09 Aralık 2016

Bolat’tan çarpıcı açıklamalar

Haber İçi Üst

 KÜRT MESELESİNİN BİR DERİNLİĞİ YOKTUR… Kürt meselesi Türkiye’nin canını sıkıyor. Bu mesele bizim için ciddi bir derinliği olan sosyal bir mesele de değil. Ben Anadolu insanıyım. Benim dedelerim Kafkaslar’dan gelmedir. Anadolu hep öyledir. Ya Balkanlar’dan, ya Kafkaslar’dan, ya Kıbrıs’tan gelmiştir insanlar. Anadolu, Anadolu’dur! Her yerden bütün Osmanlı bakiyesi burada toplanmıştır. Etnik, mesnevi, ya da dini kimlikleri ile insanlar burada toplanmıştır. Anadolu bir aşure kazanıdır…
KÜRT MESELESİ TÜRKİYE’YE 400 MİLYAR DOLARA MAL OLDU… Kürt meselesi Türkiye’ye 30-40 yıla mal olmuş bir mesele. Ama nereden baksanız 40 bine yakın insan ölmüş, bunun 20 bin tanesi PKK’lı, 8 – 9 bini asker-polis, 5-6 bini sivil insanlar. Bunun ortaya koyduğu ciddi bir ekonomik rakam var. 400 milyar dolara yakın bir kaynak gitmiş buraya. Düşünebiliyor musunuz? Türkiye’nin dış politikasını, prestijini sarsıyor. Diğer taraftan toplum içerisinde bir huzursuzluk meydana getiriyor…
BU İŞİN KAZANANI YOKTU… Gelinen nokta şu, bunlar Türkiye devletini yenemeyeceklerini anladılar. Çok ağır kayıp verdiler. Devlet de Kürtleri öldürmekle bitiremeyeceğini anladı. Herkes gücünü gördü. Sadece güvenlik tedbirleri ile sadece terörist avlayarak bunun sonunun gelmeyeceğini devlet anladı. Bunu iradesi ile de ortaya koydu. Karşı taraf da devleti yenemeyeceğini gördü.
 TÜRKİYE’DE SADECE MAĞDUR OLAN KÜRTLER DEĞİL Kİ!… Türkiye’de yaşanan ıstıraplar var, yapılan yanlışlar var, uygulanmış olan asimilasyon politikaları var, ama bunu Türkiye’nin her yerinde insanlar yaşadı. Bu başka kimlikler için de oldu. Bazı insanlar dini kimliğinden dolayı sıkıntıya girdi. Türkiye’de azınlıklar da sıkıntıya girdi. Türkiye’de Aleviler de sıkıntıya girdi. Bu Türkiye’deki sistemden kaynaklanan bir şeydir. Türkiye bu sistemi şimdi çözmeye çalışıyor. Eşit vatandaşlık esasına dayanan yeni bir toplumsal sözleşme yapacağız…

Aydın Bolat ile yaptığımız röportajın ikinci bölümünde Türkiye’de AK Parti hükümeti ile yaşanan değişimi ve bu değişim sonrasında Türkiye’nin nereye doğru gittiğini, Türkiye’de yapılmak istenen anayasa değişikliği ile neyin hedeflendiğini bulacaksınız. 2002 öncesinde Türkiye’de sistemin yanlışları olduğunu belirten Aydın Bolat, yapılan yanlışlardan ve uygulanan politikalardan sadece Kürtlerin değil, Alevilerin, dini inancı olan insanların, azınlıkların da mağdur olduğunu söyledi.
Mete Tümerkan: Kürt meselesi o zaman bir şekilde ortadan kalkacak mı?
Aydın Bolat:
Kürt meselesi Türkiye’nin canını sıkıyor. Bu mesele bizim için ciddi bir derinliği olan sosyal bir mesele de değil. Ben Anadolu insanıyım. Benim dedelerim Kafkaslar’dan gelmedir. Anadolu hep öyledir. Ya Balkanlar’dan, ya Kafkaslar’dan, ya Kıbrıs’tan gelmiştir insanlar. Anadolu, Anadolu’dur! Her yerden bütün Osmanlı bakiyesi burada toplanmıştır. Etnik, mesnevi, ya da dini kimlikleri ile insanlar burada toplanmıştır. Anadolu bir aşure kazanıdır. Aşurenin içinde her şey olur. Ama öyle bir kaynar ki hiçbirinin tadı kalmaz, yepyeni bir aşure tadı ortaya çıkar. Türkiye böyle bir aromadır. Bunu böyle görmek lazım. Türk diye, Çerkez diye Arnavut diye Kürt diye ayrım yapmanın imkanı yoktur. Kimseye bunu inandıramazsınız.
“Yani biz artık Türk-Kürt şu bu demeyeceğiz”
Mete Tümerkan: Etnik gruplara vurgu rahatsızlık yaratmaz mı?
Aydın Bolat:
Hiçbir yerde kimse Kürt avcılığına çıkmadı. Doğu da kimse Türk avcılığına çıkmadı. Dolayısı ile bu meselenin kültürel ve dini bir karşılığı, sosyal bir derinliği yoktur. Evet yaşanan ıstıraplar var, yapılan yanlışlar var, uygulanmış olan asimilasyon politikaları var, ama bunu Türkiye’nin her yerinde insanlar yaşadı. Bu başka kimlikler için de oldu. Bazı insanlar dini kimliğinden dolayı sıkıntıya girdi. Türkiye’de azınlıklar da sıkıntıya girdi. Türkiye’de Aleviler de sıkıntıya girdi. Bu Türkiye’deki sistemden kaynaklanan bir şeydir. Türkiye bu sistemi şimdi çözmeye çalışıyor. Eşit vatandaşlık esasına dayanan yeni bir toplumsal sözleşme yapacağız. Anayasa’nın hedefi işte bu. Yeni bir toplumsal sözleşme. Yani biz artık Türk-Kürt şu bu demeyeceğiz. Türkiye’nin geldiği nokta burasıdır. Evet burada bir Türk vurgusu olmayacak, ama Kürt vurgusu da olmayacak. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı olacak. Anayasa bunu sağlayacak.
“Türkiye’de devletteki değişim güç kazandı”
Mete Tümerkan: Bu değişimin olabilmesi için zemin var mı?
Aydın Bolat:
Kürt meselesi Türkiye’ye 30-40 yıla mal olmuş bir mesele. Ama nerden baksanız 40 bine yakın insan ölmüş, bunun 20 bin tanesi PKK’lı, 8 – 9 bini asker-polis, 5-6 bini sivil insanlar. Bunun ortaya koyduğu ciddi bir ekonomik rakam var. 400 milyar dolara yakın bir kaynak gitmiş buraya. Düşünebiliyor musunuz? Türkiye’nin dış politikasını, prestijini sarsıyor. Diğer taraftan toplum içerisinde bir huzursuzluk meydana getiriyor. Dolayısı ile Türkiye’nin bu meseleyi çözmesi gerekiyordu. Bugün bir elma olgunlaşmadan düşmüyor. Yemek pişmeden yenmez. Türkiye bir konjonktür yakaladı. Türkiye şimdi bunu olgunlaştırmaya çalışıyor. Birincisi Türkiye’de devletteki değişim güç kazandı. Siyaset kurumu güçlendi, demokrasi güçlendi, artık halkın siyasetteki sözü daha etkili hale geldi. Şu anda bir tek parti var, onun getirdiği siyasi bir istikrar var, onun getirdiği ekonomik bir istikrar var ve onun başında güçlü bir liderlik. Dolayısı ile bunun sağladığı bir avantaj var.
“Devlet Kürtleri öldürmekle bitiremeyeceğini anladı”
İkincisi 2012 yılı aslında Kürt meselesinin arkasında duran dinamikler için artık bir final niteliğinde idi. Onlar devrimci halk savaşı ile kurtarılmış bölgeler yaratacaklardı. Öyle bir atağa kalktılar. Fakat bu senenin sonunda gelinen tablo şu, bölgede 2382 terörist öldürüldü. Bütün bu yaptıkları saldırıların bir amacı vardı.  Şemdinli’de veya Yüksekova’da resmen cephe savaşları yapacak kadar ileri boyutta güç yığdılar ve saldırılarda bulundular. Bunların hiç birisi etkili olmadı. Dolayısı ile o da geri püskürtülmüş oldu. Gelinen nokta şu, bunlar Türkiye devletini yenemeyeceklerini anladılar. Çok ağır kayıp verdiler. Devlet de Kürtleri öldürmekle bitiremeyeceğini anladı. Herkes gücünü gördü. Sadece güvenlik tedbirleri ile sadece terörist avlayarak bunun sonunun gelmeyeceğini devlet anladı. Bunu iradesi ile de ortaya koydu. Karşı taraf da devleti yenemeyeceğini gördü. Dolayısı ile bir anlaşma noktasına gelindi.
“Öcalan’ın beklentisi Mandela olmak değil”
Mete Tümerkan: Kürt sorununu çözüm için başlatılan süreçte siz Abdullah Öcalan’ı nereye koyuyorsunuz?
Aydın Bolat:
“Öcalan nedir” diyorsanız, Öcalan bu arada sadece bir semboldür. Öcalan, 13 yıldır hapiste. Zaten kafayı yarı yarıya yemiş bir adam. Ama onun yarattığı mit, hem halk, hem de o terör örgütü içerisinde olanlar için önemli ve ona sığınıyorlar,  aptala yapıyorlar. Türkiye de elindeki bu kozu kullanmaya çalışıyor. Yoksa Öcalan’ın neyi olup olmadığını devlet de biliyor. Öcalan da devletteki paradigma değişimini anladı. Gücün nerede olduğunu anladı. Dün derin devlet ile oyununu oynuyordu, bugün Adalet Bakanlığı kendisi ile MİT üzerinden çalışıyor. Bu adam 65 yaşına gelmiş bir adam. Dolayısı ile ahir ömründe bir yerde bebek katili bir terörist olarak anılmaktansa, ben bu sürece yardımcı olabilir miyim noktasına geldi. Beklentisi nedir diyeceksiniz, Mandela olmak değil bunun beklentisi. “Kürt Partisi’nin başına geçeyim, ben de bir şey olayım”, böyle bir talebi de yok. Sadece biraz daha rahat şartlarda yaşamak ve daha iyi anılmak istendiği söyleniyor. Türkiye bunu değerlendirmeye çalışıyor. Türkiye buna güvenmeli mi, kimse kimseye güvenmez kardeşim, niye güvensin? Ama bu süreç de devam ediyor.
“Kıbrıs veya Kürt sorunu Türkiye’ye ayak bağı oldu”
Mete Tümerkan: Türkiye bu süreçte Barzani ile de çalışıyor değil mi?
Aydın Bolat
: Evet, Türkiye Barzani ile çalışıyor. O güvenilir mi? Güvenme ama çalış. Türkiye ABD’ye güveniyor mu? Güvenme ama çalış. Türkiye bunu yapmaya çalışıyor şu anda. Türkiye bu barış sürecini çok denedi. Fakat o zaman devletin içerisindeki o derin yapılar, o illegal yapılar, o NATO patentli derin örgütlenmeler, Ergenekonlar çok güçlüydü. Tabii onlar bu süreci hep baltaladılar. Zaten Kürt meselesini yaratanlar da onlar. Kendi rejimlerini yaşatabilmek için yeri geldiğinde Kıbrıs meselesi ile yeri geldiğinde Kürt meselesi ile her zaman ilgili oldular. Bunları hep Türkiye’ye içeride ve dışarıda ayak bağı yaptılar. Yıllardır bu milleti muhtaç ettiler. Dünyadaki çok fırsatı Türkiye kaçırdı. 2. Dünya harbinde bütün dünya dümdüz oldu, yerle bir oldu, ayağa kalktı, Türkiye 2 bin 3 bin dolar milli gelirle yıllarca yaşadı. Ben Türkiye’nin çektiği bütün sıkıntıları biliyorum.  Ben ahşap kaşıkla yemek yediğimi hatırlıyorum. Sadece sabahleyin bir çorba, akşama yine çorba. Biz öyle bir nesiliz. Ben 60 yaşında değilim ama bunları gördüm.
“Türkiye bunu dünyaya vura vura kabul ettirecek”
İşte bu meselelerle Türkiye’yi boğdular. Onun için Kıbrıs meselesi 40 yıldır çözülmüyor. Bizim hiç bir şeyimiz çözülmüyor. Kürt meselesi de, Alevi meselesi de, Yunan meselesi de Ermeni meselesi de çözülmüyor. Çözdürmüyorlar. Çünkü bunların hepsi kafamızda bir tokmak, ayağımızda bir pranga. Türkiye bunların üzerine gitmeye çalışıyor. Son zamanlarda irade bu istikamette. Başbakan kendi açıklıyor artık, orada Kıbrıs Türk Devleti vardır diyor. Olacak inşallah, ben inanıyorum yani. Bunun sonucu orada bağımsız bir Türk devletinin güçlenerek yaşamasıdır. Bunun varacağı başka bir yer yok. Türkiye bunu dünyaya vura vura kabul ettirecek. Bugün bile Filistin’e BM’de ABD’ye rağmen 136 tane destek çıkartan Türkiye Kıbrıs’a çıkartamaz mı? Hiç sorun değil ama her şeyin zamanı var. Bu zaman da gelecektir.
“Bir talimatla açlık grevini ortadan kaldırdı”
Mete Tümerkan: Sizce Kürt sorununa çözüm süreci bundan sonra nasıl bir seyir izleyecek?
Aydın Bolat:
Kürt meselesi ile Türkiye sıkıntılı zamanlar yaşadı. Bir Oslo süreci, Habur’daki dinamikler, bir türlü bunlar farklı şekillerde sabote edilerek sıkıntılı noktaya getirildi ve engellendi. Türkiye oralardan tecrübe edinerek yeni bir süreç başlattı. Daha açık, daha şeffaf bir süreç. Başbakan resmen “kardeşim ben bu meseleyi çözeceğim” diyor. Ben siyaseten görüşmesem de devletin ilgili organları İmralı ile de görüşür, Kandil’le de görüşür. Kiminle görüşmesi gerekiyorsa görüşecek. İmralı ve Öcalan eksenli bir süreç devam ediyor. Öcalan’ın mesele üzerinde etkili bir konumda bulunması devletin işine geliyor. Karşı taraf da bundan memnun. Bir talimatla açlık grevini ortadan kaldırdı. Yine bir talimatla Paris’te yapılan o sabotajın Diyarbakır’da büyük karşılaması olacaktı, yine bunlar engellendi. BDP’liler ve ona bağlı siyaset merkezler biraz daha düzgün mesajlar vermeye başladı.
“Bazı KCK tutukluları serbest kalacak”
Bu iş çok uzun olmayan bir süreç. Bu aşama aşama bir merdiven basamağı gibi yürüyen bir süreç. Hükümet bu süreci açık ve şeffaf yürüteceğini ve bir çözüm süreci başlattığını ilan etti. O dönemde bu ölüm oruçları ortadan kalktı ve çatışma dönemi hafifledi. Ardından üçüncü yargı paketi geldi. Bir yerde orada bir yumuşama dönemi başladı. Ardından şimdi dördüncü yargı paketi geliyor. Bunun sonuncunda da bazı KCK tutukluları serbest kalmış olacak. Çünkü şiddete varmayan düşünsel propaganda söylemleri suç olmaktan çıkarılınca KCK’lıların büyük bir kısmı dışarı çıkacak. Bunun karşılığında PKK’lı gruplar yavaş yavaş Türkiye sınırından geçecekler ve buna da anlayış gösterilecek.
Türkiye anayasa çalışmalarında bir noktaya gelecek. Eşit vatandaşlık esasına dayanan yeni bir vatandaşlık taahhüdü ortaya çıkacak. Bunun sonucunda Haziran veya Temmuz aylarında PKK’nın bir kongresi yapılacak, orada silah bırakma kararı alacaklar. Yani böyle adım adım bu süreç devam edecek. Anayasa meselesi bu işin tam göbeğinde. Anayasa çıkacak Kürt meselesi bitecek. Türkiye bunu 2013 yılında başarmak zorunda. Hem demokratik reformlarını güçlendirecek. Hem de yeni bir anayasa ile Türkiye sistemini konsolide edecek, hem de bu meseleyi en azından minimize edecek. En azından yönetilebilir bir noktaya indirgeyecek.
Yarın: Çözüm süreci terörü bitirecek mi?

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil