07 Aralık 2016

Böyle hükümete böyle sayıştay

Haber İçi Üst

Devletin içindeki usulsüzlüklerin hem önlenmesi, hem de var olanların saptanıp, cezalandırılmasının ilk ayağı denetimdir. Kamu kaynaklarının tasarruflu, verimli ve etkin kullanımı, halkın ödediği her kuruş verginin amacına ulaşması, denetimle mümkündür.
Kıbrıs’ın kuzeyindeki bu küçücük devlet, gelirinin büyük bir bölümünü dış yardımla karşılamasına rağmen, usulsüzlükler, hovardaca harcamalar, bu devletin içini büyük bir hızla kemirmektedir.
Bu devletin bir yüksek denetim organı var var olmasına da, hiçbir dönemde siyasi iktidarlar Sayıştay’ın yansız ve hızlı şekilde denetim yapmasını sağlayacak adımlar atmadılar.
Partizanlığın tavan yaptığı, kamu kaynaklarının har vurup harman savrulduğu bir yerde, denetim mekanizmasına yatırım yapılır mı? Yapılmaz tabii. Hatta mümkünse, onu da siyasileştirmek için elden gelen gayret gösterilir…
Maliye Bakanı dün Meclis’te kürsüye çıkıp, o da Sayıştay’dan şikayet etti. 1997’de Girne Limanı’ndaki bir usulsüzlüğün denetiminin şimdi yapılmakta olduğunu söyledi.
Tam 16 yıl… O 16 yılda görevde olanlar, o usulsüzlüğü yapanlar, ihmali olanlar nerededir, nasıl hesap sorulacaktır? Yapılan denetim, hesap sormayla bitmeyecekse, o koskoca Sayıştay’a ne gerek var. Bakan Tatar, Lefkoşa Belediyesi’ndeki denetimlerin bile hala bitirilmemiş olmasından da şikayet etti.
Kimi kime şikayet etti anlayamadım. Şimdi siz vatandaşlar olarak beklersiniz ki, bunları açık yüreklilikle dile getiren Bakan, görev yaptığı Bakanlar Kurulu’na, Sayıştay’a çeki düzen verilmesi önerisini getirsin değil mi. Ya da acaba dersinin hükümetimiz Sayıştay konusuna el mi atıyor acaba?
Hiçbiri değil. Bakan Tatar, kendisinin de bu meslekten geldiğini belirterek, charter accountant şirketlerinin yaptıkları objektif denetimlerden uzun uzun ve övgüyle söz ettikten sonra, aniden devlet kurumlarının denetimlerinin de özel sektöre verilebilmesi gerektiğini ima etti. Yani bir anlamda denetimin de özelleşmesini…
Ersin Tatar işlerin yürümesi için heyecana gelip, böyle bir öneride bulunmuş olabilir. Tabii olacak şey değil. Ama yapılması hem de acilen yapılması gerekenler akılcı işler var. Öncelikle, kamu yönetimi partizanlık temelindeki siyasi zihniyetten kurtarılacak, sonra da devlet kendi denetim organını güçlendirecek. Hatta gerekirse de, anayasal çerçevede performansını değerlendirecek.
Partizanlığı, adam kayırmacılığı, devlet kaynaklarını yandaşlara paylaştırmayı sistem olarak benimseyen bir yönetimden bunu beklemek mümkün mü..? Tabii ki değil. O halde, ne şikayet ediyorsunuz Sayın Tatar, hükümete göre de Sayıştay’ı…

 

Okur uyarıyor
Sayıştay Başkanı açıklama yapsın…
Sayıştay Başkanı uzunca bir süredir süren sessizliğini bozup, yasa dışı istihdamlar hakkında açıklama yapsın.
Suskun kalmasındaki sebep, kurultaya yönelik yapılan istihdamların “kendi görüşüne göre” yasal olmasından mıdır, yoksa kendisinin istihdamlara karışma yetkisinin olmamasından mıdır? Yoksa her ikisi midir?
Eğer istihdamlara karışma yetkisi yoksa, anayasal kurum tarafından sınavla atanmış genç denetçileri, üstelik yüksek mahkeme kararına rağmen 1 yıldır işe başlatmamasının sebebi nedir?
Bunun sebebi Sayıştay’ı bir devlet kurumu olarak değil de, kendisinin bir kurumu olarak görmesinden midir..? (H.Ç.)

YERİN KULAĞI VAR
NEREDESİNİZ: Şu anlı şanlı tüketici dernekleri neredeler? Hem belediye, hem Elektrik Kurumu vatandaştan sokak aydınlatması için para topluyor. Aynı hizmet, iki defa ücretlendiriliyor. Bir Allah’ın kulu da çıksın bir dava açsın. Göz göre göre soyuluyoruz.
UBP’DE KILIÇLAR ÇEKİLDİ:                                                                                                                                                      UBP Kurultayı’nda son dönemece girilirken tarafların birbirlerine yönelik açıklamaları sertleşmeye başladı. İrsen Küçük, “Ahmet Kaşif’in açıklamaları, Kıbrıs Türk siyasi tarihine ibretlik olarak geçecektir” derken, Ahmet kaşif ise, “Halkın refahının artması ve devletin yüceltilmesi, Küçük başkanlığındaki hükümetle yapılamaz” diyor. Bu sözlerin halk için bir anlamı yok ama dinliyoruz işte…
YOK BİRBİRİNİZDEN FARKINIZ:                                                                                                                        Aylardır ülkede bir kavgadır gidiyor. Kaşif ya da Küçük! Ne fark eder? Yıllarca bunların partisi memleketi yönetti, bunlar da bakanlık yaptı. Peki şimdiye kadar neyi düzelttiler ki bundan sonra da düzeltecekler? Üstelik ortaya konulan ne bir program var, ne proje… Koltuğu yakalama derdi bu, sorun çözme değil.
NİYE GÜCÜMÜZE GİDİYOR:                                                                                                                                     Haberdar Gazetesi Türk Tarih Kurumu’nun yayınladığı, “Dünyada Kurulan Türk Devletleri ve Başkentleri” isimli videoda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yer verilmemesini  manşetine taşıyıp tepki göstermiş. Evet KKTC Türk, bundan şüphemiz yok. Ama önce kendi kendimize soralım, özellikle son dönemde, biz kendi aymazlığımızla devlet olmaktan uzaklaşmadık mı? Şimdi kalkıp da bizi adamdan saymalarını bekliyoruz…
ZAMAN KAVGA ZAMANI DEĞİL:                                                                                                                    Memleket resmen Teksas’a döndü ama kimsenin, özellikle de hükümet edenlerin umursadığı yok. Üstelik aynı asayiş sorunu onlarda da var. Onlar da ciddi bir kavganın içindeler. İrkilip de “neler oluyor” demek yerine, çıkar kavgasından başlarını kaldıramıyorlar. Bundan sonra, çetelerle, mafya bozuntularıyla çevrelenmiş bir yerde hükümet etseler ne olacak, etmeseler ne olacak. 
KALEYİ İÇTEN FETHEDECEK:                                                                                                                   Demokrat Parti LTB Başkan Adayı Mustafa Arabacıoğlu BES’i ziyaret etti. Adaylığı heyecan yaratan Arabacıoğlu amacının, “Kıbrıs Türk halkını hak ettiği başkente kavuşturmak” olduğunu söyledi. Görülen o ki, Arabacıoğlu bu seçime büyük önem veriyor. Baksanıza ilk ziyaretini BES’e yaparak, kaleyi içten fethetmeyi istiyor… Yalnız Sayın Arabacıoğlu alacağı oyların büyük kısmını, siyasi etik timsali olduğu için alacak. Bu niteliğine de gölge düşürmemeye dikkat etmeli.
KIRDAĞ BAĞIMSIZ ADAY:                                                                                                                                    Kıbrıs Türk siyasetinin en renkli siması Arif Salih Kırdağ, nam-ı diğer “Kürekçi” uzun bir süredir ara verdiği siyasete dönmeye hazırlanıyormuş. Son günlerde Lefkoşa Belediye Başkanlığı için toplumun nabzını tutmaya çalışan Kırdağ, ziyaret turlarına başlamış. İlk etapta devlet dairelerini ziyaret eden ve seçmenin fikrini alan Kırdağ, aldığı cevaplardan oldukça mutlu olmuş olacak ki, 7 Nisan seçimlerinde bağımsız aday olarak çıkmaya hazırlanıyor…

ZİRVEDEKİLER
37 Sene Sonra: Barış Harekatı sırasında kadastro planlarının asılları Rum kesiminde kalmasından dolayı bu alanda büyük sıkıntı yaşayan KKTC, Türkiye’nin desteğiyle yeni kadastrosuna kavuşuyor. 37 yıl sonra bile olsa nihayet teknolojiyi kullanmak aklımıza geldi. İnşallah tapu işlemleri bundan böyle tek merkezden halledilir hale gelir…

DİPTEKİLER
Kurşunlama Olayları: “Kurşun ata ata biter, hapis yata yata biter” diyor büyük şair Sabahattin Ali. Ancak son bir haftada yaşananlara baktığımda, ne kurşunun biteceği, ne de birilerinin hapis yatacağı yönünde bir ışık görmüyorum…
 

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil