arzumuz hiç olmadı. Akademik sürece inandığımız için üniversitede devam ettik” dedi.

“Ölüm sessizliğini gördüm”
Ebru Çakıcı, eşinin aktif olarak bir aydın duruşu sergilediği Annan Planı referandumunu şu sözlerle anlattı:
“Annan Planı referandum gününü hatırlıyorum. Dereboyu’nda ana cadde üzerinde merkez binasındaydık. Büyük bir heyecanla referandum sonucu bekleniyordu. Sonuçlar çıktı, sonuçlar öğrenildiğinde caddede bir ölüm sessizliği vardı.
Zihnimde bir resim olarak o sahne duruyor. Bu derin bir hayal kırıklığıydı. Bu basit bir referandum değildi, ülkenin geleceğini belirleyen bir dönüm noktasıydı, beklentiler de elbette çok yüksekti. Annan Planı Kıbrıslı Türkler için çok şey ifade ediyordu. Beklentileriniz ne kadar güçlü ve yüksekse, hayal kırıklığınız o kadar derindir.
CTP’nin hükümette olduğu dönemde beklentiler de yüksekti, demokratikleşme, sivilleşme, anlaşmaya gitmeye adına beklenti büyüktü… Beklentinin büyük olması da hayal kırıklığına yol açtı. Politikada ne ilginçtir UBP, o dönemde tek başına hükümet kurma oyunu alırken, pek bir şey yapmadı. Ne güçlü bir seçim kampanyası, ne güçlü bir söylemi vardı, çantada planları vardı, ne olduğunu bilmiyorduk.
Ama tek parti olarak UBP Hükümeti kurdu. Kuşkusuz CTP’ye duyulan hayal kırıklığı bunu sağladı. UBP bir şey yaptığı için değil, hayal kırıklığı ona bu ivmeyi kazandırdı.”

 

“Seçmen, sol partileri değil kendini cezalandırdığını gördü”
Toplumun bir yüzleşme, sorgulama dönemini yaşayıp yaşamadığını da sorduğum TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı’nın eşi akademisyen Ebru Çakıcı, halkın aslında sol partileri değil kendini cezalandırdığının görüldüğüne vurgu yapıyor. Ebru Çakıcı, bu konuda şöyle konuşuyor;  “Seçmen, UBP başa geldikten çok kısa bir süre sonra bunun sol partileri değil kendi kendini cezalandırma olduğunu gördü. 28 Temmuz seçiminde olumlu sonuçlar çıkmasını bekliyorum, ülke halkı çok daha iyisine layık. Halk, kendine hizmet verecek, önceliği halkın ihtiyaçları olacak bir partinin hükümette olmasını hak ediyor.”

***

“Başbakanlık Sibel Siber’e yakıştı”
Ülkenin ilk kadın Başbakanı olarak bu görevi yürüten Sibel Siber’in kendisine yakıştığını söyleyen Ebru Çakıcı, kadınların politikada oluşunun desteklenmesi gerektiğine vurgu yaptı.
Ebru Çakıcı, bu konuda görüşlerini şu şekilde özetledi:
“Sibel Siber, hekim olarak sevilen birisi… Politikacı kimliği ile de sevilip sayılan bir isim oldu. Onun başbakanlığa yakıştığını düşünüyorum.
İlk kadın başbakanımız, politikada kadınların oranının çok düşük oluşu, TDP içinde de kadın adayları destekleyen politikalar var.
Yine de kültürel bir durum herhalde, kadınlar aktif siyasetin içinde yer almıyor. Politikada aktif olan kadınların desteklenmesinin önemli olduğunu görüyorum. Kadınların politikada oluşu desteklenmeli…”

“Akademik kimliğimle de topluma hizmet ediyorum”
Politikada sınırlı bir çalışma içinde olduğunu, daha aktif bir rol üstlenmeyi düşündüğünü de söyleyen Akademisyen Ebru Çakıcı, “Alacağım aktif görev, parti içindeki komisyon ve kurullarda yer almak şeklinde olur. Profesyonel görev anlamında bir rol üstlenmeyi düşünmüyorum. Eşim zaten aktif siyasetin içinde, benim bir akademik kimliğim var ve ben bu kimliğimle de topluma hizmet ettiğime inanıyorum. Politikada da aldım görevler var, ama bunlar daha sınırlı oluyor” diyerek sözlerini noktaladı.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam