04 Aralık 2016

Bölgedeki şekillenme, içteki siyaseti de değiştirecek…

Haber İçi Üst

Türkiye’nin İsrail’le barışmasının altında, doğal gaz ve petrolün Türkiye üzerinden güvenli dağıtım planının bir parçası yatıyor…

İngiltere’de yayınlanan Orta Doğu siyaseti ve ekonomisi ağırlıklı aylık yayın organı The Middle East, Türkiye’nin Akdeniz’in yeni enerji merkezi olma yolunda ilerlediğini yazıyor.

Gazete, olası gaz ve petrol kaynakları senaryolarıyla ipleri elinde tutmaya çalışan Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın son yaşadıkları ekonomik kriz nedeniyle, artık transit olarak bile dikkate alınmadıklarını belirtiyor. ABD’deki Alman Marshall Fonu’nun kıdemli danışmanı Michael Leigh de, “Kıbrıs’ın son dönemdeki mali sorunları yüzünden İsrail-Kıbrıs-Yunanistan, Akdeniz enerji koridoru veya siyasi gruplaşması pek mümkün gözükmüyor. Bu üç ülke de Türkiye ile bölgenin kaynaklarını geliştirme konusunda iş birliği yapmanın yollarını aramalıdırlar” diyor. Haberin dikkat çeken birinci vurgusu bu. Yani kısaca, Yunanistan ve Güney Kıbrıs da Türkiye’yle iyi geçinmek zorunda.

Dikkat çeken ikinci nokta şu iki cümlede yatıyor; “Türkiye, Doğu Akdeniz’den Avrupa’ya uzanacak bir boru hattından yalnızca ekstra transit geliri elde etmekle kalmayacak aynı zamanda Lübnan, Suriye, Gazze ve belki KKTC ayrıca İsrail’den daha büyük miktarda doğal gaz ithal de edebilecek… Öte yandan bölgedeki yeni enerji jeopolitiğinden beklenmedik şekilde KKTC yararlanabilir. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, adanın bölünmüşlüğünün ortadan kalkması için ülkesinin, Yunanistan ve Kıbrıs’taki iki toplumun liderleriyle birlikte bir konferans düzenlemesine yönelik yeni bir teklif verdi. Bu öneri şu an BM Güvenlik Konseyi tarafından değerlendiriliyor”.

The Middle East öyle kafadan atma yorum yapacak bir yayın organı değil. Diğer taraftan, olaylara kuşbakışı bakabilenler de zaten fotoğrafın tamamını görebiliyor.

Bizler burada çağ dışı kalmış, şark politikacılığını sürdürüp, dalga geçerken, uluslararası camia, bizim de içinde olduğumuz planları hazırlamış, uygulamaya koymuş bile.

Kimse bunlar afaki işler demesin. Bu işin bize dönük etkilerini çok kısa bir süre içinde, çok yakından hissedeceğiz. Neden mi? Nedeni basit; Kıbrıs’ın da içinde olduğu bu yeni dönemde, çok taraflı politikalar yürütülecek… Ve o ortamda, KKTC bugünkü köhnemiş yapısıyla devam edemeyecek. Bu mümkün değil.  Yeni dönemde, çağa ayak uydurabilen, yüksek düzeyli politikacılara ihtiyaç olacak. Seviyeyi tutturan, kalacak; tek bildiği kasaba politikacılığı olansa devre dışı kalacak. Ben bu şekillenmenin, yakın zamanda başlayacağına inanıyorum…

 

YERİN KULAĞI VAR

BU MU İLKESELLİK:                                                                                                                                                    UBP’nin muhalif vekilleri “koltuk kavgası” sözünden rahatsızlık duyuyor olsalar da, yaptıklarının koltuk kavgası olduğunu gizleyemiyorlar. Taleplerinden belli. “Bize genel sekreterliği ver, bize birkaç bakanlık ver”… Bunun neresi ilkesel? Kime ne faydası var? Üstelik de şimdi kendi aralarında bile kavga var. Genel sekreterlik için o gruptan iki isim ortada… Bakanlık konuları gündeme gelse, beş kişi, beşe bölünecekler. O bahsettikleri “ilkeleri” gerçekten merak ettim.
 
MAKAM ÖNEMLİ DEĞİLMİŞ:                                                                                                                          UBP Güzelyurt Milletvekili Türkay Tokel: “Başbakan bizi toplantıya çağırdı, sorun giderilmezse tavrımızda değişecek bir şey yoktur. Genel sekreterliği bize verirse bunu bir adım olarak sayacağız” demiş. Hani ya da sizin derdiniz makamsal değil de ilkesel duruşla ilgiliydi. “Ver genel sekreterliği sorun bitsin” diyor Türkay bey. İlke de koltuk, sorun da…
TAKİYE İŞE YARAMADI:                                                                                                                                             UBP milletvekili Hasan Taçoy’un Akit Gazetesi’ne verdiği, “din, iman” röportajının nedeni anlaşıldı. Meğer Hasan Bey birilerinin gözüne girerek,  UBP’ye genel sekreter olmak için vermiş bu beyanatı. Birilerini bilemem ama, buradakiler bunu hiç de hoş karşılamadılar ve genel sekreterlik hayali de suya düştü…  
KOLTUK KOLAY:                                                                                                                                                              Siz bakmayın UBP içindeki kavganın koltuk kavgası olmadığını söyleyenlere. Neler döndüğünü herkes biliyor. Ancak unuttukları bir şey vara. Konu koltuksa eğer, ki öyledir, sorun çözülür. Benim anlamadığım, çok istedikleri o koltuğun yükünü çekebilecek bilgi ve birikime sahip olup olmadıklarıdır. İlle de koltuk isteyenler bunu kendilerine hiç sordular mı..?
UÇAN BALON:                                                                                                                                           Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Saner, ülkeye yatırımcıların nasıl çekileceğinin düşünülmesi gerektiğini, ancak Ercan ihalesinde birçok “balon” söylemlerin yapıldığını iddia ederek, Ercan’daki artışların çok az olduğunu kaydetmiş.  Bir kere o balonları terminal Şirketi’ne söylesin. İkincisi unutmasın ki bu ülkede bir siyasetçi “balon” söylemlerle anılacaksa, o kendisidir…  Hani şu “uçacak, uçacak” meselesi…
KARA DELİKLERİ KAPATABİLSEK:                                                                                                                              Biz de çok kez yazdık ve dedik ki; “Kamu maliyesindeki ve devlet kaynaklarının önündeki kara delikleri kapatsak, kendi yağımızla kavrulabiliriz”. Maliye Bakanlığı eski müsteşarlarından Zeren Mungan ile DAÜ Bankacılık ve Finans Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Besim, hazırladıkları “Kayıt Dışı Ekonominin Boyutlarının Ölçülmesi ve Çözüm Önerileri” raporunda bakın ne diyorlar; “Yıllarca kendi ayakları üzerinde durmak için mücadele eden bir toplumuz ve aslında kendi ayakları üzerinde durabilecek kapasitemiz de vardır”. Sonunda da ne gerektiğini söylüyorlar; “Güçlü bir siyasi irade ve toplumsal mücadeleye ihtiyaç var”… Bu uzmanlar bizim uzmanlarımız.  Sorunumuza objektif ve en gerçekçi şekilde yaklaşanlar onlar. Demek ki, her şeyden önce kamu kaynaklarını bitirenlerle mücadeleye karar verilecek. Bu iş temiz insanlarla başarıldığında da, kendi ayaklarımız üstünde durmamız mümkün. Ne dersiniz yapamaz mıyız..?
HELLİMLE İYİ GİDER:                                                                                                                                                   TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı, “Meclis’in açılmamasının en önemli nedeni Ulusal Birlik Partisi’nin karpuz gibi ikiye ayrılmasıdır” demiş. Hazır ortadan ikiye bölünmüşken hayrına birer dilim de hellim verelim, bu yaz sıcaklarında iyi gider…

ZİRVEDEKİLER
İngiliz Dışişleri Bakanlığı: Rumların hellimi Avrupa Komisyonu’nda kendi adlarına tescil ettirme girişimi, İngiliz Dışişleri Bakanlığı tarafından durdurulmaya çalışılıyor. İngilizler, komisyona yaptıkları uyarıda, Kıbrıslı Türklerle ilişkilerin zarar göreceğine dikkat çektiler. AB üyesi olan Güney Kıbrıs her dediğini yaptırmaya alışmışken, ilk kez böylesi bir frenlemeyle karşılaşıyor.

DİPTEKİLER
Ertan Ersan: Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Ersan, arsa hak sahibi olan 14 şehit evladına hala daha arsa verilmediği için, İçişleri Bakanı’na şikayette bulunmuş. Yıl 2013, aradan 39 yıl geçmiş ama, biz hala daha bu ülkede, vatanı için kanını akıtanlar üzerinden siyaset yapmaya devam ediyoruz…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam