06 Aralık 2016

Biz tatildeyken neler oldu?

Haber İçi Üst

Uzun bir yurt dışı seyahatinden sonra bugün yine işbaşı yapmanın verdiği haz var bende.                 Üzüntüsüyle, sevinciyle uzun bir bayram tatilinden geri döndük                                                                 Diyeceksiniz ki tatilin üzüntüsü var mı? Var elbet. Geride bıraktığımız çok değer verdiğimiz insanlar var, onları merak ediyorsunuz. Bir de gittiğiniz ülkeyi kendi ülkenizle mukayese ediyor ve üzülüyorsunuz. Sevinciniz ise malum tatil modu eşinizle dostunuzla birlikte olursunuz. Yersiniz, içersiniz, gezer tozarsınız. Dünyada olup bitenlerle pek ilgilenmezsiniz. Fakat yaşam devam ediyor. Biz tatildeyken neler oldu? Avrupa ekonomilerine ait olumsuz beklentiler devam etti. Yunanistan ve Güney Kıbrıs için tehlike çanları tekrar çalmaya devam etti. İspanya’nın işsizlik rakamları açıklandı. Oran % 27’ye yükseldi. Avrupa’da ki faiz oranları ile ilgili olarak tüm Avrupa bankaları suçlu bulundu. Avrupa da faizleri çarpıtan tüm bankacılık sisteminin olduğuna karar verildi. Yunanistan’ın borçları yeniden yapılandırılırken yüzde 90’ın üzerinde yatırımcıların borçlarının yapılandırılmasına onay vermesi ve bunun uzun vadeye yayılması Yunanistan’ı rahatlattı. Bunun adına ise “GÖNÜLLÜ BORÇ YAPILANDIRILMASI” denildi. Yunanistan ekonomisinin reel olarak küçülmesi beklentilerin üzerinde geldi. Yunanistan’ın borç yapılandırma sistemi içerisine alındığı zaman konulan hedefler şimdiden tutmadı. Bütçe açığının milli gelire oranı hedefin üzerine çıktı. AB Yunanistan’ın hiçbir hedefi tutturamadığını açıkladı ama yine de Yunanistan’ı yalnız bırakmayacaklarını deklare etti. Bu deklarasyon da Yunanistan’a konulan hedefleri yani memorandumu gevşetme planları yapılmaya başlandı. İspanya  da faizler çok yüksek düzeyde seyretmeye devam etti.. İspanya Avrupa Merkez Bankası’ndan yardım talebinde bulunmazsa faizlerin daha da yükseklere tırmanacağı konuşuluyor. İşsizlik daha da üst boyutlara fırlayacak. Kısacası İspanya karar verebilmede çok zor bir pozisyonda. ECB’ye müracaat edip yardım istenilsin mi? Yoksa kendi olanaklarıyla krizi atlatmaya çalışsın mı? Bu kararı veremiyor.
            İki hafta önce AB liderleri bir dizi toplantı gerçekleştirdiler. Fakat bu toplantılardan krizin tekrarlanmaması ile ilgili herhangi bir somut karar üretilemedi. Fakat bankacılık sisteminin tek elden kontrolü yani ECB (Avrupa Merkez Bankası) tarafından kontrol edilmesi ve herhangi bir AB ülkesinin bankacılık sektöründe çıkacak sorunun tüm AB ülkeleri tarafından paylaşılması ve faturalandırılması genel olarak benimsenen bir görüş olurken İsveç buna karşı çıktı.
            Almanya’nın da bu görüşü benimsediği yönünde bir duyum henüz gelmiş değil. Tabii tüm bu gelişmeler Avrupa da ve de dolayısıyla dünyada ki krizin henüz bitmediğini ateş üstünde oturduğumuzu gösteren gelişmeler oldu. Krizin maliyeti gelişmiş ülkelere yazılırken ve de bu maliyetin ödenmesi uzun bir zaman alacakken gelişmekte olan ülkeler var olan krizden ciddi bir fayda sağlamış durumdadırlar. Buna en güzel örnek Türkiye Cumhuriyeti ekonomisinin kriz süresince gelişmesi, kişi başı milli gelir 10 bin doları bulmuş, bütçe açıkları krizin başladığı 2008 yılından itibaren bir düşüş trendine girmiş. Doğrudan yabancı yatırımlar artmış, finans piyasasına giren yabancı paylar gerilememiş en azından sabit kalmış. (Çıkan fonlar bir ara çok olmuştur.)
            KKTC ekonomisi ise bunların hiçbirinden nasibini almayıp gerilemeye devam ediyor. Böyle bir yapı da, böyle bir yönetimde bunun tersini herhalde hiçbirimiz beklemiyoruz.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam