08 Aralık 2016

Bırakın kararı halk versin…

Haber İçi Üst

Memleket yangın yeri, esnaf kan ağlıyor, yatırımlar durmuş, Lefkoşa pislik içinde, iktidar partisi karpuz gibi ikiye bölünmüş, hükümet Meclis’i toplamaktan aciz…
Herkesin ortak görüşü, bu “pisliği” seçim temizler…
Başbakan ve UBP’nin mahkemece yetkileri elinden alınmış genel başkanı İrsen Küçük madem öyle işte böyle diyerek, “buyurun erken bir seçime” deyince UBP’nin içi kalktı oturdu… 
Bence İrsen Bey çok da istekli olmasa da, doğru olanı yapıyor. Tabii eğer blöf değilse.
Bu ülkenin geleceği 1400 küsur delegenin insafına bırakılamaz. Ülke duvara toslamış durumda. Bunun çıkış yolunu sadece delegeye bırakmak yerine, KKTC halkının kararına terk etmek ve sonuç ne olursa olsun, çıkacak karara saygı göstermek en mantıklı yol değil mi..? 
Yaklaşık 6 aydır her şey kilitlenmiş. Toplum, UBP’nin başkanı kim olacak derdi ile baş başa bırakılmış. Ülke resmen uçuruma sürükleniyor, sorunlar yumak değil, dağ olmuş. Hükümet iş yapmak yerine mesaisini mahkeme koridorlarında geçiriyor. Şimdi 20 Aralık’ta, mahkemenin Küçük aleyhine aldığı karara İrsen beyin yaptığı itiraz sonucu açıklanacak. İş bununla bitse neyse. Mahkemenin kararı ne olursa olsun, diğer taraftan esas dava görüşülmeye devam edilecek. Yani yine ayları alacak bir mahkeme süreci… Sonunda bir karar açıklanacak, yine taraflardan birisi, karara itiraz edecek ve bu iş böyle sürüp gidecek… Ne bizim ne de ülkenin böyle bir sürece dayanacak gücü yok…
İşte bu nedenle işi kökünden halletmenin yolu, halka gitmek olmalıdır. Memleket yangın yerine dönmüş, efendiler koltuğa kimin oturacağının kavgasını yapıyor. Küçük gitse ve yerine Ahmet Kaşif gelse, her şey düzelecek mi yani..? Sonuç, aynı hamam, aynı tas…
İrsen Küçük’ün cuma günü Başbakanlık’ta yapılan toplantıdan sonra erken seçim kararı için çalışma başlatılacağı yönündeki açıklamaları UBP örgütlerinde büyük bir infiale yol açmış. Özellikle Kaşif yandaşları, partiyi seçime sürüklemenin, “Kendi bacağına kurşun sıkmaktan başka bir anlama gelmez… Öfke ile kalkan zararla oturur” şeklinde konuşmaya başladılar. Peki ne istiyor bu grup, acele kurultay… Ne olacak? “O gidecek, ben geleceğim”… Sanki halk da bunu bekliyormuş gibi…
Şimdi Kaşif grubunun erken seçime niye itiraz ettiğine bakalım. Erken seçim kararı alınırsa,( ki ben UBP’li hiçbir vekilin evet diyeceğine inanmıyorum) mart veya nisan ayında sandıkların kurulması gerekecek. Kaşif gurubu, büyük ihtimalle İrsen Küçük’ün kontrolündeki bir UBP’de seçime gitmek zorunda kalacak. Peki, böyle bir yapıyla erken bir seçime girme, delegenin önüne çıkma riskini göze alabilecekler mi..?  
Sayıları 8 civarında olan grubun süre yetmediği için yeni bir parti kurma şansları da yok. Çünkü yanlış bilmiyorsam, bir partinin seçimlere katılabilmesi için, kuruluşunun üzerinden 6 ay geçmesi gerekiyor. Bir başka alternatif ise, bir başka partinin listesinden aday çıkmak. CTP veya TDP’de şansları yok. Demokrat Parti de ise söz konusu sekiz kişiye verecek kontenjan yok. Geriye kalıyor görüşlerine yakın iki parti. Birisi Tahsin Ertuğruloğlu’nun başında bulunduğu ve Sayın Eroğlu’nun asla işbirliği yapmayı düşünemeyeceği DGP, diğeri ise Turgay Avcı’nın başında bulunduğu ÖRP. Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Eroğlu ile Turgay Avcı’nın birlikte yedikleri yemeğin şifreleri böyle bir girişim olabilir mi..?    
Bence İrsen beyin erken seçimi seslendirmesine gösterilen tepkinin nedeni de budur. UBP’nin, 2009’da aldığı oy ve sayıya ulaşamayacağını bizim kadar onlar da biliyor. Özellikle Lefkoşa’da İrsen Küçük faktörüne karşı Hasan Taçoy ve Zorlu Töre’nin, Mağusa’da ise Hasipoğlu, Atun ve Saner işbirliği karşısında Ahmet Kaşif ve Özcafer’in kazanma şansları oldukça az… Güzelyurt, Girne ve İskele’de  de muhalif kanat için aynı şartlar geçerli… Böyle bir ortamda Ahmet Kaşif ve ekibinin olası bir erken seçime sıcak bakmasını nasıl bekleyebiliriz ki…      
Ben Küçük’ün yerinde olsam, hiç düşünmeden erken seçim kararı için bastırırım. Hem parti içi muhalefeti, küçülmek pahasına bile olsa ortadan kaldırırım, hem de 2013-2015 ekonomik programını, halkın da desteğini alarak hayata geçirmeye çalışırım…
Tabii İrsen Küçük, alacağı böylesine riskli ve tehlikeli bir karar için kendi yanında duran milletvekillerini nasıl ikna edecek… Onu da kendi düşünsün…

YERİN KULAĞI VAR
UBP’DE DÜĞMEYE BASILDI:
Ulusal Birlik Partisi’nde ihraç için formül bulundu. Özellikle Kaşif, Taçoy ve Zorlu’nun partiden ihracı için milletvekillerinden oluşan 4 kişilik bir komite kurulacak. Bu 4 vekil, özellikle Küçük’ün yanında olanlar arasından seçilecek ve söz konusu milletvekillerinin partiden ihracı için gerekli düzenlemeleri yapacak. İddialar bu yönde, yakında hep birlikte göreceğiz… 
PEKİ MEMLEKETİ SATANLAR: Çevre Koruma Dairesi, nergisin kasten koparılması, toplanması, yok edilmesi, sahip olunması, takas edilmesi veya satılması yasak olan bitkiler arasında bulunduğunu belirterek, doğadan toplanan yabani nergisin satışını yapanların ihbar edilmesini istemiş. Peki ama, memleketin her bir tarafını parsel parsel satanları kime şikayet edeceğiz, bilen var mı..? 
ÜSTÜNE DE PERİSKAN İÇER: Demokrat Parti Milletvekili Mustafa Arabacıoğlu “Hükümetin kullanma tarihi sona erdi” demiş. Oysa biz bugüne kadar miyadı dolan neleri hazmettik. Onun için bunu da yer, hazmetmek için de üstüne bir periskan içer…
FONKSİYONSUZ: Hüseyin Angolemli, Dışişleri Bakanlığı’nın son dönemde, dedikodu merkezi haline gelmesinin sebebinin fonksiyonsuzluk olduğunu söyledi. Yalan da değil yani. Cumhurbaşkanlığı Kıbrıs müzakere sürecinden bakanlığı dışladığı anda,  işsizlikten, millet birbirini yemeye başladı. Başta işin gereğine vakıf biri de olmayınca, koskoca Dışişleri magazin basınına malzeme oldu. Bu arada, bakanlığın köklü disiplinine sahip personeli de olup bitenden şikayetçi. Kavgalarıyla, istismarlarıyla gündeme gelenlerin yaptıkları onları da bezdirmiş durumda, ama yapacakları bir şey yok… 
BRAVO GİAD: Genç İş Adamları Derneği, hem iktidara hem muhalefete hitabeden bir şiir yayınladı. Ben içindeki iki cümleye bayıldım; “Ekonomik istikrardan bahsediyorsunuz, istikrarsızlığın istikrarını sağlıyorsunuz… Siyasi bağımsızlık istiyorsunuz… Ekonomik bağımsızlık için bedel ödemek istemiyorsunuz”. Sadece bu iki cümle bile, yaşadığımız tüm sorunları özetlemiyor mu..?
SİL BAŞTAN: Bizim Cumhurbaşkanımız, aylar sonra Kıbrıs konusunda bilgi vereceğim diye yaptığı toplantıda, bilindik ezberleri sıralarken, haberi yine Güney’den aldık. Anastasiadis’in kazanacağına kesin gözüyle bakan uluslararası toplum, yeni girişimleri buna göre dizayn ediyor. İçinde, kırk yıldır gündeme girip çıkan Maraş’a karşılık Mağusa Limanı pazarlığı, gevşek federasyon, sıfır zeminden başlama gibi konuların bulunduğu iddia edilen yeni sürece, Hristofyas da anında tepki göstermiş. Referandumda “evet” diyen Anastasiadis’in üstüne plan yapanlar yine aldanacak. Şimdilik sessiz, ama hele bir seçilsin, ne şahin olduğunu görecekler…
KİRLENMEYİ KİM TEMİZLEYECEK: Büyük Hamam’ın, tarihin yaratmış olduğu yorgunluğu ve yıpranmışlığının izleri büyük bir restorasyon projesiyle temizlenerek Çarşamba günü yeniden hizmete girecekmiş. Peki, Kıbrıs Türkü’nün yıllar içindeki yıpranmış ve yorgunluğunu, en önemlisi de yaşanan kirliliği temizlemek için, kaç tane “Büyük hamam” gerekecek acaba..?
ZİRVEDEKİLER
KTEZO Çıraklık Merkezi: Üç yıl önce proje ortaya konduğunda, bakalım ne bürokratik engeller çıkacak, yaptırmayacaklar diye düşünmüştüm. Nitekim, bakanlık uzun süre de öğretmen göndermedi. Ancak Esnaf ve Zanaatkarlar Odası baş koydu, bazı öğretmenlerin maaşlarını dernekten karşıladı. Şimdi çıraklık eğitim merkezinde 650 genç öğrenim görüyor. Orta eğitimde 10 bine yakın öğrenci öğrenim görürken, 650 gencin bu merkezde olması bizim için çok büyük bir rakam. Meslek sahibi olacaklar, ülkenin ara eleman ihtiyacına cevap verecekler. Tüm emek verenleri alkışlıyoruz…
Biyologlar Derneği: Avı katliam sananlara karşı sosyal sorumluluk göstererek, vurulması yasak bir kuşu vurarak öldüren avcının resmini dağıtan dernek, avcıyı tanıyanların polise ihbar etmesini istedi. Denetimi devlet yapamayınca, vatandaş da muhbirliğe soyunuyor, ne yapsın.

DİPTEKİLER
Geçici Ödenekleri: Başbakanlık bütçesi dün Meclis’te konuşulurken, milletvekilleri dile getirdi. Personel giderlerindeki artışın yüzde 37’si Başbakanlık’a verilmiş. Böylece, Başbakanlık’a bağlı geçici personel ödeneği, geçen yıla göre yüzde 110 artmış. Demek bu yıl alınacak personelin üçte biri Başbakanlığa alınacak. Bu durumda Başbakanlık’a birkaç yeni bina gerekecek demektir. Durun bakalım, madalyalar birimi, dış Türkler birimi derken daha neler göreceğiz…
Avrupa Gazeteciler Derneği: Söz konusu derneğin şaşaalı bir törenle bazı sanatçı, gazeteci, işadamı ve siyasilere, ortaya hiçbir kriter koymadan, “gollifa” gibi ödül dağıtması KKTC’deki basın kuruluşlarının tepkisine neden oldu. İşin en üzücü yanı ne bilir misiniz? Bazılarımızın bu “sözde ödülü” almak için koşa koşa gitmeleri…

Foto alti:
Fotoğraf Altı: Bu fotoğrafı dün saat 11’de Kumsal Parkı’nda çektim. O saatte okulda olması gereken çocuklar, öğretmensizlikten ve grevlerden, yine  sokaklardaydılar

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil