08 Aralık 2016

Bir Türkiye değerlendirmesi

Haber İçi Üst

Ankara’da son dönemlerde sıklıkla bulundum.

Bulunduğum sürelerde etkin makamlardaki kişilerle sohbet etme olanağı buldum.
Bu sohbetlerin bir bölümü yazılmamak üzere oldu.
Bir bölümü “şimdi değil ama bir süre sonra yazılabilir” şeklinde idi.
Gelinen aşamada Ankara’dan meselelere bakıldığı zaman, “Ankara’nın ne yaptığını ve neyin peşinde olduğunu çok iyi bildiğini” rahatlıkla söyleyebiliriz.
Ankara çok parçalı günleri geride bıraktı.
Ankara denildiği zaman artık tek bir Ankara var. Ve onu da siyasi erk oluşturuyor. Asker-sivil bürokrasi de, siyasi iktidarın çizdiği yoldan yürüyor. Ankara’daki siyasi iktidar Türkiye’nin bölgesel bir güç ve küresel bir
aktör konumunda olması için çalışıyor.
Bunun için de Türkiye’de güçlü ve istikrarlı bir yönetim modelinin devamından yanalar. Güçlü ve istikrarlı siyasi iktidarın güçlü ve büyüyen bir ekonomi olduğu noktasından hareket ediliyor. Bu yüzden Türkiye’de başkanlık sistemi gündemde…
Türkiye’nin etkinliğinin artması için de sorunlarını çözmesi gerektiği konusunda Ankara kararlı.
İşte Kürt meselesinde yaşanmakta olan “çözüm süreci” bu yönde atılan en önemli ve önemli olduğu kadar siyasi iktidar için de riskli bir adım.
Ama risk almadan başarı gelemeyeceği konusunda da genel bir anlayış hakim. Kürt meselesinde girilen dönemeçte öngörülen gelişmeler sağlanır ve sorun tamamen çözülürse, Türkiye’nin bir başka boyuta geçeceğine kesin gözüyle bakılıyor.
Bu noktada Kıbrıs meselesinden de söz etmekte yarar var.
Türkiye’nin çözmek istediği bir diğer önemli sorun da Kıbrıs…
Kıbrıs’ta tarafların karşılıklı kabul edebileceği bir çözüm bulunması konusunda önümüzdeki günlerde Türkiye’nin daha etkin roller üstlenebileceğini söylemek yanlış olmaz.
Gelinen aşamada İsrail ile ilişkilerini kriz safhasından çıkarıp, yeniden işbirliği safhasına taşıyan Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları konusunda oynayacağı roller de farklı olmaya başlayacak.
Bölgede Türk-İsrail iş birliğine kapıların yeniden açılması elbette ki ekonomik krizle boğuşmakta olan Güney Kıbrıs’ı önümüzdeki dönemde daha da bir köşeye sıkıştıracak gelişmelerin yaşanmasına neden olacak.
Şu aşamadaki beklenti ekonomik krizin Kıbrıs’ta sorunun çözümü için bir fırsata dönüşmesi ve bundan ilgili tüm tarafların kazançlı çıkmasıdır.
Ankara’yı değerlendirirken, iktidardaki AK Parti’nin kurumsallaşma konusunda diğer siyasi partilere çok büyük farklar attığını söylememek büyük bir haksızlık olur.
İzlediği politikalarla, parti içi hedef ve söylem bütünlüğü olarak AK Parti, ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi’ne açık ara fark atar durumdadır.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin bilinen ideolojik çizgisine bağlılığı ve söylemleri de tutarlılık açısından sorgulanamaz.

MHP’nin katı ideolojik çizgisi belki de önümüzdeki günlerde “çözüm sürecinde” BDP’nin isteklerini dengeleyici bir araç olacaktır. Bu da “çözüm süreci”nin daha sağlıklı bir zeminde devamını sağlayabilecek ortamı yaratabilir. Bunu da not etmekte fayda vardır.
Ancak CHP’ye dönecek olursak, CHP kendi içerisinde bütünlük ve birlik sağlayamamanın sıkıntılarını yaşamakta, bu nedenle de politika üretememekte, etkin olamamaktadır.
Bu da aslında Türkiye için bir kayıptır.
Belki de CHP, içerisinde barındırdığı farklılıkları bir araya getiremediği için bir ayrışma yaşasa, bu hem kendisi hem de Türkiye için yarar sağlayacak gelişmelere kapı açabilir.
Ancak bu aşamada böyle bir şey kısa zamanda beklenmemektedir. Beklenmediği için de AK Parti iktidarının alternatifsiz bir şekilde yoluna devamı söz konusu olmaktadır.
Bu kimi zaman Türkiye için bir avantaj olarak ortaya çıkabildiği gibi, etkin muhalefet olmadığı için kimi zaman da dezavantajlar yaratabilmektedir.
Özetle Ankara’da şu anda ne yaptığını bilen, hedefleri olan ve bu hedeflerini yakalayarak yoluna devam eden bir hükümet vardır. Bu hükümetin hedeflerinden biri de, Kıbrıs meselesinin çözüme kavuşturulmasıdır. Bölgesinde etkin ve belirleyici olmak isteyen Türkiye’nin bu yolda başarılı olması biz Kıbrıs Türklerini de etkileyecek gelişmelere neden olacaktır.
Türkiye’de bunlar yaşanırken, biz de kendimizi Türkiye’yi doğru okuyup anlayarak yenilemek ve geliştirmek zorundayız. Ancak bu şekilde bu ada üzerinde kendimize gelecek yaratabiliriz…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil