03 Aralık 2016

Birilerinin bedel ödemesi gerekmiyor mu?..

Haber İçi Üst

Hesap sormaktan, hesap vermekten bahseder dururuz. Hiç kimse kimseden hesap sormaz da, her seçim dönemi bildirgelerde yine “hesap sormak” başlığı gayet gösterişli bir şekilde yer alır.

“20 yılın hesabını soracağız” diye gelenleri de gördük; seçimin ertesi günü hesap sorma adına denetleme kurulu oluşturup, çok kısa bir süre içinde “dursun, kalsın”a havale edenleri de.
Niye böyle? Çok basit. Kimsenin kimseden farkı yok da ondan. Hesap sorma faslı bir başlasa, elleri temiz olanların sayısı devede kulak kalacak da ondan…
Hesap sormayı beceremeyişimizin esas nedeni ise, vatandaşın bu konuda gerçek bir talebi olmaması.
Şimdi düşünün, haksız, adaletsiz bir şekilde işe alımların hesabını soracağım dese birisi, emin olun çoğunluk endişelenecek, hatta panik yapacak. Çünkü sırada daha arka kapıdan iş bekleyen binlercesi var. Onlar herkesle birlikte yarışa girip, yasal yolla iş alabilecek olanlar değil. Kolay yoldan köşe dönmeciler. Bunların hesap sorma gibi bir derdi olabilir mi? Bu örneği kredi bekleyenler, arsa bekleyenler, ihale bekleyenler için de genişletmek mümkün…
Ama yine de ben şu son yaşananları da gördükten sonra, sağduyulu, temiz insanlarımızın en az diğerleri kadar cesur olup, hesap sormaktan da bir adım ileri giderek, bedel ödetmelerini bekliyorum.
Sadece şu son örneğe bakalım. En tepeden, en aşağıya bir çok insanın bu rezaletin, bu çirkinliğin, bu kepazeliğin bedelini ödemesi gerekmiyor mu..?
İşte sandık. Madem onlar birbirlerinden hesap sormuyorlar, o zaman bedelini sandıkta ödesinler…

*****

11 bin yeni seçmen, bu bir rekor

4 yılda 11 bin yeni seçmen. Verilere baktım, bizim nüfus artış hızımız, ortalama yüzde 1,4…. 1977 – 1996 yılları arasında geçen 20 yılda KKTC nüfusuna her yıl ortalama 1914 kişi eklenmiş. Trend böyle gitseydi, 4 yılda en fazla 8 bin kadar seçmen eklenmesi lazımdı. Ki o dönemlerde de dıştan vatandaşlık kazananlar vardı. Demek ki, son 4 yıllık dönem için yapılan iddialar doğru. Verilen vatandaşlık sayısında rekor kırılmış. YSK Başkanı Nevvar Nolan, ikametgahı KKTC’de olmayanın oy kullanamayacağını açık açık söylüyor. “Ayıklanması kolay” diyor ama nasıl ayıklanacağını, tam olarak bu ayıklamanın yapılıp yapılmadığını bilmiyoruz. Benim aklıma tek bir şey geliyor. Gözümüzü açacağız. Seçmen kütüklerine ilgi göstereceğiz. Bildiğimiz, duyduğumuz yasa dışı seçmenleri ihbar edeceğiz. Ne kadar engelleyebilirsek. Vatandaş sorumluluğunu yerine getirmeyip, “bana ne” dedikten sonra, oturup da “irademizi kaybediyoruz” diye ağlamanın hiç anlamı yok…

 

YERĞİN KULAĞI VAR

ALAN DA VEREN DE SUÇLU: Bir tarafta kendisine rüşvet verildiğini iddia eden birisi, diğer tarafta parayı verdikleri iddia edilen başka iki kişi. Aldığını söyleyene çıkış yasağı uygulanırken, diğer ikisi hakkında herhangi bir işlem yok. Aslanbaba zaten kamu vicdanında mahkum edilmiş, Ahmet Kaşif’in dediği gibi “toplum onu biliyor” ama burada sanki de önyargılı ve baskı sonucu bir cezai uygulaması var gibi geldi bana. Alanı anladık da, verenin hiç mi sorumluluğu, suçu yok?..

PERDE ARALANIYOR: Serdar Denktaş diyor ki, “Ejder Cumhurbaşkanı’na gitti, Cumhurbaşkanı da beni aradı, baskılara boyun eğmemekte kararlıydım”… Aslında biz bunları bant çözümlerinde okuduk da, Serdar Denktaş’ın ağzından, yani birinci ağızdan duymak hayli ilginç oldu…

SUSMA HAKKI: Aslanbaba olayının patlak vermesiyle birlikte bu konuda fikir beyan etmeyen siyasetçi, yorum yapmayan gazeteci (ben dahil) kalmadı. Olay artık yargıda. Özellikle de siyasiler, bu konuda ahkam kesmeyi bıraksınlar. Çünkü konuştukça daha da batıyorlar. Onlar batsın bir şey değil ama ülkeyi de batırıyorlar. Onun için herkes sussun. Dün kendi yaptıklarına bugün, “tu kaka” diyenlerin birbirlerinden ne farkları var ki?..

İYİ GÜZEL DE: Toparlanıyoruz Hareketi’nden sonra, şimdi de Kamu-Sen seçmenlere karma oy kullanması yönünde çağrı yaptı. Yalnız iş bununla bitmiyor. Karma kullanalım kullanmasına da, kime oy vereceğimizi de söylemeniz gerekmez mi? Ya da hangi kriterlere göre oy kullanalım. Düğüne gelme mi, yoksa cenazeye gelme kriterlerini mi dikkate alalım. Mutlaka bir bildiğiniz var diye düşünüyorum. O zaman çıkın ve vatandaşa karmada oy alması gerekenlerin kriterlerini açıklayın öyleyse. Vatandaş da ne yapacağını bilsin…

SANAYİ ODASI DA KARMA DEDİ: Sanayi Odası yeni yönetimden beklentilerini bir bir sıraladı ve “Yukarıdaki maddeleri destekleyen, üretim sektörlerine inanan, üreticilerin sorunlarının aşılmasına çaba gösterecek şeffaf, hesap verebilir, eşitlik ve dürüstlük ilkelerine bağlı kişileri KTSO olarak hangi partiden olursa olsun genel seçimlerde destekleyeceğimizi kamuoyuna saygı ile belirtiriz” dedi. Dikkat ettim, “partileri” değil, “kişileri” dediler. Ha bir de partilerin sadık kalmadığı seçim programlarını odanın da dikkate almayacağı belirtildi. Bu da karmayı teşvik ettiklerinin bir diğer göstergesi oldu.

SOYER KIZDI: Sanayi Odası’nın uygulanmadıkları gerekçesiyle, parti programlarına kulak asılmayacağı açıklaması Ferdi Sabit Soyer’i kızdırdı. Dün Hüseyin Ekmekçi’nin programında tüm partilerin aynı kefeye konmasından şikayet ediyor ve Eroğlu’nun 1998 seçim bildirgesini hatırlatıyordu. Hani kişi başına düşen milli geliri 10 bin dolara çıkaracağım diyerek seçim kazanıp, 2004’de CTP-DP hükümetine 5 bin dolarla teslim ettiğini.

YETKİLERİ NE: DP-UG Genel Başkanı Serdar Denktaş katıldığı bir TV programında Aslanbaba için, “birlikte hareket ettiği arkadaşları kendini onore etmek istemiş ve belediye başkanlığı sözü vermiş olabilir, bana böyle bir talep iletilmedi. Bu konu beni ve partimi bağlamaz” demiş. İyi de sözünü ettiğin 8 kişi senin partinin vekilleri değil mi? Böyle söz verme yetkileri yoksa, bunu bize değil onlara söylemen gerekmez mi Sayın Denktaş?..

ZİRVEDEKİLER

GİAD: Genç İş Adamları Derneği Başkanı Arsen Angı, “Mevcut vekillerin tümünün yeniden partiler tarafından seçimimize sunulması, partilerin bu vekillerden ve dolayısıyla bu zihniyetten memnun oldukları, bu yapıdan beslendikleri algısını doğurmuştur. Yeni, çağdaş ve ahlaklı kimlikleriyle ön planda olan milletvekili adaylarını karşımızda görmek istiyoruz; buna karşılık eski ve ahlak dışı politik zihniyet sahibi, geçmişte Meclis’te hiçbir üretkenliği olmayan ve özellikle rüşvet almaya ve vermeye açık vekil adaylarını yine karşımızda görmek istemiyoruz…”

DİPTEKİLER

Yanıltıcı Haberler: Başsavcılık, her kim olursa olsun, bir kişinin yurt dışına çıkışını engelleyemez. Mahkeme kararı şart. Bence basına verilen haber yanlış, bu bir. İkincisi, hangi suçlama nedeniyle bu kararın alındığı da belli değil. Adam kamu görevlisi olmadığına göre, yapılan iş hukukta “rüşvet alış verişi” olarak mütalaa edilemiyor. Peki öyleyse ne ve nasıl? Ya Başsavcı kendisi çıksın ve açıklasın, ya da hükümeti doğru bilgilendirsin, onlar açıklasınlar. Detaylar da en az rezaletin kendisi kadar önemli…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam