11 Aralık 2016

Bir aşk öyküsü!

Haber İçi Üst

Okuyacağınız yazıyı 2007 yılında yazmıştım. Bugün yeniden sizinle paylaşmak istedim.
Biz ODTÜ Kimya Mühendisliği mezunlarının internet üzerinde bir grubumuz var.
Burada haberleşir, yazışır, ülkede ve dünyadaki gelişmeleri değerlendiririz.
Farklı farklı görüşlerde olsak da ODTÜ’lülüğün ortak paydasında buluşuruz.
Arkadaşlardan biri, Sevgili Üzeyir gruba geçtiğimiz günlerde “Bir aşk öyküsü mü bu?” başlığıyla bir yazı gönderdi.
Bugün Bayram ve ben Üzeyir’den gruba gelen bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim.
Sevginin ve sevebilmenin önemini hiçbir zaman unutmayın.
İşte o yazı…
*
Biri olmadan, öbürü olmazmış. İki balık yaşarmış; biri turuncu ve iri, öbürü korkak ve ince.
Bütün çiftler de böyledir biraz düşününce.
İri sormuş bir gün: Madem bütün bu denizler birbirine bağlı, niye biz seninle sadece bu kıyıdan ötekine yüzüp duruyoruz?
Kendimizi bir akıntıya bıraksak, yeni sularda yüzsek, başka balıklar yesek daha mutlu olmaz mıydık?
Hak verdi ince. İnceliğinden sırf. Çünkü onun mutluluğu için, iri ve o kıyı yeterliydi.
Ama katıldı yine de, düştü irinin peşine. Akıntıya bıraktı kendini.
Bu arada bir balıkçı, akşam yavrularına balık götürmek için suya ağ atmıştı.
Ve bizimkiler farkına varmadan bu ağa takıldılar. Daha doğrusu iri takıldı. İri ya!
İnce de sıyrılıp çıktı. İnce ya, bırakıp gitmedi. Hem inceydi hem aşık. Kemirip ağları, kurtardı iriyi.
Aşkta, en yanlış şeyler bile mantıklı gelir insana. Tabii balıklara da…
Çünkü aşk, suyun içinde de aşktır.
Derken, bizimkiler soğuk denizlere kavuştular.
Fakat ince, alışık değildi bu serin sulara ve hastalandı.
Pulları dökülüyordu her gün ve gün geçtikçe daha da yavaşladı. Hatta durdu bir gün.
Atlantik’in ortasında.
Ya döneceklerdi ve ince kurtulacaktı ya da tek bedene düşeceklerdi.
Çünkü herkesin Küba’ya kadar yüzecek nefesi kalmayabilirdi.
Hele hastaysa!
İri, Küba’ya gitmeyi seçmeden önce, biraz düşündü. O düşündüğü süre kadardı sevgisi, ki o da çok sayılmazdı.
En başta sıkılan oydu köyün kıyısından.
Demek aslında gitmek istiyordu incesinin yanından. Ama bizimki bu durumu anlamadı.
Ve onunla Küba’ya varmak için son çabalarla yüzdü.
*
İnsan, sevdiğiyle geçen zamana doyamadığı kadar aşıktır.
İki dakika daha beraber yüzmek, tek başına sağlığına kavuşmaktan iyidir’ bile dedirtir aşk insana.
Dedirttiği gibi inceye. İki dakika kadar yüzdü ve öldü. Yukarı doğru çıkarken zayıf gövdesi, kılçıklarına kadar mutluydu ve gülüyordu. Koca bir balina onu yuttu, bunu da biliyordu.
İri, tek kaldı ama suyun ucunda Küba vardı.
Var gücüyle yüzdü. İnceyi unuttu. İnceyi unuttuğu kötü oldu.
Çünkü onlar birbirlerine 5 saniyede bir, nereye gittiklerini hatırlatıyorlardı ve şimdi 10 saniye geçmişti ve katiyen hatırlamıyordu. Ne inceyi, ne Küba’yı ne de adının iri olduğunu.
İnsana adını başkaları hatırlatır, balıklara da… O yüzden kayboldu derin sularında Atlantik’in. Ve koca bir balina onu da yuttu.
*
Fakat mucize bu ya, balinanın midesinde inceyi buldu. Meğer onları yutan aynı balinaymış,
İnce ölmemişmiş, tam tersi midenin sıcaklığında dirilmiş. Ama oradan çıkarsa ölecek. İri de oradan giderse, nereye gittiğini ve adını unutacak.
O yüzden, artık ikisi de buradalar. Ne fark eder. İnsana sevdiğinin yanı cennettir.
Sevmeden hiçbir şeyin tadı olmadığını, bu hikayeyi bilen bütün balıklar bilir. Ya insanlar?
*
İyi bir bayram geçirmeniz dileğiyle, herkese iyi bayramlar…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil