03 Aralık 2016

Bizim komşular pek gaddar

Haber İçi Üst

İnsanların hayvanlardan daha gaddar olduklarını vurgulamak için “insanın insana yaptığını, hayvan hayvana yapmaz” derler. Ne var ki gerektiği zamanlarda hayvanların da gaddar olabileceklerine şahit olmuşumdur.
Hava karardı, gök gürlüyor. Yağmur yağacağa benziyor. İnşallah dolu yapmaz. Avludaki zeytin, nar, limon, portakal ağaçları meyveye durdu. Dolu onları zedeleyebilir. Ama yağmur yağsın, hem de istediği kadar.
Benim esas derdim, kırlangıç yavruları. Bir ay kadar önce yumurtadan çıkan çıplak kuşlar, bu arada tüylenip kanatlandılar. Anne-babaları onları hem eğitti hem de yem taşıyıp besledi. Uçabilecek kıvama gelince teker teker yuvadan uçup yakındaki elektrik tellerine tünediler. Büyükler, onları beslemeye devam ettiler. Hem de sırayı hiç şaşırmadan.
Önce yere konmadan onlara uçmayı öğrettiler, altlarına girerek. (Yere düşen yavrular, havalanmakta sorun yaşadıkları için kaçınılmaz olarak kedilere yem oluyorlar.) Sonra da sinek avlayıp beslenmeyi öğrendiler.
Kendi varlıklarını idame ettirmeyi öğrenir öğrenmez, büyüklerle küçükler arasında savaş başlar. Büyükler döve döve, kakalaya kakalaya küçükleri yuvadan kovarlar. Bir haftadır her ikindi bu savaşı izliyorum. Yavrular yuvaya dönmek ister, büyükler ise onları durdurmaya çalışır. Yuva bir sonraki karın için hazırlanacak, bu nedenle gençlerin kovulması gerekir.
Gök gürültüleri arttı. Yağmur yağmaya başladı. Yağmurla karışık dolu da yağıyor. Yavrular ilk kez böyle bir deneyim yaşıyorlar. Çıkıp yuvaya bakıyorum: bomboş. Yavrulara böyle bir havada bile taviz verilmiyor. İnşallah bir saçak altına sığınmışlardır, doludan korunmak için.
Kırlangıçlar bir hafta kadar kaybolacaklar. Sadece anaç dönüp yumurtlayacak. Sonra da eşi peyda olacak ve nöbetleşe yumurtaları ısıtacaklar. Yavrular Ağustos ayına kadar etrafta görünmeyecekler. Aldanıp da avluya yaklaşan olursa dayak yiyecek.
1977 yılı sonunda bu eve taşındığımız zaman evin giriş kapısının sağ üst köşesinde bir kırlangıç yuvası bulduk. Ev bombalandığı için üç-dört yıl kullanılmamıştı. Kırlangıçlar fırsattan istifade ederek oraya yuva yapmışlar.
Tabii ki yuvanın kullanılıp kullanılmadığını bilmiyorduk. Ama bizi hayal kırıklığına uğratmadılar. Şubat ortalarında bir çift gelip yuvaya yerleşti. O gün bu gündür onlar bizim komşumuzdur. Ve 35 yıldır ben onları gözlüyorum.
2005 yılının ikinci yarısında evde büyük bir restorasyon yapıldı. Bu arada inşaat işçileri bizim yuvayı tahrip ettiler. Bu, bizi karı-koca, hem öfkelendirdi hem de üzdü ama olan olmuştu, yapacak bir şey yoktu. Evde birkaç ay ya küser kaçarlarsa kaygısı çekildi ama kırlangıçların küsmeye niyetleri yoktu. Baharda gelip eski yuvanın yerine yenisini kurdular. Bu sayede komşularımıza yeniden kavuşmuş olduk.
Komşularımız mevsimliktir. Genellikle Şubat ortalarında gelirler. (Bu sene biraz geciktiler. Mart’ın 10’u gibi geldiler.) Programları hiç şaşmaz. Bir hafta kadar dinlenirler. Bol bol beslenir ve şarkı söylerler. Sonra da işe koyulurlar. Yuva restore edilip yenilenir ve çoğunlukla altı yumurta yumurtlanır.
Nisan ayı ile birlikte cik cikler duyulmaya başlar. Beyaz ağızlı çıplacık beş veya altı baş görülür. Ağızlar sürekli açıktır çünkü hep açtırlar. “Boli mama, boli kaka” der Kıbrıslılar. Yedikçe kaka yaparlar. Yuvaya kaka yapmak yasaktır. İlk günlerde anaç kırlangıç, gagasıyla onları çevirir, kaka yaptırır ve onu ağzına alıp uçar ve uzaklara atar. Sırayla bunu günde birkaç kez hepsine de yaptırır. Bir süre sonra anaç olmadan yavrular arkalarını dönüp yuva dışına pislerler ve bizim balkonu berbat ederler. N’apalım, gülü seven dikenine katlanır.
Mayıs başına çıplacık yavrular tüylenip kararır ve dünyayı keşfe çıkarlar. Bir hafta sonra yuvadan kovulurlar. İki ay kadar bir süre için kayıplara karışırlar.
Yuva ikinci karın yavru için hazırlanır. Bunun hesabı iyi yapılmalı. Etrafta yem durumuna bakılır ve ona göre yumurta sayısı belirlenir. Yıl kesatsa iki veya üç, ongunsa dört veya beş yumurta yumurtlanır. Haziran ayı, yavrulara bakımla ve onların eğitimiyle geçer.
Bu arada yavrular, düşmanlara karşı korunur. En büyük düşmanlar kediler ve kamaz kargalarıdır. Bunlardan biri avluya yaklaştı mı, çığlıklar kopararak kargaların üzerine pike yapıp onları gagalarlar. Yaygarayı duyan etraftaki kırlangıçlar da hemen yardıma koşarlar. Karga bu saldırılara karşı koyamaz ve nasibini başka yerde aramak üzere oradan ayrılır. Aynı saldırı kedilere de yapılır. Yavrular söz konusu oldu mu bizim komşular canavara dönüşürler.
Temmuz ayında yavrular havalanınca ortadan kaybolurlar. Ağustos başlarında hepsi birden evin önündeki teller üzerinde toplanırlar. Bir veya iki hafta etrafta beslenir bol bol şarkı söylerler ve ayın ortalarında bir gün ansızın ortadan kaybolurlar.
İki tane gelirler 10-12 kırlangıçlık bir sürü halinde ayrılırlar. Önce Mısır’a giderler, oradan sinekleri bol Viktorya gölüne geçerler. Bir sonraki Şubat’a kadar ne haber ne hacı, ne mektup ne de e-mail.
Devran böyle dönüp gider.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam