10 Aralık 2016

Beyaz kimlik çıkış yolu olabilirdi

Beyaz kimlik çıkış yolu olabilirdi
Haber İçi Üst

“RAHAT YAŞAMAK İSTİYORLAR”… Çavuşoğlu, vatandaşlığa başvuranların, yarısının KKTC’de rahat yaşamak istediğini söyledi ve “Çalışma izni çıkarabilmek için ihtiyaç duyulan prosedürden kurtulmak için vatandaş olmak isteyenler var. Bir kısmı ise, geleceğini daha fazla güvence altına almak istiyor. Bizim o dönemde önerdiğimiz yeşil ve beyaz kimlik kartı modeli çıkış yolu olabilirdi” dedi

“TC’NİN KKTC İÇİN NÜFUS POLİTİKASI YOK”… Çavuşoğlu, “Türkiye’nin KKTC’ye dönük bir nüfus politikası ya da bu konulara ilişkin baskısı yoktur. Ben böyle bir baskıya maruz kalmadım. Böyle bir şey görmedim. Böyle bir baskıyı benim Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti milletvekili ve bakanı olarak kabul etmem zaten söz konusu değil” diye konuştu

İçişleri Bakanı Nazım Çavuşoğlu, vatandaşlığa başvuranların, yarısının KKTC’de rahat yaşamak istediğini söyledi ve “Çalışma izni çıkarabilmek için ihtiyaç duyulan prosedürden kurtulmak için vatandaş olmak isteyenler var. Bir kısmı ise, geleceğini daha fazla güvence altına almak istiyor. Bizim o dönemde önerdiğimiz yeşil ve beyaz kimlik kartı modeli çıkış yolu olabilirdi” dedi Türkiye’nin KKTC’ye dönük bir nüfus politikası ya da bu konulara ilişkin baskısı olmadığını söyledi. Çavuşoğlu, “Böyle bir baskıyı benim Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti milletvekili ve bakanı olarak kabul etmem zaten söz konusu değil” dedi.
Çavuşoğlu, KKTC vatandaşlarının hassasiyetlerini gözeterek hükümet bir şekilde 10 çalışma iznine ulaşmış olan insanların otomatik olarak, neredeyse sorgusuz bir şekilde, vatandaşlığının onaylanması yönünde bir mutabakata varıldığını da söyleyen Çavuşoğlu, şu anda müracaat koşulunu elde etmiş ve 10 mührü tamamlamış olan insanları direk olarak bu prosedürün içerisine konduğunu ve vatandaşlık sürecinin başlatıldığını kaydetti. Siyasi partileri, “vatandaşlık konusunda popülizmden vazgeçmeye” çağıran Çavuşoğlu, “Vatandaşın yüzüne başka, medyaya başka, Meclis’e gelince başka şeyler söylememeli. Ben siyasi partilerin, özellikle muhalefet partilerinin bu konuları konuşacak cesaretleri olmadığını düşünüyorum” şeklinde konuştu. Bakan Çavuşoğlu, Havadis’in sorularını yanıtladı.

Havadis: Vatandaşlıklar konusunda nasıl bir politika izliyorsunuz? Son günlerde bu konuda gündeme gelen tartışmalara nasıl bakıyorsunuz?

İçişleri Bakanı Çavuşoğlu: Önce ben bu konudaki politikayı ortaya koymak istiyorum. Ülkemizde uzun yıllardan beridir bir vatandaşlık tartışması vardır. Maalesef siyaset buna bir çözüm üretmemiştir. Şu anda bizim Muhaceret Yasalarımıza göre ardışık olarak beş mührü tamamlayan bir çalışan vatandaşlığa başvurabilir. Ve buna bağlı olarak bakanın takdiri ile vatandaş olabilmektedir. Yine ülkeye fayda sağlayacağı düşünülen insanların da Bakanlar Kurulu kararı ile vatandaş olabildiklerini biliyorsunuz. Bir de eş durumundan dolayı vatandaşlık hakkı kazanılmaktadır. Ben bu bakanlığa geldikten sonra çalışan insanların beklentisini, bizim kendi insanımızın hassasiyetini gözeten bir çalışma başlattım. Bu çalışmamım sonuçlanması için siyasi partilerle görüşmelerle yaptık. Bu görüşmelerde gördük, ki ben bunu o zaman yaptığım açıklamalarda da ifade etmiştim, maalesef siyasi partilerimiz hala bu konuda popülizm yapıyor. Sorununun derinine inmek ve çözmek gibi bir gayret yoktur. Sadece siyaset söylem olarak yapılmaktadır. Bizim o dönemdeki çalışmamız yeşil ve beyaz kimlik kartı oluşturmaktı ve bu oluşturulacak kimlik kartı ile birlikte vatandaşlığa yapılan talep de azalacaktı. Çünkü yurt dışından çalışmak için gelen insanlar burada her yıl gidip de hastane kuyruklarında bekleyip de bu süreçlerden geçmekten rahatsız oluyorlardı. Bundan kurtulmak için birçok insan vatandaş olmak istiyor. Bizim KKTC vatandaşı olan insanlarımızın da hassasiyeti söz konusu, “burada biz eriyip yok oluyoruz” endişe ve düşünleri ile yeni vatandaşlıklara kapalı durmak istiyorlar. Biz bunu arkadaşlarımızla birlikte iyi analiz ettik ve bu seçenekleri ortaya koyarak vatandaşlığa olan ihtiyaç ve talebi azaltmaya yönelik bir çalışma yaptık.

Havadis: Bu çalışmanızı daha sonra geri mi çektiniz?
İçişleri Bakanı Çavuşoğlu:
Biz geri çekmedik, ancak bizim yaptığımız çalışmaların akabinde basının önünde bizim 100 bin- 200 bin kişiyi vatandaş yapacağımıza ilişkin söylemlerle toplumda bir infial yaratma noktasına gelindi. Ben de o zaman çıkıp dedim ki, “Bu dosya rafa kaldırılmıştır, siyasilerimiz ne zaman ki bu konuları derinliğine tartışabilecek bir olgunluğa gelecek, o zaman tekrar bunu buzluktan çıkaracağız. Bu nedenle o süreç o şekilde noktalandı. Gelinen aşamada her parti kendi siyasi duruşuna göre vatandaşlık konusunda bazı açıklamalar yapmaktadır. 

Havadis: İktidar partisi olarak sizin bu konudaki görüşünüz bu aşamada nedir?
İçişleri Bakanı Çavuşoğlu:
Bizim partimizin duruşu şudur, bunu Başbakanımız da açıklamıştır. Bu ülkede yıllarca çalışıp terini bu topraklara akıtanların da insanlık haklarının olduğunu düşünüyoruz. Tabii ki buradaki KKTC vatandaşlarının hassasiyetlerini gözeterek hükümet bir şekilde 10 çalışma iznine ulaşmış olan insanların otomatik olarak, neredeyse sorgusuz bir şekilde, vatandaşlığının onaylanması yönünde bir mutabakata vardı. Şu anda müracaat koşulunu elde etmiş ve 10 mührü tamamlamış olan insanları direk olarak bu prosedürün içerisine koyuyoruz ve vatandaşlık sürecini başlatıyoruz. İş kurma izni olduğunda, Sosyal Sigorta, İhtiyat Sandığı yatırımlarını yaparak KKTC yurttaşı çalıştıran iş kurma izinli işveren pozisyonundaki insanlarda ise, 10 mührü aramıyoruz. 6-7 mühürle iş kurma izinli olan insanlar, vergilerini ödüyorlarsa ve yanlarında KKTC vatandaşı çalıştırıyorlarsa onları daha erken vatandaş yapabiliyoruz. Tabii şu anda bir gazetede çıkan yayıma göre bunların çoğunu Bakanlar Kurulu kararı ile vatandaş yapıldığı söyleniyor. Bu iddia doğru değildir. Şu anda vatandaş yapılanların sıralamasında önce eşten dolayı olanlar, daha sonra bakanlık onaylı olanlar gelmektedir. En son sırada ise Bakanlar Kurulu kararı ile yurttaş yapılanlar yer almaktadır. Bu arada bizim onayladığımız insanların sağlık ve güvenlik şartlarını yerine getirmesi gerekiyor. Şu anda bizim onayladığımız ve sağlıkla güvenlik şartlarını yerine getiremeyen insanlar da vardır. Ancak o işlemlerin tamamlanıp, tamamlanmayacağını bilemediğimiz için, şu anda kimlik kartı alanları bize soru sorulduğu zaman cevaplıyoruz. Çünkü diğerlerinin ne olacağı belli değildir. Dolayısıyla gazetelerimiz olsun, siyasilerimiz olsun bu ülkede 20-25 yıldır ya da 10 küsur yıldır kalan insanlarla karşılaştıklarında görüşleri ne ise onu söyleyecekler. Gazetelerde başka, Meclis’te başka, bu insanlarla karşılaştıklarında başka konuşmayacaklar.

Havadis: Yani bu konuda popülizm mi yapılıyor?
İçişleri Bakanı Çavuşoğlu:
Evet… Bu konuda popülizm yapmayı herkes bir tarafa bırakmalıdır. Hatta ben şöyle bir örnek vermek istiyorum. Gazimağusa’da Maraş bölgesinde bir dernek vardır. “Maraş Dayanışma Derneği” diye… Bu derneğin bu davetine tüm siyasi partiler katılmıştı ve ben de partimi temsilen katılmıştım. Ve orada Türkiye Cumhuriyeti’nden milletvekilleri de vardı. Orada partilerini temsilen çıkıp konuşan insanları, partilerimizin temsilcilerini gördüğümde şaşırdım. Daha sonra bu vatandaşlıklar konusu gündeme geldiği zaman Meclis’te konuşmalar yapılırken ben çıkıp dedim ki; “Maraş’ta başka, Meclis’te başka konuşmayacaksınız. Görüşünüz ne ise, vizyonunuz ne ise onu koyacaksınız…”

Havadis: Sizce bu konu istismar mı ediliyor?
İçişleri Bakanı Çavuşoğlu:
Maalesef her kesim bu konuda popülizm yapıyor ve bundan medet umuyor. Biz İçişleri Bakanlığı olarak bu konuda gerçekten duruş sergiliyoruz…

Havadis: Sayın Bakan sizin bu konuda “Bu aslında sadece UBP’nin değil, muhalefetin de sorumluluk alması, üzerinde uzlaşma sağlanması gereken bir konudur. Biz bu konuda diyaloğa açığız. Bu konuda herkesin mutabık kalacağı bir politika belirlemeliyiz” gibi bir tavrınız var mı?
İçişleri Bakanı Çavuşoğlu:
Benim kesinlikle böyle bir yaklaşımım vardır. Bundan dolayıdır ki ben bu bakanlığa gelir gelmez Muhaceret Yasası’nı ele aldım ve Meclis’te temsil edilen tüm siyasi partileri de davet ettim. Ancak gördüm ki, siyasi partiler gelip bizimle toplantı yaptıktan sonra kameraların karşısına geçtiklerinde popülizm yapmaya devam ediyorlar. Dolayısıyla bu konuyu ele alacak cesaretleri yoktur. Bu kelimeleri özellikle ve çok iddialı bir şekilde söylüyorum, cesaretleri yoktur… Siyasi partilerin, özellikle muhalefet partilerinin bu konuları konuşacak cesaretleri yoktur. Gelinen aşamada biz 23 mührü olan kişiyi vatandaş yaptık. Bir de şunu ifade edeyim, burada çalışma hayatına girip de emeklilik hakkı kazanmış ama hala vatandaş olmamış insanlar da var. Biz onları bakanlık olarak kendimiz aradık ve onlarcasına “Gelin biz sizi vatandaş yapacağız” dedik. Bunu yaptığımıza birçok kişi inanamadı.

Havadis: Muhaceret Yasası’na göre “bir yıl içinde 40 günden fazla bir kişi yurt dışına çıkması halinde vatandaş olma hakkını kaybeder.” Bu konudaki görüşünüz ne?
İçişleri Bakanı Çavuşoğlu:
Bu konu çalışma izni ile burada bulunan insanları gerçekten mağdur eden konudur. Bunu müracaat ettiği zaman yıl çarpı 40 yapmak lazım. Bu şekilde düzenlemek lazım. Çünkü bazı insanlar vardık ki ticaretle uğraşır ya da turizmle uğraşan insanlar var. Bu insanlar sürekli burada yaşayamaz ki. Turizm ile uğraşan insanlar turist getirebilmek için sürekli yurt dışına çıkıp çıkıp geliyor. Dolayısıyla 40 günü geçiyor. Ticaretle uğraşanlar da benzer mağduriyetlerle karşılaşıyorlar.

Havadis: Sizce bu ülkeye gelip çalışan insanların talebi vatandaşlığı alıp oy vermek mi, yoksa bir şekilde rahat edebilecekleri bir düzenleme getirilmesi mi?
İçişleri Bakanı Çavuşoğlu
: Benim gördüğüm kadarıyla bunu oranlayabiliriz. En azından yarısı burada rahat yaşayabilmek için vatandaş olmak istiyor. Çalışma izni çıkarabilmek için ihtiyaç duyulan prosedürden kurtulmak için vatandaş olmak isteyenler var. Bir kısmı ise, vatandaş olmak suretiyle geleceğini daha fazla güvence altına almak istiyor. Ama insanların birçoğu burada rahat yaşayabilmek, mal satın alabilmek, işlerini rahat yapabilmek için vatandaş olmak istiyor. Bizim bu bakanlığa geldiğimiz zaman ortaya koyduğumuz seçenekler, ki onlara o dönemde itiraz eden birçok arkadaş, şimdi “Yanlış yaptık” diyor. Yani bizim o dönemde önerdiğimiz yeşil ve beyaz kimlik kartı modeli çıkış yolu olabilirdi ve bu buradaki birçok insanı mutlu ederdi.

Havadis: Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nin ya da Türkiye’deki makamların vatandaşlık konusunda bir müdahalesi ya da talebi var mı? Bu yönde iddialar var. Türkiye’nin buraya dönük bir nüfus politikası var mı?
İçişleri Bakanı Çavuşoğlu:
Hayır, yoktur. Ben böyle bir baskıya maruz kalmadım. Böyle bir şey görmedim. Böyle bir baskıyı benim Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti milletvekili ve bakanı olarak kabul etmem zaten söz konusu değil. Ama böyle bir şey olmadı. Burada insanların bizim prosedürlerimizden kaynaklanan sıkıntıları vardır. Bu prosedürlerden kurtulmak için vatandaşlığı birçok insan istiyor. Yoksa biz başka seçenekler sunsak göreceksiniz ki, bu vatandaşlık talebi azalacaktır.

Havadis: Medya konusunda bir medya etik kurulundan söz ediliyor. Bu konuda bakanlığınızın da çalışmaları oldu. Bu konuya bakanlık olarak nasıl bakıyorsunuz?
İçişleri Bakanı Çavuşoğlu:
Bu konuda İngiliz döneminden kalan ve çağ dışı, ilkel kalmış bulunan fasıllarla işlerin düzenlenmesi öngörülmektedir ama bunların hiçbirisi uygulanmıyor. Dolayısıyla gelinen aşamada fasıllar eski olduğu için uygulamasını yapmıyoruz. Ancak içinde bulunulan durum da doğru ve sürdürülebilir bir durum değildir. Bu nedenle biz bakanlık olarak Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği ile meslek örgütleri ile bir yasa tasarısı hazırlamayı kendimize prensip edindik. Ve gerçekten bu konuda bize katkı koyanlara teşekkür etmek istiyorum. Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği başta olmak üzere bu çalışmaya çok büyük katkılar koydular ve bu çalışmayı biz son aşamasına getirdik. Ancak buradan ben sizin aracılığınızla Savcılık’a da bir çağrı yapayım, uzun zamandan beridir, bizim yasa tasarımız Savcılık’ta bekliyor. Savcılık’tan bize dönmesi halinde bunu en erken bir zamanda Bakanlar Kurulu’na götürüp Meclis’e sevk edeceğiz. Tamamen çağdaş, Avrupai bir vizyon ve kurallarla bir etik kurulunun oluşması ve bir yasamızın çıkması bizim için olmazda olmazdır. Gelinen aşamada gerçekten büyük sıkıntılar vardır. Hem basının saygınlığı açısından, hem de sokaktaki insanımızı medyaya karşı koruma açısından bir etik kuruluna ihtiyaç vardır. Basın özgürlüğünün sağlıklı bir şekilde gelişmesi ve bu arada bireysel hakların korunması için bunu yapmalıyız. Bizim yapmaya çalıştığımız düzenlemelerde medyaya sansür anlamında hiçbir şey yoktur. Ancak medyanın yazdığı bir şeyin dayanağı da olması gerekiyor. “Çamur at izi kalsın” yaklaşımı ile medya anlayışından uzaklaşılması gerekiyor. Ama medya etik kurallar çerçevesinde her türlü fikri yazabilmeli, medya özgürlüğü korunarak geliştirilmelidir. Biz bu çalışmayı Gazeteciler Birliği ile birlikte yaptık. Bunun için 12 kez toplantı yaptık

Havadis: Yabancıların mülk edinmesi süreçlerinde sıkıntılar yaşanıyordu. Bu konudaki sorunlar aşıldı mı?
İçişleri Bakanı Çavuşoğlu:
Bu konuda biz bakanlığa geldiğimizde bu konularda hiçbir kural olmadığını gördük. Tüzük yoktu. Memurun inisiyatifinde olan bir çalışma vardı. Biz bunun bu şekilde devam edemeyeceğini düşündük ve hemen bununla ilgili, yabancıların taşınmaz mal almalarıyla ilgili bir tüzük çıkardık. Bu tüzüğe bağlı olarak prosedür şu anda devam ediyor ve bir yabancı aldığı malın bizden bir ay içerisinde koçana çevirebilecek durumdadır. Daha önce 3-4 yılda alamazlardı. Biz bakanlığa geldikten sonra yaptığımız düzenlemelerle bütün birikmiş müracaatları sıfırladık. Şu anda bizde hiç birikmiş müracaat yoktur. Başvuru yapıldığı takdirde bir ay içerisinde bu süreç tamamlanır ve Bakanlar Kurulu’ndan geçer ve koçan alınma aşamasına gelinir. Gelinen aşamada biz haftada ortalama 50 kişinin işlemini yapmaktayız.

Havadis: Partiniz tartışmalı bir kurultay süreci yaşadı. Geriye ve gelinen aşamada ileriye dönüp baktığınızda siz yaşananları ve bu süreçte meydana gelen tartışmaları nasıl yorumluyorsunuz? Kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz?
İçişleri Bakanı Çavuşoğlu
: Nazım Çavuşoğlu partimiz kurultay sürecini yaşarken tarafını belli eden bir kişi oldu. Dik durdu, gel-gitler yaşamadı. İrsen Bey’i destekleyen bir tarafım oldu. Bu konuda elimden gelen her türlü emeği sergiledim. Her türlü mücadeleyi yaptım. Kurultay biter bitmez de arkadaşlarımızla kucaklaşabilmek, bir araya gelebilmek adına inanılmaz derecede bir çalışma başlattım. Zaten kurultay sürecinde de aramızda ayrılıklar olmasın diye de o dönemde de iletişim ve diyaloğu sağlayan bir konumda oldum. Kurultay tamamlandıktan sonra da herkesin diyalog kurmasına yönelik büyük bir mücadele başlattım. Dolayısıyla biz UBP’de siyasete başladık, Allah nasip ederse UBP’de bitireceğiz. Bizim için partimiz çok önemlidir. Bu partinin içerisinde herkesin huzur, diyalog içerisinde olabilmesi bizim için en önemli unsurdur. Çünkü başarıya ulaşabilmemiz için de herkesin bir biri ile her şeyi paylaşabilir bir durumda olması gerekir, birbirini sevmesi, sayması durumundan uzaklaşmaması gerekir. Bu konuda ben her dönemde büyük önem verdim. Bu dönemde de emek vermeye devam edeceğim. Partimizin başarısı ve başarıları için herkesin ben de dahil çalışmasına gayret göstermeye devam edeceğim.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil