03 Aralık 2016

Bir spordan fazlası

Haber İçi Üst

Yaklaşık iki yıllık aradan sonra geçtiğimiz hafta sonu Türkiye Triatlon Şampiyonası için Isparta Eğirdir’deydik.

Alanya’da yapılan Avrupa Kupası ve Avrupa Şampiyonası hariç geçerli nedenler sebebiyle takvimimizden çıkardığımız Türkiye Şampiyonası’nda yer almayı özlemişiz.
Eski ve yeni dostları görme, Ironman geyiği yapmak, ortak kamp, ortak amaçlar üzerine derin sohbetler, ne olacak bu ülkenin triatlonu tartışmalarına anlamsız yere yeniden dalmak gerçekten hoştu.
Sosyal aktivite bir tarafa; deniz kadar hükmeden Eğirdir gölüne kulaçlayıp ardından rüzgarın hüküm sürdüğü bisiklette pedal basıp ardından Can adaya koşmak pestilimizi çıkardı.
Günün sonunda ilk Türkiye şampiyonasında Emine Uluçay’ın bayanlarda ikincilik kürsüsüne çıkması, Kemal Elektrikçi’nin tecrübesizliğine kurban gidip son 5 kilometreye kadar ilk sırada götürdüğü yarışı dördüncülükle tamamlaması, İnsel Üstüner’in kasılmadan beşinciliği yorgunluğu unutturdu.
Hele  hele Emine’nin neredeyse kullanma süresi geçen tank ağırlığındaki bisiklete rağmen ortaya koyduğu efor taktir edilecek nitelikte, Türkiye milli takımına seçilen sporculardan sadece 2-3 dakika geride kalması ve bunun temelinde ise yüzme branşında yaşanan eksikliğin olması ise düşündürücü!!’
***
Kel gelin kör kaynanayı över diyeceksiniz ama kazın ayağı öyle değil. 2009 sezonunda Türkiye Büyük Erkekler Şampiyonluğu’nu kazanıp 2008 ve 2011 yıllarında üçüncülük kupasını müzeye götüren bir takımın parçası olmak bu gurur için sanırım yeterli.
Yüzme antrenmanı için para ödeyen, başta bisiklet olmak üzere tüm malzemelerini kendini alan, ne sporcusu ne de antrenörü bu spor dalını yapmak için maaş talep etmeyen haftada 15-20 saatlik antrenmanlarla asosyal olmayı göze alıp özverinin dibine kadar vermek bu topraklar için biraz fazla.
Özelliklede elde edilen takımsal başarıya karşın futbol dışında diğer branşların cahili olan ve sporu yönettiğini zannedenlerin maddi katkı sağlaması bir tarafa gölge etmekten başka gailesi olmaması da
motivasyonsuzluğuna  karşın.
Ambargo denilen görünmez engele takılmak yerine Türkiye’yi bir kenara bıraktım Avusturya, Avustralya, İngiltere, İsviçre, İspanya, Almanya, Fransa, Güney Afrika’da yarışıp bunlardan sadece ikisinde sadece uçak bileti için katkı alan hatta ulaşım için ödediği bedeli devletten 13 ay sonra görebilmek bile engel değil.
Ülkede dibe vuran spora karşın şirketleri hareketlendirecek sponsorluk yasasının cezp edici olmamasına karşın sadece Tüfekçi Ltd.’nin verdiği katkılarla bu tekerleğin dönmesi de incelenmesi gereken ayrı bir konu.
***
Eğirdir’in üzerinden neredeyse bir hafta geçti ancak hükümet kurma, helikopter derdinden olsa gerek
Türkiye Milli Takımı’nın kapısında olan Emine’yi sporun patroncuklarından arayan soran yok.
Her ne kadar bu iki konu da devletten sporu geliştirmek için okkaynan para çekenleri aşsa da onların derdi koltukta kalıp kalmayacakları galiba. 
Kendi kendimize yarattığımız engeller ve izolasyonların arkasına sığınıp ülke gençliğini spordan soğutmak için Güney’den bürokrat transfer etmiş olsak bunlardan daha beceriklilerini bulmazdık.
Kelimenin tam anlamı ile triatlon; bir spordan fazlası. Zaten hem yüzme, hem bisiklet üstüne üstelik bir de koşuyu içermesi her baba yiğidin gerçek anlamı ile yapabileceği bir iş değil.
Kınalı kuzunda alıntı olacak ama engellere takılma ya da aldırma yok yola devam.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam