03 Aralık 2016

Bregovic, Divac, Petrovic ve Boban

Haber İçi Üst

 

Goran Bregovic; 1950 doğumlu. Hırvat bir babadan ve Sırp bir anadan doğma uluslar üstü bi’sanatçı. Saraybosna’da doğdu ve Boşnak bir hatunla evlendi. Anlayacağınız orjinal bi’beyaz Yugoslav. Doğup büyüdüğü topraklardaki manileri ve de ezgileri bütünleyerek büyüdü. Arkasından da Oscarlı bir film müzik yapımcısı oldu bizim adam ve nihayetinde de popüler kültürün merkezinde olan bi’dünya sanatçısı oluverdi. Arada da Arizona Dream ve Mustafa gibi uzun metrajlı filmlere de müzik yaptı. Neyse, geçen akşam Salamis Antik Tiyatro’da Mağusa Belediyesi’nin örgütlediği konserine gittik sevgili Biray Deliceırmak ve eşi sayesinde. Konser sabahında sabah 08.08’de telefonuma bi’sms düştü; “Hoca biletler elimde Goran’ın. Sağolsun Onursal. Ver coşkuyu” diye. E tabii bendeniz de direkt zevkten dört köşe bi’şekilde Biray Yoldaş’a teşekkürü çaktım sms olarak. Kalktık gittik. Bi’defa Mağusa tam bir dünya şehri olmuş. Neden mi? Belediye Başkanı Oktay Bey Mağusa halkının toplamdaki yaşam kalitesine yönelik her türlü tedbiri almış ve hâlihazırda da almaya devam ediyor. Salamis Harabeleri(!) içerisinden geçerek konser alanına vardık. Tabii daha öncesinde de sütunlar ve başı kesik heykelleri buruk bi’şekilde izledik yürürken. Kıbrıs adasının ticaret merkezi olan ve yüzyıllar boyu adanın burdan yönetildiğini okumuştuk Kıbrıs Tarihi ders kitaplarından. İşte, üzerinde bulunduğumuz yer mermerlerinden, dönemin insanlarının nasıl bir halet-i ruhiye içerisinde olduklarını özümsemeye çalıştık. Sonucunda konser alanına varmıştık. Tabii bu arada Hüseyin Ekmekçi ve ailesiyle karşılaştık alanda ve birlikte konuşlanmaya karar verdik. Bi’defa çok ferah ettim zira Ekmakçi tam da party(!) man ve de har har bi’şekilde coşku vermeye bayılır. Önce birkaç fotoğraf çekip, birkaç siyasi atış yaptık marazi Biray Yoldaş’la Facebook ve de Instagram üzerinden. En nihayetinde de o beyazlara bürünmüş kelebek saçlı adam çıktı sahneye Goran Bregoviç Ekselanslarıydı bu. Onu en son yıllar önce İstanbul Rumeli Açık’ta görmüştüm. Şimdi ki parçalarını pop, rock, jazz ve de flamenko cinsinden daha da popüler müziğe yaklaştırması hasebiyle çok da yabancı olmadığımız ezgilere şahit olduk. Özellikle Champagne For Gypsies 2012 albümünde yer alan parçalarla coştuk. Millet ha’bire havaya havaya sıçrarken özellikle vokalist kadınların giydikleri yöresel kıyafetlere takılı kalmıştım. Arkasından da erkek müzisyenlerin giydikleri yöresel kıyafetlere takılı kaldım; “Vay guzzum vayy. Bizim adam Yugoslavya’nın bi’köyünden çıktı ve dünyanın en ünlü müzisyenleri arasında yer alıyor” dedim kendi kendime. Mâlum, 1990'lara federal yönetimden kopma çabalarının ve siyasal istikrarsızlığın yol açtığı sorunlarla girildi. Sırbistan’ın sertlik yanlısı başkanı Slobodan Milosevic her yöne saldırmaya başladı. 1991’in sonlarında Bosna Hersek’te yaşayan Sırplar arasında yapılan bir referandumda ezici bir farkla Sırbistan ve Karadağ ile birlikte olma iradesi ortaya kondu. Ocak 1992’de Bosna-Hersek’te Sırp Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan edilen Sırp milisler, Sırp olmayanlara karşı ‘etnik temizlik’ politikası başlattılar. II’nci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde Avrupa kıtası üzerinde yapılan bu en kanlı savaş, 1995’te ABD’nin Dayton şehrinde yapılan Dayton Antlaşması’yla sona erdi. Tabii bu süreçte Sırp asıllı eski NBA basketbolcusu Valde Divac, 1990’da dünya şampiyonluğunu kutladıkları sırada sahaya gelen bir seyircinin elindeki Hırvat bayrağını yırtarak kenara fırlattı ve o güne kadar çok yakın kanka olan oda arkadaşı Drazen Petrovic’le maç sonrası kutlama yerine kavga ettiler. Ve nihayetinde de 1993 yılındaki trafik kazasında Petrovic öldü. Efsaneler bir daha bir araya gelemediler. Divac çok istemesine rağmen Petrovic’in cenazesine de katılamadı.  Diğer tarafta da Sırp-Hırvat savaşının başlamasına neden olan Dinamo Zagreb-Kızılyıldız maçı var. Zagreb taraftarlarını döven Sırp polise öfkelenen Hırvat futbolcu Zvonomir Boban’ın ilgili polise tekme atmasıyla başlayan ve sokaklara taşan olaylar nedeniyle o anda ‘iç savaş’ başlamış oldu. İşte, bi’taraftan Goran Bregovic’i, diğer bi’taraftan da o dönemi anımsadım o konser alanında. Sporun siyasi boyutu bu olsa gerek. Bregovic ha’bire barış çağrısı yaptı ama bombalar hep patladı. Patlamaya da devam edecek. Sonuç mu? Kalashnikov bir konserdi. Katkı koyanları kutlarım…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam