09 Aralık 2016

Boşuna balık hafızalıyız demiyorlar…

Haber İçi Üst

“Balık hafızalısınız, yapılanları çok çabuk unutursunuz” dediklerinde kızarız. Ama ne yazık ki, gerçekten balık hafızalı bir toplum olduk çıktık. Hem halk, hem siyasi partiler, hem de sivil toplum örgütleri olarak en büyük hastalığımız, tepkimizin günübirlik oluşu ve yapılanları, verilen sözleri bir gün sonra unutmamız. Hükümetlerin verdiği sözleri, vaatleri ara sıra hatırlayanınız var mı? Ya da bunların neden yerine getirilmediğini sorgulayan? Hayır, yok…
Bu konuda, son yıllarda bolca örnek yaşadık. Mesela; KTHY’nin batışıyla ilgili sebepleri araştırmak için kurulan, komitenin çalışmalarından ve sonuçlarından haberi olan var mı? Bir önceki iktidarı suçlamaktan başka bir rapor çıkartamamıştı da, raporun basına sızdırılmasına kızmıştı Başkan Afet hanım. Bugün hala bu komite ne yapıyor? KTHY’yi kimler batırdı, belli oldu mu dersiniz…

On yıl önce, toplumsal bir travmaya neden olan batık bankaları araştırmak için kurulan komiteden de ara sıra büyük laflar geliyor. Yetim hakkı falan diye. Toplumun birikimlerini hortumladıkları iddia edilenlerle ilgili karar üretmek 13 yıl mı sürer Allah aşkına? Her zamanki gibi yapanın yanına kar mı kalacak, yoksa halk adına hesap sorulacak mı?..

2009 seçimlerinden galibiyetle çıkan ve tek başına iktidara gelir gelmez “hesap sormak ve usulsüzlükleri araştırmak için” kurulan Başbakanlık Denetleme Kurulu, bugüne kadar hangi iddiayı denetleyip sonuca ulaştırdı, bilen var mı? Yoksa amaç, birilerine yüksek mevkilerden koltuk ve makam ihdas etmek miydi?.. Herhalde öyleydi, aldılar maaşlarını, kestiler seslerini.

Ya transfer karşılığı kurulduğu iddia edilen, sözde dış Türklerin sorunlarını çözmeye yönelik oluşturulan “Dış Türkler Masası” ne oldu? Başkanlığına UBP Milletvekili Ejder Aslanbaba’nın getirildiği, emrine memurların yanı sıra, devlet kasasından verilen ve iki günde harcanan 100 bin liranın hesabını sormak hangimizin aklına geliyor?..

Ve en önemlisi Anayasa’ya aykırı bir şekilde, tam 5 ay emeklinin maaşından kesilen paraların akıbetini bilen var mı? Mahkeme kararına ve Maliye Bakanı Ersin Tatar’ın yargıçların huzurunda verdiği “Ödeyeceğim” sözüne rağmen, emeklilere hala daha ödenmeyen kesintiler ne zaman ödenecek diye kaçımız merak ediyoruz? Sade vatandaş bir yana, Emekliler Derneği ödenmeyen paraları için ne yaptılar, sesleri, solukları çıkmadığına göre, üyelerine “üzerine birer bardak soğuk su için” tavsiyesinde mi bulundular?.. Yoksa bizzat söz veren Tatar’ı Allah’a mı havale ettiler…

Muhalefet partilerinin, “eğer bu yasa geçerse Meclis’i başlarına yıkarız” sözleri ve sendikaların, “Israr ederlerse, yasayı geçirirlerse günlerce sokaklarda eylem yaparız” sözlerine rağmen, o yasaların geçtiğini, “eylemcilerin” de ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ettiklerini ne çabuk unutuyoruz…

Toplum olarak bu yaşadıklarımızdan dolayı birilerinden hiç hesap sorduk mu. Gelen ağam, giden paşam mantığıyla hep günü kurtarmaya çalışmadık mı? Bugün bu noktaya gelmemizin nedeni, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığından değil mi?..

Evet balık hafızalı bir toplum olduk. Veya çağa uyup, beynimizdeki küçük kapasiteli “ram”den dolayı “delete” düğmesine basıp, geçmişi silmeyi tercih ediyoruz. Veya, suçu, suçluyu unutmak, kendimizi hayatın akışına teslim etmek ve “nemelazımcılık” daha çok işimize geldiğindendir belki de tüm bu yaşadıklarımız…

YERİN KULAĞI VAR

BUGÜN BİR MAYIS AMA…: Bugün 1 Mayıs, işçinin, emekçinin bayramı. Sarayönü’nde miting var. Ama kimin? Çoğunluğu memuru ya da devlet işçisini temsil eden sendikaların… Kıbrıs’ın kuzeyinde işçinin adı yok, esamesi bile okunmaz. Sendikası yok. Dünyada yüzyıldan beridir bizzat devlet sendikalaşmayı mecbur ederken, bizde sendikalaşmaya kalkan işçi hala kendini kapının önünde bulmakta. Devletin böyle bir gailesi yok. İşin en acı tarafı, emek edebiyatı yapan kesimler de bu mücadeleyi vermiyor… Kıbrıs’ın kuzeyinde bugün yine 1 Mayıs, göstermelik bir şovla geçip gidiyor…

YILIN TAKİYE ÖDÜLÜ: UBP içerisindeki muhalif grupta yer alan milletvekili Hasan Taçoy, resmen dümen kırdı. Taçoy, Akit Gazetesi’ne verdiği demeçte, KKTC’nin maddiyattan çok, manevi yardıma muhtaç olduğunu ileri sürdü, kendi halkını dinsiz diye gammazladı. Anlaşılan hacca gidenleri de görünce, parti başkanlığına giden yolun bu olduğuna kanaat getirmiş. Bunun başka izahı yok. Bu açıklamalarıyla Sayın Taçoy, “Yılın Takiyecisi” Ödülü’ne mutlaka aday gösterilmelidir…

KÜRSÜDE ELDE TESPİH: Bilmem farkında mısınız, Sağlık Bakanı Ertuğrul Hasipoğlu son zamanlarda Meclis kürsüsünde elinde tespihle konuşmayı tercih ediyor. Eski bir alışkanlık mı bilemem ama özellikle Kıbrıs Türkü’nün manevi değerlerinin sorgulandığı bu günlerde, kürsüde elde tespih ile konuşmak, farklı mesajlar veriyor…

AZGIN: HERKESE EŞİT MESAFEDEYİM: Dünkü yazımda, Özkan Yorgancıoğlu’nun CTP Lefkoşa İlçe Başkan Adaylarından Mutlu Azgın’la dolaşmasının, Azgın’a destek olarak yorumlandığını yazmıştım. Bunun üzerine telefonla ulaşan Azgın, Yorgancıoğlu ile Düzova’da gençlerin bir etkinliğinde tamamen bir rastlantı sonucu karşılaştıklarını, adaylığın kişilere endekslenmesine kesinlikle karşı olduğunu ifade etti. Kendilerinin parti içinde herkese eşit mesafede kaldıklarını, bu iddiaların bazı adaylar tarafından bilerek yayılmaya çalışıldığını da bildiklerini kaydetti…

DOĞRUSU BU DA…: KKTC’de Fonksiyonel-Kurumsal Gözden Geçirme Projesi analiz sonuçlarına göre, KKTC Kamu Yönetimi’nin en temel eksikliği “Devletin merkezinde politika oluşturacak, öncelikleri belirleyecek, oluşturulan politikaların uygulanmasını koordine edecek, izleyecek ve denetleyecek bir kapasitenin olmayışı” imiş. Bu yapılan bir bilimsel araştırma… Ve sonucu da doğru. Doğru ama bu eksiği gidermenin tek yolu da, politikacının kamudan elini çekmesini sağlamak. Yani istediğiniz komiteyi kurun, istediğiniz yetkiyi verin, partizanlıktan vazgeçecekler mi? Atanacak olan yetkili, bu baskılara direnebilecek mi? Bizde kamu politikası, seçim zamanı devleti geçiciyle doldurmaktan ibarettir. Bunu tümüyle ortadan kaldıracak tek mekanizma ise, bence kafalardaki değişimdir. Gerisi boş…

ZENGİN ARAPLARI DA KÜSTÜRMEYELİM: Zengin Arapların KKTC’den mülk almaya yönelmesi bence müthiş bir şey. Doğruluk payı da büyük. Sadece emlak değil, finans piyasasına da halihazırda girmiş durumdalar. Hepimizin bildiği gibi, Avrupa’da ve özellikle de İngiltere’de emlak piyasasını ayakta tutanlar bunlar. Güney Kıbrıs’ta da önemli yatırımları var. Ancak bu ilginin hassas olduğunu unutmamak gerek. Zira, Arapların satın alma “know-how”u Türklerden daha iyidir. Bıkmadan usanmadan pazarlık yaparlar. Satın alacakları projeden, konut fiyatlarını değişik yöntemlerle kontrol ederler. En küçük bir fiyat farkında “dolandırılma” kaygısı ile vazgeçerler. Ayrıca İsraillilere gösterilen ırkçı yaklaşımlar da yatırımcıyı kaçırmaya birebirdir. Kabul edelim ki, Kuzey Kıbrıs hem politik gelişmeler, hem de hala bakir kalan doğasıyla, önümüzdeki dönemin gözdesi olma yolunda. O nedenle işe, bir devlet politikası oluşturarak yaklaşmak gerek…

GAÜ, MÜCADELESİNİ ÜLKE DIŞINA ÇIKARTIYOR: Üniversiteler arasında rekabetin koşullarını zorlayan gelişmeler, GAÜ’yü başka kapılar çalmaya götürüyor. Geçtiğimiz hafta KKTC’nin tüm yetkililerini ziyaret eden GAÜ, Yakın Doğu’nun “Girne” adıyla bir üniversite açma girişiminin durdurulmasını talep etmişti. Sonuç alamamış olacak ki, Serhat Akpınar, hükümet yetkililerinin sadece durumu seyrettiklerini belirtti ve “Şimdi artık kendi haklarımızı aramak için Türkiye Cumhuriyeti’ne gidiyoruz. Rekabet Yasası’nın olduğu yere… Sonra Avrupa Birliği’ne” şeklinde bir mesaj yayınladı.

ZİRVEDEKİLER

Kadri Fellahoğlu: Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Kadri Fellahoğlu, yasa gereği ve göreve geldiğinde ifade ettiği şeffaflık anlayışına uygun olarak, mal varlığını kamuoyuna açıkladı. Hesap vermekte zorlanan, mal varlığını açıklamamak için ayak sürüyenlere bakarak, Fellahoğlu’nu kutlarız…

DİPTEKİLER

Hasan Taçoy: Taçoy dersine iyi çalışmış… “Benim arzum toplumun bu şekilde dinden ve ahlaktan uzak bir yapıda olması değil, Kıbrıs Türkü’nün arzusu hiç değil. Biz camiye giden, Kur’an okuyan, oruç tutan toplum oluşturmak istiyoruz. Bu da ilkokullardan itibaren verilecek din ve ahlak eğitimi ile gerçekleştirilebilir. Ayrıca çocukları din ve ahlak konusunda yetiştirmeye çalışan Yar-Der gibi duyarlı STK’ların da desteklenmesi gerekir…”

Girne – Çatalköy yolunda önceki gece meydana gelen kazada yaşamını yitiren 20 yaşındaki Gören Asker, Çatalköy’de dün son yolculuğuna uğurlandı

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil