08 Aralık 2016

Bu kafalar değişmeli…

Haber İçi Üst

Aylardır bu sayfadan yazıp çiziyoruz. “Küçük hükümeti miadını doldurdu, artık gitmesi gerek” diye. Bizim yazdıklarımız bir yana, tüm muhalefet partileri yatıp kalkıp 24 saat, “ille de erken seçim” deyip durdular.  Şimdi en erken bir seçim takvimi ortaya çıktı, dün bu konuda aslan kesilenler, şimdi seçimden kıvırtmak için, bahaneler yaratıyorlar. Hatta öyle çirkin iddialar dolaşıyor ki, sandığa gitmeden koltuğa oturmak isteyenler, adeta sarayın kapısında yatıp kalkıyorlar. Eğer bu iddialar doğruysa, siyasi ahlak konusunda geldiğimiz durumu artık siz düşünün…
Çok gerilere gitmeye gerek yok, tüm muhalefet partilerinin yüzlerce erken seçim beyanatını bulabilirsiniz. Ne diyorlardı; “Bu hükümet artık halkın iradesini temsil etmiyor. Her geçen gün ülke kaybediyor. Bir an önce halkın iradesine müracaat etmek gerek”. Bir bakıyorum da, dün bunları söyleyenler en büyük sınav olan halkın iradesine gitmek yerine, “sen çekil, ben geleyim, ondan sonra halkın  iradesine gideriz”. Allah aşkına bu halk iradesinin tecellisi midir, söyler misiniz…
Benim bu arkadaşlardan beklediğim, “seçimler 28 Temmuz değil, olabilecek en erken bir zamanda yapılmalı” kavgasını versinler. Daha düne kadar, bu Meclis’in bittiğini, nisap sorununu bile aşamadığını, bu Meclis’ten memlekete bir hayır gelmeyeceğini söyleyenlerin,  şimdi niye fasarya yarattıklarını anlayamıyorum…
TDP ve DP’nin erken seçimlerin, ille de 28 Eylül’de yapılması veya dün Serdar Denktaş’ın “Bari 11 veya 18 Ağustos olsun” diye önerdiği, yani 15 gün sonrasının daha uygun olduğu yönündeki taleplerini anlamak mümkün değil. Hani bu hükümetten bir an önce kurtulmak gerekirdi? Temmuz yerine eylülde olması ısrarlarını anlatmakta ise oldukça zorlandılar…
Şimdi eğri oturup doğru konuşmak lazım. Ok yaydan çıkmış ve ülke son sürat erken bir seçime doğru yol alıyor. UBP dışındaki muhalefetin 28 Temmuz’da yapılacağı neredeyse kesinleşen erken seçimlere tüm güçleriyle destek olacaklarına, sanki de “birilerini” hoş tutmak, UBP’den ihracı istenen 8 milletvekilini kollamak için adeta birbirleriyle yarışıyorlar. İşte benim anlam veremediğim de bu…
Özellikle de bu sekiz arkadaşın, partideki yönetime başkaldırmalarının arkasındaki ismin herkesçe bilindiği bir ortamda, yıllardır “mutlaka gitmeleri” lazım dedikleri anlayışı götürmek varken, seçimlerin 4 ay sonraya alınmasındaki niyeti anlamıyorum. Siyasette 24 saatin bile çok çok önemli olduğu böylesi krizlerde, konuyu zamana yaymanın avantaj ve dezavantajlarını yıllarını siyasete adamış politikacılar, eminim benden çok daha iyi biliyordur…  En büyük sınav, sonuçta halkın önüne konulacak sandıkta verilecek.
KKTC siyasi tarihinin “en başarısız hükümeti”, “en kötü Meclisi” unvanına sahip bu illetten kurtulma fırsatı Kıbrıs Türk toplumunun önüne konuldu. Buyurun, şikayetçi olduğunuz bu zihniyetten kurtulalım, işte beklediğiniz fırsat.
Her neyse, bu seçim öngörülen tarihte olacak. Ancak bu ayak sürümeler unutulmayacak. Kimse merak etmesin, Kıbrıs Türk halkı, yerlerde sürünen siyaset ve siyasetçiyi yeniden ayağa kaldırmak, Meclis’te “parmak vekilliği” yapanları temizlemek için bu fırsatı iyi değerlendirecektir…

 

YERİN KULAĞI VAR
EROĞLU’NUN KURBANI OLDULAR:                                                                                                                        Eroğlu’nun kişisel hırs ve kininden dolayı siyasi meze yapılan UBP’nin 8 muhalif milletvekili, resmen siyasi kurban edildiler. Küçük-Eroğlu kavgasına Ferdi beyin dediği gibi “garnitür” olan bu 8 kişi, şimdi kara kara siyasi geleceklerini düşünmeye başladılar. Tepede yaşanan bu kavganın kaybedeni ne yazık ki, söz konusu sekiz milletvekili oldu…
GÜVEN VERMİYORLAR: CTP, 28 Temmuz’a onay vermelerindeki en önemli sebebi, UBP’den ihraçları gündemde olan 8 milletvekiline güvenmemek olarak açıkladı. Vallahi ben de olsam, bu 8’e güvenmezdim. Adaylıkları bile sallantıda olan bu arkadaşların, gelebilecek bir teklife balıklama atlamayacaklarını kim garanti edebilir ki? Çoğunun geçmişine bakıldığında, siyasi zigzaglarla dolu olduğunu hepimiz biliyoruz…
CTP GÖZÜNÜ AÇMALI:                                                                                                                                               CTP, UBP'nin belirlediği seçim tarihine olumlu oy vererek seçime kadar Küçük hükümetinin devamını onayladı. Tamam, bu bir strateji olabilir. Ancak önümüzdeki iki aylık icraatın da bir anlamda sorumluluğunu paylaşacak. O nedenle seçim yasaklarının bir numaralı takipçisi, yine CTP olmalı. Vatandaşlıktan, arsa dağıtımına, kaçaklara göz yumulmasından, istihdamlara kadar her şeyi yakından takip edecek olan CTP'dir. Buna mecburdur. Eğer bu hükümet yasakları delerse, kendi tabanı da CTP'yi affetmeyecek…
ÇAKICI AĞZINDAN ATTI:                                                                                                                                            TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı kürsüde konuşurken, CTP’li bir milletvekili “Cumhurbaşkanlığına gidip, hükümeti kurma görevi istedin” diyerek laf attı. Bunun üzerine, herkes Çakıcı’nın tepki göstermesini, iddiayı reddetmesini beklerken, o bunu yalanlamadı ve "Hepiniz oldunuz, ben niye iktidar olmayayım?" deyiverdi…
SONAY ADEM’İN İTİRAFI:                                                                                                                                          Dün Meclis kürsüsünden büyük bir itiraf yaptı Sayın Adem. “Ben ÖRP olayının bir yanlış olduğuna inanıyorum, bunun benzerinin de bir daha yaşanmasını istemiyorum”… Önceki günkü yazımda “CTP, ÖRP olayından ders almış görünüyor” demiştim. Adem bu görüşümü doğruladı…
BU KADAR NET:                                                                                                                                                  UBP Mağusa Milletvekili ve İlçe Başkanı Afet Özcafer, güvensizlik önergesine neden onay verdiklerini izah ederken, “Bize kucak açmadılar” gerekçesini ortaya koydu. Yani, madem bize kucak açmadınız, biz de hükümetinizi düşürürüz… Olay bu kadar basit…
BİR KATKI YAPALIM:                                                                                                                                                  “Bana taze buğday dediler, ben kolay lokma değilim” diyen Afet Hanım herkese etik dersi verdi, ahlaksızlık bastı, sonunda da bir hata yaptı; “Ahlak, sosyete dilinde etik oldu” deyiverdi. Oysa madem bu konuda konuşacaktı, biraz araştırsaydı. “Ahlak”, toplumsal değerleri içerirken, “etik”, evrensel değerleri kapsar. Yoksa, ahlakın kibarcası değildir. 
SERDAR NASIL EROĞLU OLDU:                                                                                                                                 Son günlerde Demokrat Parti-saray ilişkileri o kadar ayyuka çıktı ki, dünkü Meclis oturumunda Ferdi bey bir ara Serdara Denktaş’a “Sayın Eroğlu” diye hitap edince gülüşmelere neden oldu. Ancak öyle görünüyor ki Serdar Denktaş 2010 yılında söylediği, “bükemediğim eli öperim” sözünün arkasında durup, o eli öpmeye devam ediyor…

ZİRVEDEKİLER
Turan Cenk-Buse Savaşkan: Kayseri’de başlayan “Okullararası Küçükler ve Yıldızlar Atletizm Türkiye Şampiyonası”nın ilk gününde 100 metre erkeklerde Yakın Doğu Koleji'nden Turan Cenk, 11.54 ile Türkiye şampiyonu, aynı zamanda yeni okullar rekorunun da sahibi oldu. Yüksek atlama yıldız bayanlarda ise Şehit Turgut Ortaokulu sporcusu Buse Savaşkan 1.58’lik atlayışıyla Türkiye
şampiyonluğu yanı sıra yeni yıldızlar okul rekoru kırdı…

DİPTEKİLER
Mehmet Tancer: Kaşif grubunda olduğu sürede İrsen Küçük ve hükümet olmadık sözler söyleyip eleştirilerde bulunan Mehmet Tancer, aday olamama tehlikesini görünce hemen kıvırıp, İrsen beyin yanında yer aldı. Sanki dün o sözlerin sahibi kendisi değilmiş gibi. Ama en acısı ne biliyor musunuz, düne kadar kader birliği yaptığı arkadaşlarının partiden ihracı için imza attı. Ah, bu koltuk sevdası nelere kadirmiş…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil