06 Aralık 2016

Bozer, TBMM Başkanı Çiçek İle Görüştü

Bozer, TBMM Başkanı Çiçek İle Görüştü
Haber İçi Üst

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek, ''Eğer Avrupa Birliği (AB), terazinin bir kefesine Türkiye'nin üyeliğini, bir tarafına da Kıbrıs'ı koyar; 'ya bu, ya bu' derse, biz bin defa Kıbrıs'ı tercih ederiz. Türkiye hiçbir zaman böylesine bir kıskacın içine girmez'' dedi.

Çiçek, Meclis Başkanı Hasan Bozer ile bir araya geldi; baş başa görüşmenin ardından heyetler arası görüşmelere geçildi. Çiçek, yaptığı konuşmada, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ilişkisinin ''biraz sıra dışı olduğunu'' belirterek, ''Burası her zaman sizin eviniz. Sizinle bir araya gelmekten, sorunlarımızı konuşmaktan, görüş alışverişinde bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Maalesef adada barış bir türlü bu manada gerçekleşemedi. Aslında Kuzey'de barış var. Güney'in durumu kendine, ona bir şey demem ama sürdürülen bir müzakere süreci var. Bu müzakere süreci olumlu şekilde sonuçlanmadı'' diye konuştu.

Birleşmiş Milletler (BM)'nin önündeki en uzun ihtilaflardan birinin Kıbrıs sorunu olduğuna dikkati çeken Çiçek, şunları söyledi:

''Rum tarafı bu anlayışında devam ettiği sürece bir türlü bu işin olumlu şekilde sonuçlanması gözükmüyor. Çünkü maalesef AB'ye de adanın tümünü temsilen, haksız ve hukuksuz yere alındıktan sonra olumlu adım  atmasını beklemek çok fazla iyimserlik olur. Her Cumhurbaşkanı seçiminden sonra iyimserlik olur, ötekine nazaran yeni gelen daha barışçıl ve çözüme yatkın gözükür ama hiçbir şey değişmez. Bana göre Rum tarafı adım atacak gibi gözüküyor, ayağını kaldırıyor, aynı yere basıyor. Bundan öncekiler de böyle oldu, bu da böyle olacak. Hele hele şimdi partilerin yüzde 75'in desteğin aldıktan sonra öneri getirecek, müzakerelerde adım atacaksa zaten imkansızı şart haline getirmiş oluyor. O nedenle yakın gelecekte, bütün çaba, beklenti, umudumuza, sizlerin çok olumlu katkılarına rağmen bugünden yarına bir şey gözüküyor değil. Kaldı ki kendi iç ekonomik sorunları, sıkıntıları da bu işe eklenince, biz kendi işimize bakalım diye düşünürüm. Benim kanaatim odur. Bu iş olumlu şekilde sonuçlanırsa memnun oluruz ama olmadığı takdirde bize düşen; zaten parlamentosuyla, siyasi partileriyle devlet kurumlarıyla orada oluşmuş, işleyen bir devlet mekanizması var. Devleti daha iyi çalıştırmak, ekonomik imkanlarını, refah seviyesini daha ileri noktaya taşımak, gerçekten de orada eşit şartlarda iki devletin varlığı, iki eşit halkın olduğu kabul edilerek bir çözüm bulunabilirse ne ala…Olmadığı takdirde biz kendi yolumuza devam etmeliyiz diye düşünüyoruz. Sizlerin bu yönde
vereceği her türlü kararı, Türkiye olarak bugüne kadar hep destek verdik, vermeye de devam ederiz. KKTC ile bizimkisi bir menfaat ilişkisi, al-ver ilişkisi değil. Bir kardeşlik ilişkisidir. Sizinle bizim aramızda hiçbir fark yok.''

TARİH ÖNÜMÜZE ALTIN FIRSATI ÇIKARDI

Kıbrıs politikasının Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri ve devletinin milli politikası olduğunu, iktidarda kim olursa olsun meseleye ana vatan Türkiye'den bakışın böyle olduğunu ve böyle olmaya da devam edeceğini kaydeden Çiçek, ''Önümüzde önemli fırsatlar var. Bu fırsatları birlikte iyi değerlendirebilirsek, zamanı da iyi kullanmış oluruz. Tüm dünyada ekonomik kriz var. Rum kesiminin hangi noktada olduğu belli. Tarih önümüze altın fırsatı çıkarmış oldu. Biz işlerimizi iyi götürürsek, yasal ve yapısal reformlarımızı süratle yapabilirsek, bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirdiğimizde Güney ile geçmişten gelen makas açığı, büyük ölçüde kapanmış olacak'' dedi.

Çiçek, bazı beklentiler bulunduğunu belirterek, bunlardan birinin Taşınmaz Mal Komisyonu olduğunu, bunun Türkiye'nin Kıbrıs meselesinde elde etiği en önemli kazanımlardan biri olduğunu söyledi. Çiçek, ''Aksi takdirde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'den verilen afaki bir kısım tazminatlarla ki bunların bir kısmı bana göre Rumların kendi malı değildi ama yoksun kalma tazminatı adı altında biz bazı davaları kaybederek önemli tazminatları ödedik. Şimdi komisyonun kurulmuş olmasıyla bir manada hukuki tanıma da ortaya çıkmış oldu. Bu mekanizmayı iyi işletmek lazım.  Bu noktada yapılmış çalışmalar var. Bununla ilgili yasal düzenlemeler de kısa sürede yapılabilirse şu önümüzdeki fırsatı iyi derlendirmiş oluruz.  Bu da oradaki kardeşlerimizin menfaatine olacaktır'' şeklinde konuştu.

KIBRIS MESELESİ YENİ BOYUTLAR KAZANMIŞTIR

Bozer de ''Bizim orada en büyük gücümüz, anavatanımız ile olan kardeşlik bağlarımızın devam etmesidir. Zaman zaman bağlarımızın zedelenmesi adına belli girişimler yapılıyor ama bu o kadar güçlü bir bağ ki pek etkili olamıyorlar'' dedi.

Kıbrıs'ın sadece orada yaşayan Türkler ile Rumların meselesi olmadığını, enternasyonal boyutları da bulunduğunu ve tarih boyunca bütün devletlerin dikkatini çektiğini kaydeden Bozer, son yıllarda Rumların adanın tek hakimi olma adına çok ciddi iddiaları, niyetleri, rüyaları olduğunu söyledi. Bozer, ''Bizler 1571'den beri Türk varlığı olarak adada varız. Bütün süreçlerde oranın eşit siyasal haklara sahip ortağı olduğumuz; dünya tarafından bilinmemezlikten gelinse de biliniyor. Anlaşmadaki haklarımız, referandumdaki pozisyonlar, Avrupa mahkemelerinin kararları ortada. Biz dünya hukuku adına yapıyoruz ama muadil bir işlemi Rumlar, Türkler için yapmıyor. Biz dünya hukukuna uyabilme adına ve doğru bir hareket olarak yapıyoruz, geliştiriyoruz. Oldukça çok fazla müracaat var'' diye konuştu. 

Bozer, ekonomik krizi Türkiye'nin katkılarıyla ciddi tahribat olmadan geçiştirdiklerini söyledi. Kıbrıs meselesinin çözümü için gayret gösterdiklerini belirten Bozer, şunları kaydetti:

''Biz neredeyse 50 yıldır masadayız. Biz hep iyi niyetimizi gösteriyoruz ama karşılığını göremiyoruz. Artık bizler sonsuz ve sınırsız beklemeyi arzu etmiyoruz. Bizi masaya mahkum etmelerine fırsat vermemeliyiz. Çünkü bu bir politika oldu. Baktığımızda Doğu Akdeniz'de tespit edilen hidrokarbon yatakları, birleşmeye vesile olabileceği gibi ciddi bir ayrışmaya da vesile olabilir. Orada büyük zenginlik yatıyor. Sadece Kıbrıslı Tükler ve Rumların değil, anavatanımızın da orada çok ciddi hakları vardır; onlar da ihlal ediliyor, komşu ülkelerinki de ediliyor. Kıbrıs meselesi, normal görüşmelerin dışında yeni boyutlar da kazanmıştır. Coğrafyamızda geçen yıllarda başlayan yönetimlerin değişmesi  boyutuyla da hareketlilik vardır. Bunlar da Kıbrıs'a ciddi yansıma yapar. Kıbrıs meselesinde çok samimi ve istekliyiz, umuyorum bunu çözeriz. Anavatan'ın desteğiyle gayet iyi kalkınmamız var ama çözümde bu daha hızlı olacaktır. Çünkü insanlarımız çözümsüzlük noktasında 'artık ne olacaksa olsun' durumuna da gelmiştir. Bu da gerçeğimizdir. Biz yaşamın her alanını anavatan ile paylaşıyoruz.''

Kıbrıs sorununun artık çözüme ulaşması gerektiğini ifade eden Bozer, kendilerinin ambargolar altında tutulup, müzakerelerin uzatılmasının insan haklarıyla ve demokrasiyle bağdaşmadığını, bunun kendilerine yapılan çok ciddi haksızlık olduğunu söyledi. ''Bunu insanlarımız kolay kolay hazmedemiyor'' diyen Bozer, her türlü iyi niyeti göstermiş halka AB'nin hala izolasyon ve ambargo uygulaması, verdiği sözleri tutmamasının kendilerine de yakışmadığını söyledi.

ANLAŞMA OLURSA NE ALA…
Çiçek, doğal kaynaklar meselesinin Kıbrıs'ı yeniden dış politikada öne çıkardığını belirterek, ''Rum kesimi, tek başına oradaki tüm imkanlara sahip olduğu vehmine kapılıyor. Orada ya hakça bir paylaşım olur ya da iki devletliliği peşinen kabul etmiş olurlar. Kimsenin orada tek başına tüm imkanlara sahip olması vicdani olarak da uluslararası hukuk açısından da kabul edilemez. Türkiye, KKTC ile bu işin takipçisi olmaya devam edecek'' dedi.

Son yıllarda geçmişe göre KKTC açısından önemli gelişmeler olduğuna işaret eden Çiçek, Kıbrıs'ın, Türkiye'nin her zaman temas ettiği, üzerinde durduğu ve anlattığı öncelikli konu olduğunu vurguladı. Çiçek, ''Anlaşma olabilirse ne ala ama olmadığı takdirde biz KKTC'nin kendi kendisine yeten, güçlü ekonomiye sahip, huzur, refah ve istikrar içinde varlığını sürdürmesini arzu ediyoruz. Bu noktada elden gelen desteği veriyoruz, bundan sonra vermeye de hazırız'' şeklinde konuştu.

AB'nin terazisinin her zaman eksik, alırken farklı, satarken farklı tarttığını, bunu 50 yılda öğrendiklerini belirten Çiçek, adaylıktan beri geçen sürede hala AB'nin aynı şeyleri söylemeye devam ettiğini anlattı. Türkiye'nin AB üyeliği için Kıbrıs'ın bir şart olmadığını vurgulayan Çiçek, şunları ifade etti:

''Bu iş çözülemediyse AB'nin çok büyük vebali, günahı var. Kendi sorunlarını çözmemiş bir ülkeyi, adayı temsilen içlerine aldılar. Şimdi bir manada Rum Kesimi, AB'nin politikalarını da ipotek altına aldı. Türkiye'nin AB üyeliğini istemeyenler de Kıbrıs üzerinden bize ambargo koymaya çalışıyor. Eğer AB, terazinin bir kefesine Türkiye'nin üyeliğini, bir tarafına da Kıbrıs'ı koyar da 'ya bu, ya bu' derse, biz bin defa Kıbrıs'ı tercih ederiz. AB'nin de eski cazibesi kalmadı. Üye olursak iyi olur, bu onların da bizim de menfaatimize ama Türkiye hiçbir zaman böylesine bir kıskacın içine girmez. Verdiği sözde durmak da bir AB değeriyse, bugün bu değerleri yerine getirmeyen bir AB var. Biz kendi reformlarımızı yapmaya, kendi çabalarımızı sürdürmeye devam ederiz ama bizi  'ya AB, ya Kıbrıs' açmazına kimse sokamaz. Böyle bir şeyin içine Türkiye olarak girmeyiz. Biz reformlarımızı hızlı yapabilirsek, tarihin önümüze birkaç senedir çıkardığı fırsatları çok iyi değerlendirebilirsek emin olun bundan sonranın geleceğini bugün yapacağımız çalışmalar tayin edecek.''

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam