04 Aralık 2016

Bu kavga burada bitmez..!

Haber İçi Üst

Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun önceki gün yaptığı basın toplantısının ve hükümetle, İrsen Küçük’e yönelik açıklamalarının ardından, Başbakan’ın dün düzenlediği basın toplantısında ne konuşacağı öyle anlaşılıyor ki bayağı merak konusu olmuş, çünkü Başbakanlık Şeref Salonu’ndaki toplantıya ilgi oldukça yoğundu. Ben ve birkaç gazeteci arkadaş toplantıyı ayakta izlemek zorunda kaldık…
Dünkü toplantıyı, Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun söylemlerine karşı bir cevap verme toplantısı diye düşünenler yanıldı. Çünkü Başbakan ve tüm kabine üyeleri (Hüseyin Özgürgün hariç, ki o da Meclis’te nöbetçi olarak bulunuyordu) birlikte çıktılar medyanın karşısına. Başbakan Küçük Eroğlu’nun kendisine yönelik suçlamalarına cevap vermek yerine, hükümet icraatlarını anlatmayı tercih etti… Cumhurbaşkanı ile arasında yaşananlarla ilgili bir soruyu, Eroğlu ile kişisel bir kavgası olmadığı, sadece partisel birtakım rahatsızlıkları olduğunu söyleyerek geçiştirmeyi tercih etti…                                
Yazılı olarak okuduğu metinde, her ne kadar bugün yayınlanacak Ticaret Odası’nın “Rekabet Edebilirlik Raporu’nda” aksine bir tablo çıksa da, Başbakan “sataşma” yerine rakamlarla 2013-15 ekonomik protokolün topluma getireceği refahtan bahsetmeyi tercih etti.
Kurultaya 3 gün kala Başbakan’ın öne çıkan sözlerini başlıklar halinde şöyle özetleyebiliriz:
*Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun, 16.5 dakikalık yazılı metinde sadece 3.5 dakikasının toplantı çağrısının konusuyla (yani müzakereler) ilgili olması dikkatlerden kaçmamıştır. Şahsıma yönelik iddialara, suçlamalara cevap yetiştirme kaygım olmadı, hele de makamlar arası çatışmaların kimseye yarar sağladığına dair en küçük bir inanç taşımadım…                                                                                                                          

*İstikrar İrsen Küçük için değil, KKTC için geçerlidir…                                                                                    

*Seçimlere kadar kabinede değişiklik yok. Kabinemizle görevimizin başındayız. İstikrar ülke ve ekonomik program için gerekli…                                                                                                         

*Cumhurbaşkanlığı seçimi gündemimizde yok…                                                                                 *Cumhurbaşkanı keşke pilavın nasıl olduğunu açıklasaydı… Bizim önümüzde pilav değil, icraat yapmak var…                                                                                                                                                                        *Kurultay seçiminde favori benim. Ben kazanacağım…                                                                                     

*Benim UBP dışında bir planım yok..!                                                                                                        

*Geçmişte uygulanmayan programlar yüzünden, Kıbrıslının adı “yalancıya” çıktı…
Öyle görülüyor ki, Sayın Küçük bu aşamadan sonra, çekilmek istendiği kavganın içinde yer almak istemiyor. Hiç olmazsa pazara kadar öyle bir tavır içine girmeyecek. Ancak görünen odur ki, Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki bu kavga, kurultaydan sonra da devam edecek. Çünkü kavganın temelinde “iktidar olma” kaygısı var. Bu kavga, bir zamanlar el ele, kol kola defalarca iktidara taşıdıkları, uğruna mücadele verdikleri Ulusal Birlik Partisi’ni paylaşma kavgasıdır…    

YERİN KULAĞI VAR

KAVGANIN NEDENİ:                                                                                                                                      

Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki kavganın esas nedeni yavaş yavaş aralanmaya başladı. Her iki liderin açıklamalarını iyi okuyanlar esas kavganın kurultay değil, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik olduğunu anlayacaklar. Yani Eroğlu’nun amacı, kendisine rakip gördüğü Küçük’ün önünü şimdiden kesmek. Yoksa uzun süredir, aralarında sorun olduğu herkesçe bilinen Ahmet Kaşif’i niye desteklesin ki…
 

KAŞIK KAVGASI:                                                                                                                                              

Eroğlu ve Küçük’ün iktidar kavgası bugünlerde pilav kavgasına dönüştü. Cumhurbaşkanı Eroğlu, “İrsen Bey’in önünde bir pilav var, önce bu pilavı yemesi lazım” derken İrsen Bey de pilavla ilgili yorumunda, “Ne bileyim, domatesli mi nedir? Sayın Eroğlu pilavın tarifini versin” diye cevap veriyor. Hani bir laf var “pilavdan dönenin kaşığı kırılsın” diye, o hesap, bu kavga da sürecek… Ve öyle anlaşılıyor ki bu kaşık kavgasının sonunda ikisinden birinin kaşığı kırılacak. Hem de öyle bir kırılacak ki, ne siz sorun ne ben söyleyeyim…

KABİNEDE DEĞİŞİKLİK YOK:                                                                                                                                        

Dünkü basın toplantısında İrsen Küçük’ün yanında oturan bakanlara derin bir oh çektiren konuşma, hiç kuşkusuz Başbakan’ın seçimlere kadar kabinede bir değişiklik yapmayacağı yönündeki açıklamasıydı. Kurultay sonrası için yazılan bazı senaryolara karşı Başbakan’ın, “Mevcut kabineden memnunum, seçimlere kadar bir değişiklik yapmayı düşünmüyorum” demesi, en çok diken üstünde oturan bakanları memnun etti…
 

BU KEZ İŞİ SIKI TUTUYOR:                                                                                                                                             

“İlk kurultayda delegeler ve partililere toplu ziyaretler yapmamız bizim hatamızdı. İlk kurultay sonucuyla ilgili tahminlerim bundan dolayı tutmadı. Ancak şimdi bu yanlışı görerek, nokta ziyaretler ve bire bir görüşmeler yapıyoruz. Pazar günkü kurultaya şimdi çok daha rahat ve emin gidiyorum, kurultayın galibi ben olacağım” diyen Başbakan Küçük, ikinci turda sürpriz yaşamamak için bu kez işi sıkı tutuyor. Bakalım pazar günkü sonuçlar da İrsen Bey’in beklediği gibi mi olacak… 
 

RAPOR YİNE KÖTÜ:                                                                                                                                          

Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın bugün beşincisini açıklayacağı Rekabet Edebilirlik Raporu, ne yazık ki geçen yıla oranla daha kötü. Raporda gidişatın iyi olmadığı ve siyasetin, rekabet edebilirlikte en büyük engel olduğu belirtiliyor. Bunun başlıca nedenlerinden biri olarak da, ekonomi odaklı siyaset yerine, siyaset odaklı bir ekonomik düzenin varlığına vurgu yapılıyor…  
 

LEFKOŞA SİZİ DİNLİYOR:                                                                                                                                     

 

Lefkoşa Belediyesi’ne şu ana kadar aday olanların geçmiş performanslarına ve kişiliklerine bakarak, onlardan bize yeni bir politik anlayış sunmalarını bekliyorum şahsen. Politikada araç olarak halka şirin görünmeyi seçmeyen, içi dışı bir insanlar. O nedenle de diyorum ki, bu kez sizler, bu 3-5 aday öyle yüksek bir seviye tutturun ki, bundan sonraki seçimlere örnek olsun.  Bize “maaş almayacağım, parkın adını değiştireceğim” demeyin, ya da tüm sorunları bir anda ortadan kaldırmayı vadetmeyin. Durumu hepimiz biliyoruz. Neyi, ama ondan da önemlisi, nasıl yapacağınızı anlatın. Lefkoşa sizi dinlemeye hazır…

STÖ’LER REVAÇTA:                                                                                                                                            

Seçim, kurultay derken, sivil toplum örgütleri bir anda kıymete bindi. Politikacılar, onların söylediklerinden işlerine geleni alıp dibine kadar kendi çıkarları için kullandılar. Bunu hala da yapıyorlar. Ancak dile getirilen o dertlere çare bulmayı hiç düşünmediler. Buna karşın dernekler, sendikalar, meslek kuruluşları, kısaca demokrasinin vazgeçilmezi sivil toplum, olduğu yerde vizildenmekten başka bir tepki göstermedi, göstermiyor. Kimse kusura bakmasın ama, böylece bizim ülkede sivil toplum, süs bitkisi gibi yaşayıp, gidiyor…

ZİRVEDEKİLER
Mustafa Besim: Ekonomist Mustafa Besim’in Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın dünkü basını bilgilendirme toplantısındaki sözleri aslında ülkede yaşananların kısa özetiydi. “Ülkede rekabet kurulu birimi var ama, sadece adı var. Zira şikayetleri alıp değerlendirecek, piyasaya çıkıp denetleme yapabilecek iki tane memuru bile yok…”. Sayın Besim, memuru olmayan o kurumun başındakilerin aldıkları müsteşar, müdür maaşlarını söylemeyi unuttunuz.

DİPTEKİLER
Sen Ben Kavgası: CTP milletvekili ve LTB başkan adayı Kadri Fellahoğlu, 2006 yılından beridir belediyenin UBP ve DP tarafından batırıldığının altını çizerek milliyetçilik taslayan bu iki partinin, adında Türk kelimesi taşıyan tek belediyeyi kendi yönetim anlayışlarıyla batırdıklarını ifade etmiş. Allah aşkına artık vazgeçin bu, “sen batırdın, ben batırmadım” kavgasından. Lefkoşalı kimin ne yaptığını çok iyi biliyor. Onun için böylesi kısır çekişmeler yerine, yapacaklarınızı anlatın Lefkoşalıya…

FIKRA:

Başka birisi vurmuştur

Adam 80 yaşına merdiven dayamış durumda doktora gider. Doktor muayenesini yaparken bu arada sorar
– Nasılsınız. Hayatınızdan memnun musunuz?
Adam:
-“Ah doktor bilemezsiniz o kadar mutluyum ki. 20 yaşında bi karım var ve benden 3 aylık hamile.”
Doktor çok şaşırır ve böyle bir durumu aklı almaz. Adama dönüp derki.
-“Size bir hikaye anlatacağım. Adamın biri geyik avına çıkmayı çok seviyormuş.” Her gün tüfeğini alır ava gidermiş. Yine bir sabah kalkar ava gitmek için hazırlanır. Yalnız yanlışlıkla tüfeğini alacağına şemsiyesini alır.
Neyse bu adam ormanda ilerlerken aniden önüne bir geyik çıkar. Adam şemsiyesini doğrultur nişanını alır güm geyik yerde. Yaşlı adam tam bu arada
– “Hayır kesinlikle başka biri vurmuş olmalı.”
Doktor da
-Evet kesinlikle

 

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam