05 Aralık 2016

Bugün başkasına yarın size!

Haber İçi Üst

Küçük yaşlardan spor basının içine girdim. Bugünlerde Spor Yazarları Derneği’nin kullanımından vazgeçtiği ve yakında da muhtemelen boşaltacağı Atatürk Stadı altındaki lokalinin duvarlarından yerdeki mermere düşen boya tanelerini elimle kazıyarak çıkarttığım 8’li yaşlardan beri mesleğimi şerefimle yürütüyorum.

13 yaşında Songuç Kürşat’ın elinden aldığım özel ödülü gösteren fotoğrafımı halen saklarım. Genelde kulüplerin, derneklerin, federasyonların veya bir takım idarecilerin yemekli düzenlediği organizasyonlara katılmama prensibim var. Mesleğimi yaparken birinden yemek, kıyafet, reklam gibi karşılık beklemiyorum ve bu yüzde de camiadaki kişilerle çok sıkı fıkı muhabbetim olmamıştır. O işleri yapanlar her dönem bizim meslekte olmuştur, türemiştir.
İşte bu yüzden de spor yazarları mesleği günümüzde ayağa düşmüş, saygınlığını ve gücünü önemli ölçüde yitirmiştir bana göre. Statlarda, meyhanelerde, derneklerde, kahvelerde, törenlerde, bakanlıklarda, sosyal paylaşım sitelerinde, müdür müsteşar odalarında spor yazarları çekiştiriliyor, birilerinin istemediği şeyleri yazanlar kötüleniyor. Zaten gittikçe de spor yazarlığından öte futbol yazarlığına geçiş yapılmıştır. Futbol dışındaki branş yazarı ve yorumcusu gittikçe azalmaktadır. Spor yapan spor yazarı sayısı zaten çok çok az!
Gururla yürüttüğüm babamın bu mesleğinden son yıllarda soğudum. Sporu idare ettiğini iddia edenler, doğru olmayan icraatlarını yazdığımız zaman ekmek paramızla oynamaya başlıyorlar ve onlardan çok da korkacağımızı sanıyorlar. Unutuyorlar mevkiler geçici ve oturdukları koltuklara bugüne kadar kimse yapışamadı.
Geçen hafta önce Hamitköy-Cihangir maçı, sonraki gün Binatlı-Yeniboğaziçi maçlarında idim. Cumartesi günü Yenicami’nin GG’yi yenerek Hamitköy’ün Cihangir’e mağlup olmasına rağmen play-out’tan kurtulmasını “bu işler böyle” başlığı ile yorumladım. Binatlı ile Yeniboğaziçi maçının ise mutlak Yeniboğaziçi üstünlüğünde geçmesine, şampiyonluğun garantilenmesine rağmen Binatlı ile berabere kalınmasına “hallettiler” dedim.
Bunlar bana göre doğru olmayan şeylerdi ve eleştirdim. Hakarete varan tepkiler aldım camialardan. Hepsini de saygı ile karşıladım ve inanın sevindim. Sevinmemin sebebi yorumlarımın okunması, kimine göre beğenilmesi kimine göre beğenilmemesi idi. Beğenildiğinde sevindiğimiz kadar beğenmeyenlerin eleştirilerine de açık olmalıyız biz. Ben en azından öyleyim.
Ben ne Yeniboğaziçi’nin 26 haftalık mücadelesine, performansına karşıyım, ne de başarılarına gölge düşürürüm. Ama son oynanan maçtaki performans doğru değildi ve buna karşıyım. Geçen yıl Mormenekşe Lefkoşa’da play-off’ta kaybederken kendileri için ne kadar üzüldüğümü ve onları Süper Lig’e görmek istediğimi ifade ettiğimde yine bir taraftan övgü, diğer taraftan eleştiri almıştım. Ama orda da benim doğru haklının Mormenekşe olduğundan yana idi.
İki-üç sene önceki meşhur Çetinkaya-Lefke kupa finali maçındaki olaylarda sahaya inan Lefkelilerin yanlış yapmalarına rağmen onların haklı olduğunu yazdığımda da birileri rahatsız olurken benim doğrum yine Lefke’nin haksızlığa uğradığından yana idi ve onu da belirtirken çıkarttıkları olayları tasvip etmediğimi de yazdım. Şimdi Yeniboğaziçi taraftarlarının şiddetli eleştirilerine, hakaretlerine maruz kalırken sosyal paylaşım sitesinde, bu yorumları beğenenler arasında ayni mesleği icra ettiğim arkadaşların olması, üniversitelerde spor eğitmenlerinin olması beni tek üzen şeydir. Yani Yeniboğaziçi-Binatlı maçında yaşananlar bu arkadaşlara göre doğru ve güzel miydi gerçekten de beğendiler?
İşte bizlerin kendi kabuğumuz içinde bir arpa boyu yol alamamamızın tek sebebi budur. Ama unutmayın, bugün başkasına yarın size! Ama beraberliği ayarlama, ama ekmeğinizle oynama, ama eleştiri, ama hakaret…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam