05 Aralık 2016

Bir öğrencinin gözüyle: Kıbrıslı bir öğrenci ve iki ülke

Haber İçi Üst

Kıbrıs, büyüdüğüm, vatan dediğim topraklar, 18 yaşına kadar ben bu adadan ayrılırsam sudan çıkmış balık gibi can veririm dediğim topraklar. Kıbrıs her öğrencinin gidip, okumak isteyeceği bir yer.
Kıbrıs, bir öğrenci için, özel bir terzi tarafından özerine dikilmiş bir elbise gibidir. Üniversite öğrencilik yıllarını bir öğrencinin hayal ettiği gibi geçirip yeterli bir eğitim ala bileceği (kendini geliştirmek şartıyla) güzelliklerle dolu bir ada. Her neyse, Kıbrıslı olduğum için hakkında fazla bir şeyler söylemem pek hoş olmaz.
Bosna ve Hersek, sıkı tutunun dünyanın en değerli ülkelerinden birinde eğitim almaktan, orda yaşamaktan, bir öğrencinin sahip olduğu avantajlardan ve dezavantajlardan elimden geldiği kadar bahsedeceğim.
Bosna ve Hersek, tamamıyla bir öğrencinin isteklerine bağlı olan bir ülke. Nasıl mı? Sorusunun cevabı çok basit. Eğer burada, son moda teknoloji, zengin usulü yaşam tarzlarına sahip olmak için geliyorsanız, yanlış yoldasınız geri dönün. Burası, sohbet, arkadaşlık, samimiyet, sevgi ve acılarla dolu bir ülke. En basitinden bir örnek, burada birine merhaba (zdravo) dediniz mi o kişiyi arkadaş listenize ekleyip o andan itibaren görüşebilirsiniz. Burada, Saraybosna’da (Bosna ve Hersek’in başkenti) bir öğrencinin arkadaş edinememesinin tek bir yolu var evden dışarı hiç çıkmaması.
Benim gibi bir öğrenciyi, eğitimin yüksek kalitesinden çok, insanların yüksek kalitesi ilgilendirdiği için, burası kendimi geliştirip değişik yaşamları kolayca tanıya bileceğim özel bir yer. Eğer siz de bu kafadaysanız Boşnak insanını tanımadan çok fazla, derin ve iyi insanları tanıştım diye düşünmeyin. İnsanı bir yana, doğası insanların hayatlarını uğruna feda ettikleri cennetin yansıması gibi. Bu ülkenin güzelliklerini, iyi yönlerini, güzel karakterinizle birleştirince şu ülkeye “Cennet” adı altında seslenebilirsiniz.
Bu kadar iyi yanından bahsettikten sonra; insanın, Saraybosna’nın dünyanın en karışık yerlerinden biri olduğuna inanması çok zor. Burada da, düşünen hayvanlar da var. Cebinin çıkarını ülkesinin çıkarından üstün tutan kişiler gibi. Ama ben ilk olarak buraya geldiğimde (2 yıl önce) pek yabancılık çekmedim çünkü aynı düşünen hayvanlar benim ülkemde de var. Politikacılardan bahsetmek zorunda kaldım çünkü bir öğrencinin çevresinde olup bitenlere uzaylı olmaması lazım. Biz bu düşünemeyen düşünen hayvanları kendi haline bırakalım.
Unutmadan, Boşnak insanıyla ilgili en önemli şeyi söylemem gerekiyor. Buranın bayanını, sokakta üstünde dine uygun bir kıyafet yok diye, şu kız dinsizdir diye siz tam onun vücuduyla ilgili hayal kurarken, o kız üstünü başını kapatıp camiye namaz kılmaya girebilir, dikkatli olun günaha girmemek için. Birde buranın iki tür erkeği var benim gözümde, babalar ve oğullar. Babaların neler yaşadığını ben size anlatamam sizin onların gözünün içine bakıp neler yaşadıklarını anlamanız lazım. Oğullar, çok değişikler, bir eğlence yerinde ruhlarını kaybederken göre bileceğiniz bu kişiler, sabahın ilk ışıklarından sonra evrim geçirmiş gibi caminin yolunu tutabilir.
Bir öğrenci için en kötü yanı, burası zihniyet ve yaşam tarzı bakımından çok rahat olduğu için, buraya ailesinden uzak olup her istediğini yapmak için gelip, kendini bitiren o kadar çok kişi tanıdım ki isimlerini bile artık hatırlamıyorum ki zaten önemleri de yoktu.
Cennet vatanımı, ailemi, arkadaşlarımı çok özlüyorum ama eğer Saraybosna’da değil de başka bir yerde okusaydım bu kadar çok onların hasretine dayana bilir miydim bilmiyorum.”

(Bu yazı oğlum Muhammed Suiçmez tarafından yazılan ve Balkan Mektubu Dergisi’nin 30. sayısında yayımlanan bir yazıdır. Yazı tamamen yayımlananın aynısıdır.)

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam