03 Aralık 2016

Beyhude bir süreç daha başlıyor…

Haber İçi Üst

Güney Kıbrıs’taki Başkanlık seçimlerinin sonuçlanmasıyla birlikte, uzun süredir buzdolabında duran Kıbrıs konusunda bir hareketlenme başlamak üzere…
Bizim kadife eldiven içinde demir yumruk olarak tarif ettiğimiz Anastasiades, sonunda ret cephesinin başını çeken kilisenin de desteğini alarak seçildi.
Klerides ekolünün devamı olan Anastasiades, dostluk, kardeşlik, barış türküleri söyleyecek, ancak Hristofyas’ın durduğu noktadan ne bir adım ileri ne de geri gidecek. Bundan sonraki süreci, Anastasiades’in referandumdaki “Evet”ine göre dizayn edenler de sepetle su taşımaya devam edecekler. “Tüm Kıbrıslıların başkanı olacağım” iddiasıyla çıktığı ilk açıklamasında Anastasiades’in, kendilerinden kaynaklanan kısıtlamalar ve izolasyon orada dururken, Kıbrıs Türklerinin haklarını savunmaktan bahsetmesi gidilecek köyün minarelerini gösterdi…
Sürecin başlaması öncesinde herkes tutumunu bir kez daha ortaya koymaya çalışıyor. Türkiye, 2004 sonrası her fırsatta dile getirdiği, Ercan’ın uluslararası uçuşlara açılmasına karşılık, Rum gemilerine limanlarını açma teklifini ve tüm tarafların katılımıyla toplantılar yapılması çağrısını yineliyor.
Anastasiades, Kıbrıs konusunda göçmenlerin evlerine dönmesi, Türk askeri ve Türkiye’den gelenlerin çekilmesi, garantörlük sisteminin ortadan kalkması gibi bilinen Rum tutumunu tekrar etmekten geri kalmıyor. Bunun dışında, seçilmeden önce deklere ettiği iki önemli nokta var. Birincisi kendisinin görüşmeci olmayacağı konusu, ikincisi, Annan Planı benzeri yeni hazırlanacak bir planı kabul etmeyeceği… Görüşmeci olmaması başlı başına bir olay. 1980’lerden bu yana görüşmecilik kavramı ortadan kalkmışken, şimdi geri geliyor. Bu durum KKTC Cumhurbaşkanı’nı eşit muhatap kabul etmediğinin bir işareti olabileceği gibi, sürecin seviyesini düşürmek anlamına da geliyor. Nitekim Eroğlu da, Anastasiades’in tutumunu negatif olarak değerlendiriyor.
Tarafların tutumları böyle. Böyle bir ortamdan sonuç, hem de kısa sürede sonuç beklemek nafile.
Ancak bence sürecin kaderi AB’nin tutumunda yatıyor.  Almanya Başbakanı Merkel, geçtiğimiz günlerde Ankara’ya yaptığı ziyarette Türkiye’nin AB üyeliğinin Kıbrıs sorununun çözümüne bağlı olduğunu açık açık söyledi. Bunu ilk duyan biri, “Yani Türkler de şu sorunu çözsün, AB’ye girsin” dendiğini zannedebilir. Oysa öyle değil. Merkel Türkiye Başbakanı’nın yüzüne karşı şahsi görüşünün Türkiye’nin tam üyeliğinden yana olmadığını söyledi. Yani “Ağzınızla kuş tutsanız, yine de alınmanızı ben şahsen istemiyorum” diyor bayan Merkel. İşte tam bu nokta da zurnanın zart dediği yer. Onların hesabına göre, Kıbrıs sorunu çözülmediği takdirde, Türkiye AB kapısında beklemeye devam eder. Bunu sağlamak için de Kıbrıs sorununun çözülmemesi gerekir.
Yeni süreç bu gerçekler ışığında başlıyor. Ancak şu sıralar kulislerde, Türkiye’nin yaz aylarında limanlar konusunda yapacağı bir açılımdan söz edildiğini de göz ardı etmemek gerek…

 

YERİN KULAĞI VAR
SEN NEYMİŞSİN BE TANCER:                                                                                                                                     

Önceki gün bir kanalda milletvekili Mehmet Tancer’i dinliyorum. Meğer bugün Başbakan koltuğunda oturan İrsen Küçük ve hükümet üyeleri, oturdukları makamı Tancer’e borçluymuşlar. Hatta o dönemde mensubu olduğu DP’ye rağmen, “yere düşene vurmayıp”, bütçeye verdiği çekimser oyla, bugünkü mevcut yapının mimarı olmuş ve literatüre adını yazdırmış. Bence Sayın Başbakan böylesine bir siyasetçiyi bir an önce bakan yaparak borcunu ödemelidir. Bu borç, büyük borç…
İÇİŞLERİ’NİN UYANIKLIĞI:                                                                                                                                    Meriç Erülkü istifasını önce Kasım 2012’de sonra da Ocak 2013’te yazdı. Değişen yasayla da herhangi birinin onayı gerekmiyordu. Seçim süreci açıklanırken, her nedense istifa etmeyen 8 kişiden biri olarak görünmeye devam etti. Sorunun kaynağı, İçişleri Bakanlığı’nın uyanıklığıydı. İstifayı Yüksek Seçim Kurulu’na bildirmemişti. Böylece seçime +8’le girecekti. Oyun tutmadı, Erülkü diretti, Bakanlık istifayı sürecin orta yerinde YSK’ya göndermek zorunda kaldı.  Ama UBP seçime yine de +7 önde başlıyor. 1991 ara seçimleri gibi. Muhalefet de seyrediyor…
ETİK BÖYLE DİYOR:                                                                                                                                                 Lefkoşa Türk Belediyesi’nde 7 Nisan’da yapılacak seçimler öncesi UBP’li 7 meclis üyesinin inatla istifa etmemekte direnmesi, ne etik ne de ahlaki açıdan kabul edilebilir. LTB’nin batışında rolü olan bu üyelerin, “yasal olarak 1 yıl daha hakkımız var” diyerek, seçimlere gölge düşürmesi hangi akla hizmet etmektedir. Hem seçime girecek olan diğer partilere, hem de topluma karşı işlenen bu ayıba mutlaka son verilmelidir. Yeni seçilecek başkanın önünü tıkadıkları gibi, bir yıldır Lefkoşalıya çektirilen eziyetin baş sorumluları olarak orada oturmaya devam edecekler.

ECVET YUSUF’TAKİ 3 EV:

Hamitköy’den yol geçecek diye dönümlerce tarlayı sormadan istimlak edebilen devlet, Lefkoşa Şehit Ecvet Yusuf Caddesi’ndeki içi boş 3 eski evi istimlak etmeyi beceremediği için koskoca cadde çift şerit yapılamıyor. Yeni gelen belediye başkanı bu işi başarır mı dersiniz?..
TÜZÜK KURULTAYI MART SONU:                                                                                                                                  UBP Kurultayı’nın ardından sırada tüzük kurultayı var. Kurultayda yeniden genel başkanlığa seçilen İrsen Küçük, parti tüzüğünde yapmayı düşündüğü değişiklikler için düğmeye bastı. İrsen Küçük, mart sonunda tüzük kurultayını toplamayı düşünüyor. Yeni tüzük ile başta delege sistemi olmak üzere, genel başkanlığın sınırlandırılmasıyla ilgili değişikliklere gidileceği konuşuluyor…
ÇOK UMURUNDAYDI:                                                                                                                                              KTAMS, KTHY eski çalışanlarının 1 Eylül 2008 ile 21 Ekim 2010 tarihleri arasını kapsayan İhtiyat Sandığı primlerinin ivedilikle yatırılması çağrısı yapıyor, yatırılmaması halinde konunun yargıya taşınacağını söylüyor… Çok da umurundaydı. Üç yıl önce emekliden kestiği ve mahkeme huzurunda “ödeyeceğim” sözü verdiği paraları ne kadar ödediyse, bunları da ödeyecek…

ÇÖZÜMSÜZLÜK ÇÖZÜMDÜR:                                                                                                                            Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Bursa ziyareti sırasında yaptığı konuşmada, “anlaşma olmaması da bir anlaşmadır” demiş. Zamanında da, “çözümsüzlük çözümdür” derdi. Bir değişiklik yok.

DİPLOMATLAR MEZARLIĞI:                                                                                                                              Toparlanıyoruz Hareketi lideri Kudret Özersay, Almanya’da bir konferansta yaptığı konuşmada, “diplomatlar mezarlığı” olarak nam salmış Kıbrıs sorununda, o mezarlığa gömülecek isimlerden biri olmayı istemediği için görevini bıraktığını söylemiş. Gerçekten de kimleri gömmedi bu sorun. Bir düşünün, kimlerin başını yemedi, yıllardır ne isimler bu mezarlıkta yerini aldı. Bu gidişle de daha da çoğunu gömeceğe benzer…

ZİRVEDEKİLER
Jewish Press: İsrail’in çıkarlarını koruma amaçlı bir yayın olan ve ABD’de de yayımlanan Jewish Press Gazetesi, düşmanımın düşmanı dostumdur anlayışıyla, Filistin’in Güney Kıbrıs’taki temsilciliğini Elçilik düzeyine çıkartmasına misilleme olarak, İsrail’in de KKTC’yi tanıması gerektiğini savunmuş. Rachel Avraam isimli yazar, Güney Kıbrıs’ın Filistin’in düzeyini yükseltirken, uluslararası camianın KKTC’yi tanımaması politikası güttüğünü vurguluyor. Avraam ayrıca İsrail’in KKTC’yi tanımasının, Türk ulusu üzerinde yaratacağı olumlu etkiyi de not ediyor. Avraam’ın yazısının internette Rumlar tarafından anında bombardımana tabi tutulduğunu da yazalım. Yazı resmi bir görüşü yansıtmıyor, ama yine de kulağa hoş geliyor.

DİPTEKİLER
Tiyatroya Kaynak: Tam 14 yıl önce yanıp kül oldu. O tarihten bugüne bilmem kaç hükümet geldi geçti ama yanan devlet tiyatro binasını yeniden yapmak için bir türlü kaynak bulunamadı. İsteseler bal gibi bulurlar aslında. Yüzlerce kişiyi sırf kurultay uğruna devlete dolduranlar, çıkıp da kaynak yok deme hakkına sahip değildirler. Ne yazık ki sanat da, siyasete yenik düştü…

İskele Sağlık Merkezi’nde verilen sağlık hizmeti bölgenin ihtiyacını karşılamaya yetmiyor. Hekim ve hemşire kadrosundaki eksiklik nedeni ile mesai saatleri dışında aynı anda 2 hastaya müdahale edilemiyor

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam