08 Aralık 2016

Bunlar horlatıyor!

Haber İçi Üst

Horlama çok yaygın görülen bir sorun olmakla birlikte toplumda olağan kabul ediliyor. Oysa ciddi sorunların işareti olabileceği gibi çevreye verdiği olumsuz etkiyle de rahatsızlık verici…

Horlama sadece bir estetik sorun olarak görülüyor. Ancak, bu sorunla " Uyku apne sendromu" denilen, çok ciddi hastalıklar ve ölümle sonuçlanabilecek bir hastalığın belirtisi olarak da karşılaşılabiliyor. Uzmanlar, sağlık açısından önemli olan horlamayı, haftanın çoğu gecesinde ve gecenin yarıdan fazla süresinde görülen bir durum olarak tanımlasa da, birkaç saat süren horlama, hastanın eşini hatta komşusunu bile rahatsız edebiliyor.

Başkasını rahatsız edecek derecede horlamanın erkekte yüzde 20'lere, menopoz öncesi kadınlarda ise yüzde 10'lara ulaştığı belirtiliyor. Horlayanların dörtte birinde yaşamı tehdit edici uyku apne hastalığı olduğu bildiriliyor.

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Tanyeri, uyku apnesi ve horlama hakkında sık sorulan soruları ve merak edilenleri yanıtlıyor.

HORLAMA NEDİR?

Uykuda soluk alıp verirken başta küçük dil ve yumuşak damak olmak üzere üst solunum yolundaki yumuşak dokuların kaba titreşimi ve bunun yarattığı ses, " Horlama" olarak adlandırılıyor. Burun yapı olarak yüzün orta bölgesinde yer alan bir organ olup tampon görevi yapıyor. Bunun koku ve nefes alma organı olduğu belirtiliyor.

Nefes alıp verirken burnumuza aldığımız hava, burun içindeki yapılar tarafından akış şiddeti artırılıp boğaza iletiliyor. Burun ileri derecede tıkanık değilse, nefes alıp vermede sorun yoksa, uyku apnesi ve horlamada ana sorun yaratan organ olmuyor. Burnun horlama ve uyku apnesine olumsuz katkısının yüzde 20 – 30 oranında olduğu belirtiliyor.

Horlama ve uyku apnesi yüzde 70 – 80 oranında; geniz, boğaz, yumuşak damak, bademcik ve dil kökü bölgelerindeki gevşemelere bağlı olarak oluşuyor.

ALIŞVERİŞ BOZULUYOR

Horlama üst solunum yollarındaki direncin varlığına işaret ediyor. Uykuda solunum durması olarak adlandırılan uyku apnesi, kişide akciğerlerin iyi havalanmamasına neden oluyor. Uyku sırasında burnun görevinin, üst solunum yolları vasıtasıyla hava akımını nefes borusu ile akciğerlere iletmek olduğu belirtiliyor. Bu klasik döngüde boğazdaki çöküntüler, akciğerlere oksijen geçişini azaltıyor ya da engelliyor.

Oksijen azalması akciğerlerdeki en ufak birim olan alveol denilen baloncukların kanla oksijen- karbondioksit alışverişini bozuyor. Azalmış oksijen kana yükselmiş karbondioksit olarak yansıyor. Kanda oksijen azalması, kalpte koroner damarlarda gezen oksijenin azlığına da işaret ediyor. Kan içindeki oksijenin azalması hastalarda kalpte aritmi adı verilen ritm bozuklukları ve kalp krizine yol açabiliyor.

HORLAMA NEDENLERİ

* Uzun süre sigara kullanmak

* Yumuşak dokuların gevşemesi

* Antidepresan, antihistaminik, antispsikotikler gibi ilaçların yan etkileri

* Alt, üst çene ve ağızdaki anatomik bazı bozukluklar

* Vücut kitle indeksinin yüksekliği nedeniyle şişman olmak

* Septum deviasyonu denilen burnun orta bölgesindeki eğrilikler ve konka hipertrofisi adı verilen burun eti büyümeleri.

* Geniz etinin özellikle de çocukluk çağında arka burun deliklerini tıkayarak burundan hava geçişini engellemesi.

* Yumuşak damak ve küçük dilin ileri derecede sarkık olması.

* Bademciklerin çok büyük olması.

* Dilin büyüklüğünün normalden fazla oluşu

* Dil kökünde bademciklerin büyüklüğü veya dil kökünün anatomik olarak boğaz arka duvarına yakın olması

NEDENİ BİLİNMEYEN HİPERTANSİYONUN EN ÖNEMLİ SEBEBİ UYKU APNESİ

Kanda uzun süreli oksijen azalmasıyla vücutta bazı değişiklikler oluyor. Damarların içindeki az oksijenli kanı vücudun ihtiyacı olan oksijen seviyesine çıkarıp dokulara aktarmak için damarlar kendisini büzüyor ve içinden geçen kanının akışını artırıp oksijen eksikliğini gidermeye çalışıyor. Bu hipertansiyon olarak adlandırılıyor. Damar az oksijenlenme nedeniyle büzüştüğü takdirde, tansiyon yükseliyor.

Nedeni bilinmeyen yüksek tansiyonun en önemli nedeninin uyku apnesi olduğu belirtiliyor. Akciğerler üzerinde az oksijenlenmenin olumsuz etkileri özellikle sigarayla birleştirildiğinde KOAH hastalığı erken dönemde başlıyor. Aynı şekilde karbondioksit miktarı yüksek kan, beynin az oksijenlenmesine dolayısıyla da felce neden oluyor.

HORLAYAN HASTA NASIL BİR YATAKTA UYUMALI?

Horlama, önce sadece ses ve titreşim nedeniyle horlayanın uyku kalitesini bozuyor. Horlayanların uyku apneleri olmasa bile, bu bir uyku problemi olarak tanımlanıyor. Uyku kalitesini bozan her şey horlamanın da eklenmesiyle daha ağır seyrediyor. Hastanın içine gömülmeyeceği kadar sert, omurga ve eklemlerini rahatsız etmeyecek kadar yumuşak bir yatağı tercih etmesi öneriliyor. (HaberTurk)

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil