06 Aralık 2016

“Büyük UBP Projesi” ve…

Haber İçi Üst

“Doktor Küçük, Rauf Denktaş, Osman Örek, üç arkadaş anlaşmışlar gardaş gardaş…”
Son zamanlarda özellikle Başbakan Küçük’ün dillendirdiği “Büyük UBP Projesi” ile ilgili birçok senaryo konuşuluyor. Kıbrıs Türk sol siyasetinin önemli figürlerinden birisinin dün sohbetimiz sırasında söyledikleri bana hayli ilginç geldi. Söz konusu politikacı, “Büyük UBP Projesi”nin temelinde, sadece UBP’nin değil, sağda bir birliğin yattığını söyledi. Bugüne kadar İrsen Bey’in dillendirdiği bu projeden herkesin anladığı, ÖRP ve DGP’nin katılımı ile hayat bulacağı yönündeydi. Yani, kurultayı İrsen Bey’in kazanması halinde, ÖRP’den Turgay Avcı ve Mustafa Gökmen, DGP’den ise Tahsin Ertuğruloğlu’nun UBP’ye katılacağı ve UBP’de yeni bir takım yapılanmaların olacağı varsayılıyordu. Zaten mevcut süreç de bu yönde ilerliyordu…     
Siyasi dostum, bu projenin bununla sınırlı kalmayacağını, asıl hedefin ise Demokrat Parti’nin de bu oluşumda yer alacağını iddia etti. Ona göre “Büyük UBP”den murat edilen, sağ partilerin, yani UBP, DP, ÖRP ve DGP’nin içinde bir çatı altında toplanmasıdır…
Böylece, yıllar önce sağda yaşanan parçalanmalarla bölünen % 65’lik sağ oyların, yeniden ve güçlü bir çatı altında toplanması sağlanacak. Hatta “Söz konusu üç parti lideri de,  bu ‘Büyük UBP’ içerisinde önemli görevler üstlenecekler” diye de iddiasını sürdürüyor söz konusu arkadaşım…
Onun inancına göre, bu birliktelikle bugün için sayısını 32’ye çıkaracak olan bu oluşum, Anayasa değişikliği de dahil, ülkede birtakım değişimlerin hayata geçirilmesi için sayısal çoğunluğa bir adım daha yaklaşacak… 
Ve bu iddiasını nostaljik bir şarkıyı hatırlatarak bitiriyor. “Hatırlarsın bu ülkede yıllar önce herkesin dilinde olan bir şarkı vardı. ‘Doktor Küçük, Rauf Denktaş, Osman Örek, üç arkadaş anlaşmışlar gardaş gardaş’ diye… İşte Kıbrıs Türkü için önemli olan bu liderlerin soyadlarını taşıyanların içinde bulunduğu bu birliktelik böylece hayata geçirilecektir…
Ne dersiniz, böyle bir senaryo size söylense tepkiniz ne olurdu..?  
***

Vatandaşın sorunu kurultaya endeksli değil…
Açın gazete sayfalarını, manşetler genelde UBP Kurultayı ile ilgili…
Televizyon kanallarında dolaşırken, haberler, tartışmalar, konular, konuklar, hepsi ama hepsi de, 21 Ekim’de yapılacak UBP Kurultayı etrafında…
Oysa vatandaşın sorunu kurultaya endeksli değil ki!
Vatandaşın derdi geçim…
Vatandaşın derdi iş…
Vatandaşın derdi aş…
Vatandaşın derdi ekmek…
Ülke parsel parsel dağıtılırken, insanlar yarın ne olacağını düşünürken, ne yazık ki, yazılı ve görsel basının da desteği ile suni gündemler yaratılıyor her daim…
Kurultaya bir haftadan az bir süre kaldı. Kurultay süresince yaşananlar, kurulan masalar, verilen sözler, hepsi geride kalacak. Bildik “ne olacak bu memleketin hali” moduna tekrar döneceğiz. Daha düne kadar  “en büyük başkan bizim başkan” diye omuzlarımızda gezdirdiğimiz, bizim onlara değil, onların bize koştuğu politikacıların kapılarını aşındırmaya başlayacağız, kurultay öncesi verilen sözler yerine gelsin diye… 
Kazananlar, kaybedenler birkaç gün konuşulup unutulacak. Ve biz yeniden gerçeklerimizle yüz yüze kalacağız… Sadece sizler değil, biz gazeteciler de, sayesinde konu bulma sıkıntısı çekmediğimiz kurultay sürecini arar olacağız. Ve bir gerçekle daha yüzleşeceğiz, “harç bitti yapı paydos” veya en kaba tabiriyle, “öküz öldü, ortaklık bozuldu” diye…

YERİN KULAĞI VAR
ERSAN SANER’İN DESTEĞİ KÜÇÜK’E Mİ:
Kurultayda Kaşif’e destek vereceğini açıklamasına rağmen Saner hakkındaki iddialar bitmek bilmiyor. Hele kurultaya sayılı günler kala çıktığı Trabzon ziyareti iddiaları daha da güçlendirdi. Bu gelişmeler sonrasında UBP’ye yakın bir kaynak, Ersan Saner’in kamuoyuna yaptığı açıklamaların aksine, kurultayda İrsen beye destek vereceğini iddia etti. Söz konusu kaynak, bu desteğin Atun’da olduğu gibi açık bir destek olamayacağını, ancak kendisinin ve yakın çevresinin kurultayda Küçük lehinde oy kullanacağını iddia etti. Kurultaya sayılı günler kala ortaya atılan bu iddianın doğru olup olmadığını 5 gün sonra hep birlikte göreceğiz… 
SÖZÜN BİTTİĞİ NOKTA: Ülkenin iki first lady’sinin davalaşma iddiaları gündeme bomba gibi düştü. Başbakan Küçük’ün eşi Gülin Küçük’ün bir gazeteciyi telefonla arayarak, “devletin en üst makamının eşi ve çocukları tarafından tehdit edildikleri” açıklaması üzerine Eroğlu ailesinin, Küçük ailesi hakkında “Zem ve kadih” davası açtığı haber veriliyor. Ülkeyi yöneten iki siyasinin eşlerinin, koltuk ve makam uğruna böyle bir konuma gelmesi, ülkedeki siyasetin geldiği noktayı göstermesi açısından oldukça düşündürücüdür…
YA BİZİMKİLER: Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, eşelmobil sistemini kaldıracak bir memoranduma imza atmayacağını yineleyerek “hakları için çalışanlarla birlikte miting meydanlarına ineceğini” söylemiş. Bir de bizim siyasileri düşünün, bırakın böyle bir hareketin içine girmeyi, mevcut hakların ortadan kaldırılması için neredeyse çanak tutacaklar… 
ARSA SPEKÜLASYONLARI BAŞLADI: Mesarya’nın kıraç arazileri TC’den gelecek su haberiyle birlikte değer buldu. Yıllardır kimsenin tarafına bakmadığı topraklar suyun geleceği haberleriyle kıymete bindi. Son günlerde bölgeye asılan tabelalarda “peşin paraya araziniz alınır, arazinizi gelin birlikte değerlendirelim” yollu yazılar dikkat çekiyor. Türkiye’den gelecek su, belli ki birilerinin de iştahını kabartmış…  
HALİMİZE ŞÜKRETTİK: Rahatsızlığı nedeniyle köyden Lefkoşa hastanesine gelen bir vatandaş aradı. “Hastaneye gidene kadar Lefkoşa’nın halini görme fırsatı yakaladım. Biz yıllardır hep, köyümüzdeki mandıralardan ve etrafa yaydığı kokulardan şikayet ettik. Ancak Lefkoşa’nın halini görünce sizler adına üzüldüm ve kendi halime şükrettim” deyince inanın söyleyecek söz bulamadım…   
SÖYLEYENE BAK: UBP Milletvekili Hasan Taçoy’u izledim dün sabah bir TV programında. Söylediklerine bakınca sanki 10 yıldır bu partinin bir neferi değilmiş, yıllardır yapılanların sorumluluğundan kendini arındırmış bir havaya bürünmüş. Sanki kendisi bu partiye dün gelmiş gibi bugüne kadar yapılan tüm yanlışları başkalarının sırtına yüklemesini hayretle izledim…    
ANASTASİADİS’TEN ÇÖZÜM UMANLAR: Evet sözüm, Anastasiadis’ten çözüm adına umut bekleyenlere… Daha önce de yazdık, kadife yumrukla geliyor Anastasiadis. Hele de EOKA’nın partisi DIKO’yla iş birliğinde olunca, izleyeceği politika ortadaydı zaten. İktidara gelince ilk işi Kıbrıs Türklerine bedava sağlık hizmetini kaldırmak olacakmış. Oldu olacak, “İki ayrı devleti kabul ettim” desin, olsun bitsin… 
MUCİZE FOS ÇIKTI: Yunan basını bir süredir, ABD’de yaşayan Yunanlıların kurduğu iddia edilen “END” diye bir örgütün vaatleriyle çalkalanıyordu. Hatta bu örgütün adamları televizyonlara çıkıyordu. Sözde bu örgüt, 600 milyar Euro toplamış, bu parayı 100 yıllığına yüzde 0.5 faizle Yunanistan’a vermeye hazırmış. Bu da yetmemiş, KKTC’deki evlerini arazilerini geri satın alabilmeleri için Rumlara 20 milyar Euro hediye edeceklermiş. Şimdi ortaya çıkıyor ki, ne böyle bir örgüt var, ne de böyle bir para… Yunanlılar çaresizlikten şakalara da inanmaya başlamışlar…

ZİRVEDEKİLER
Nevvar Nolan: Yüksek Mahkeme Başkanı Nevvar Nolan “Mesela bin lira kredi alan bir vatandaş bir takım ödemelerde yapmasına rağmen belli bir süre sonra bu bin lirayı kat kat fazlasıyla ödüyor hatta ödeyemiyor. Sonunda vatandaş cezaevine giriyor. Peki, sorun çözüldü mü? Hayır… Faizler çok yüksek. Bana çok acı veriyor. Ve kimse darılmasın şahsen benim vicdanımı rahatsız ediyor…”. Yargı her zaman yol gösteriyor ama, icra görmezden geliyor.
Savaş Bozat: “Lefkoşa Belediyesi battı deniyor, batan sadece belediye değil, ben dahil belediye çalışanı bin kişidir” diyor Savaş Bozat. Sigortası, İhtiyat Sandığı ve maaşı ödenmeyen insanlardan adam gibi hizmet beklemenin de mümkün olamayacağını belirtiyor. Yalan mı..?

DİPTEKİLER
Cemal Bulutoğluları: Cemal başkan resmen halkla alay ediyor. Lefkoşa’yı çöp yığınları sarmış, günlerdir çeşmelerden su yerine lağım akmış, sonra o da kesilmiş, bir bakıyoruz ki Cemal başkan yaşananlardan kendisi sorumlu değilmiş gibi, grev yapan belediye işçilerine destek veriyor. Bu ne pişkinliktir…
El-Sen: Türkiye’den suyla elektrik getirilmesine karşı çıkıyor El-Sen. Bir sendikanın önceliği halkın çıkarları olmalıdır. Bunun önüne başka hiç bir çıkar konamaz. Asrın projesi denilen ve Rumların bile telaşa düştüğü böylesi bir proje heyecanla beklenirken, buna karşı söz söyleyecek olan, o suyu o elektriği dört gözle bekleyen halkın da tepkisiyle karşılaşacaktır. Ha, kontrolü, fiyatı, dağıtımı sorun olmasın isteniyorsa, onun mücadelesi ayrıca verilir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam