05 Aralık 2016

Bir yastıkta 50 yıl

Bir yastıkta 50 yıl
Haber İçi Üst

Ali Atamer-Bir yastıkta 68 yıl. Dile kolay, başka bir deyişle yarım asır geçirmiş, neler görmüş, neler geçirmiş bu haftaki konuklarımız, Gönyeli’de ikamet eden Kıymet-Ali Mulla çifti. Hiş kuşku yok ki, çok mutlu zamanlarının yanı sıra, çok sıkıntılı günleri de olmuş ama ikisi de yılmamış. Mutlu olmak için her şeyi yapmışlar… Sıkıntılara beraberce göğüs germişler. Her ikisi de tipik birer Kıbrıslı Türk gibi misafirperver ve içten. Yıllar öncesini anlatırlarken, gözleri 68 yıl öncesini yeniden yaşıyor gibi. İşte bu elleri öpülesi çiftten Kıymet nenemizi yakın bir zamanda kaybettik. Ve onun hatırasına geçmişte yaptığımız röportajımızı sizinle tekrardan paylaşıyoruz.

Ali Atamer: Eskiden okula gitmek mi yoksa ovalarda bahçelerde çalışmak mı önceliğinizdi?
  
K.M.:
1919’da Şirinevler de doğdum ama Kaymaklı’da büyüdüm. 3 sene okula gitme imkanı buldum. Ondan sonra annem yollamadı. Fukaraydık diye. O zaman terzilik mesleği geçerdi, beni da ona yolladılar. Tabii ondan sonra usta çıktım. Herkese ne isterlersa dikerdim. Gendi gelinliğimi bile ben gendi elleriminan diktim. Ali’ye da gömlek pantolon dikerdim.
Ali Atamer: Ali dedeciğim senin mazinde neler var?
 
A.M.: 1919 Gönyeli doğumluyum. Beni buralarda Ali Mulla bilirler. Yani oyanı buyanı gider işlerdim. Çiftçilik yapardım. Deliganlılık hayatım hep ırgatçılıkla geçti. Babam ölünca gardaşlarıma ben bakmak durumunda galdım. 10 şiline işletirlerdi beni. Para ne arardı ya da iş. Gönyeli’de çobancılık, çiftçilik yapardık. Pe şimdikiler çok şanslı hem iş var hem da para. Biz 1944’den sonra iş almaya ve para gazanmaya başladık. O gadar bir iş temposu vardı ki hiçbir tarafa ne bakacak ne gidecek halimiz vardı.
Ali Atamer: Birbirinizi severek mi evliliğin ilk adımlarını attınız?
  
K.M.:
Dünürcülüğünan. Bunlar geldiğinde beni istesin babam vermedi. Ama akrabalarım sayesinde oldu bu iş. Babam da bunun üzerine dedi ki madem bu gızı veriyorsunuz ne nikah ne nişan olacak. Oğlan ağırlık parasını vercek, te evlenene gadar gızı görmeycek diye bir sürü şart goydu. E biz da olsun diye işimiz sesimizi çıkarmadık. Ve hakikaten düğüne gadar ne görüştük ne da gonuştuk. Gorgardık babamdan.
Ali Atamer: Ali Bey neden akraba evliliği yaptınız?
  
A.M.: O zaman öyle giderdi. Ben da zaten memnundum halimden.
   K.M.: Tam 9 sene bekledi benim yaşım dolsun da alsın beni. O gadar beklediğine göre derim ben da demek ki severdi beni. Değil be çocuklar.
   A.M.: Tabii beğenirdim yahu. Kıymet deyzenize goduydum gözü.
   K.M.: 1 buçuk sene sözlü galdık. Birbirimizi göremedik.
Ali Atamer: 9 sene beklemek zor olmadı sizin için? Birbirinize özlem vardı herhalde?
 
K.M.:
Ali gelirdi beni görsün ama ben odadan odaya gaçardım.
   A.M.: Nazlı bir hanımdı eşim.
   K.M.: Ben zaten özlemezdim ki.
   A.M.: İnanmayın da kapının deliğinden bakardı bana. Şimdikiler 9 gün bile dayanamaz. Kıymeti göremeyeciğimi bile bile giderdim.
   K.M.: Ali’nin sevgisi çok güçlüydü ki bekledi beni 9 sene.
Ali Atamer: İkinizin arasında bir sevgi-aşk var mıydı?
  
K.M.: Nişanlıydık diye sevgi gelir gendiliğinden. Ha evlendikten sonra el ele da tutuştuk, diz dize da oturduk.
   A.M.: Ne gaçak maçak, ne da mektuplaşma. Dedim ya Kıymet nazlıydı çok.
Ali Atamer: Eski örf-adetlere göre mi yapılırdı nikah-düğün törenleri?
  
K.M.: Benim düğünüm 4 gün Gönyeli’de 4 gün da Gaymaklı’da oldu. Çarşamba’dan başlardı düğün. Akşamüstü gelin hamamı oldu. Gecesi kına yaktılar bana. Kuşak guşandık. Davullarınan zurnalarınan yaptık düğünü.  İlk gün tabii davul zurnaynan yorganlar gaplanırdı. Meşhur Memedaliler çaldı bize. Hep bizim havalardan. Sabahtan da kına havaları çalardılar. Ondan sonra da 2 elimize 2 ayağımıza kına yakarlar bağlarlar düğümü bozarlardı. Perşembe tekrar başlardı düğün. Zaten geline düğün derneği göstermezlerdi. Gelin hamamında da geline kırmızı ipekli elbise geydirilerdi.
7 defa dönerdin testinin etrafında. İki kişi da gelinin golunda ağlardı yalandan. Seriye Hanım vardı gelin onarıcısı.
   A.M.: Erkek düğünü da sabahtan davul zurna eşliğinde köyü gezerdin. O gadar. Bir da gadınlar kına gecesinde eğlenirkan sen dışarıda alem yapardın.
   K.M.: Böyle yakışıklı bir adamla evlenesin güzel değil mi?
   A.M.: Eyiydik yahu eyiydik.
Ali Atamer: Genelde çoğu çiftimiz evliliğin ilk yılları bir takım zorluklarla güçlüklerle mücadele etmek zorunda kalır. Siz de bu gibi evrelerden geçtiniz mi?
   
A.M.: İyiydik. Çocukları okutmaktı tüm gayemiz. İnsan zoru çekecek ki güzelliği bulsun. Garım da yardımcı olurdu aile ekonomisine. Evvel hiç imkan yoğudu. Bir tarafta 58-63 hadiseleri çok şey yaşadık. Ama önemli olan bugünlere gelmekti.
Ali Atamer: Eskiye özlem var mı?
  
K.M.: Eyya rahmetli evlatcıklarımı özlerim. Biz zaten hayatımızı çocuklarımıza adadık.
Ali Atamer: Son olarak bizlere 68 yıllık beraberliğinizin hangi temeller üzerine kurulduğunu anlatabilir misiniz?
  
K.M.:
Çok eyi adamdı. Evlendik bu gadar senedir hiç yanlışı yok. Tam dört dörtlük bir insandı. Çocuklarını okutmak için ırgatçılık yaptı. Çok çalıştı. Evin içinde da mızırlığı yok. Ne ütüsüz gezdirdim ne da kirli gezdirdim. Çok iyi baktım ben gendine.
   A.M.: Çok güzel çok iyi bir hanımdı. İyi ki Kıymet hanımla evlendim. Çok memnunum. Tartışma bile olmadı. Ha arada bir olurdu ama çok sürdürmezdik. 2-3 saat sonra barışırdık. Zaten gençlere da söylerim münakaşaları fazla uzatmasınlar. Kıskanmasınlar.
   K.A.: Ben da kıskanmadım. Ona buna sarkıntılık yapar mı napar dışarıda ne bileyim ben. Ben onun ütüsünü yaparım tertemiz yollarım dışarı. Aha görseydim yaparkan kıskanırdım tabii.
   A.M.: Bu işin sırrı saygı-sevgi anlayış. Eyi ettiniz da geldiniz be çocuklar. Vallahi. Hayır duam tutsun sizi.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam