08 Aralık 2016

Benim “Yeni KKTC”den anladığım…

Haber İçi Üst

Başbakan Küçük UBP Kurultayı’nın ardından “Yeni UBP, Yeni KKTC için el birliği” çağrısı yapmıştı.

Yeni UBP için partililerinden elbirliği isteyebilir. Bölünmenin eşiğinde, kavgası dövüşü eksik olmayan partiyi toparlamak için. O kendi işi. Ancak kamuoyunu ilgilendiren yönü “Yeni KKTC” olmalı…

Aslında hemen her seçim döneminde bir ya da bir kaç parti bu sloganı kullanmıştır. Kullanmıştır da, gelen de gideni aratmıştır. Her dönem KKTC kurulduğu günden bir adım geriye gider durur.

Yenilik deyince benim aklıma, her nedense hep “temiz eller” gelir. Çünkü bence hem sosyal ilişkiler ve sosyal düzen açısından, hem ekonomik açıdan yaşanan gerilemenin tek nedeni, kaynakların ülkenin iyileştirilmesi için değil, hovardaca çarçur edilmesi, yolsuzluk, adaletsizliktir. Kabul edelim ki ülkemiz bu açıdan kirlidir ve baştan başa bir temizliğe ihtiyacı vardır.

Devletin vergi düzeninde adalet yoksa, denetim yoksa, cezalandırma yoksa, adam kayırmacılığa bir de yolsuzluklar eklenince, olacağı budur. Sadece vergi mi?.. Kıb-Tek, Toprak Ürünleri Kurumu, Gümrükler… Bunların üçü de tek bir günde soruşturma açılan, yani yolsuzluk tespit edilen yerler… Geçmişte duty free ihaleleri, reklam ihaleleri, temizlik ihaleleri, telefon kabloları, vatandaşlıklar, akla gelen her alanda büyük yolsuzluklar yaşandı bu ülkede. Sanki devlet dibi delik bir havuz. Vatandaş bu havuza alın teriyle su taşırken, alttaki delikten kodamanlar suyu çalmakta. Ve bu iş on yıllardır aynen devam etmekte…

Benim “Yeni KKTC”den anladığım, bu kaçağa son verilmesidir. Yani disiplindir… Yani otoritedir. Eğer devlete sahip çıkmak istiyorsan, devletin olanı, gözün gibi koruyacaksın. Gelecek seçimi garantiye almak için devletin imkanlarını çarçur etmeyeceksin. Bu bir. İkincisi, denetim mekanizmaların tamam olacak. İşleyecek… Bakın oluşturana kadar Denktaş-Eroğlu kavgalarına neden olan Ombudsmanlığa, yıllardır bir Ombudsman atanmadı. Başbakanlık Denetleme Kurulu göstermelik. Rekabet Kurulu ha keza. Hepsinde bol maaşlı yöneticiler hiç bir şey yapmadan koltuklarda oturmakta.

Ama hepsinin başında Sayıştay. Son bir yılda Sayıştay hakkında çıkan suçlamalar, iddialar kitap olur. İmkanları darsa genişletilir. Kadroları tamamlanır. Başına da, “partilimizdir, adamımızdır, seçimlerde bizim için çok uğraşmıştır” kriteri yerine, gerçekten bu işi hakkıyla yapacak adam getirilir. 

Yargıda da durum aynı. Yüksek Mahkeme Başkanı’nın verdiği rakamlar ürkütücü. Yargının iş yoğunluğu, adaleti geciktiriyor; geciken adalet de kanun dışı tahsilat mekanizmalarının devreye girmesine sebep oluyor. Kısır bir döngü.

Tabii ki ülkenin refahı, kalkınması, işsizlik oranının düşmesi, üretimin artması, maaş ve ücretlerin yükselmesi, doğanın korunması, çevre, temizlik esas amaç. Ancak şu anda KKTC’nin bu hedefe ulaşabilmek için önündeki birinci ve vazgeçilmez adım, disiplinin otoritenin, adaletin sağlanması. Kısaca hukuk devletinin gereğinin yerine gelmesi. Bir kişi, bir parti bu işe baş koysa, ardından gelecekler de ister istemez takip edecekler. Yeter ki başlasın. Hem de nereden biliyor musunuz, bugün adı usulsüzlük ve yolsuzlukla, ihmalkarlıkla anılan kurumların yöneticilerinden. Bunu yapabilmek için inanmış olmak gerek, partisel kaygılardan arınmış olmak gerek…

Kendisi hem özel hayatında, hem siyasette tatmin olmuş bir kişi olarak İrsen Küçük’ün bundan sonraki görev süresini sadece bu devrimi sağlamaya harcamasını dilerim. Yoksa onun “Yeni KKTC” söylemi de slogandan öteye geçmez…

YERİN KULAĞI VAR
SUÇLU SADECE MUMURLAR MI:
Gümrüklerde son günlerde ortaya çıkan yolsuzluklar nedeniyle 3 gümrük memuruna görevden el çektirilmiş ve haklarında soruşturma başlatılmış. Eğer bir usulsüzlük varsa bunu yapan cezasını çekmeli ancak, bu iki taraflı bir olaydır. Hükümet, sadece gümrük çalışanlarının değil, kaçakçılık olaylarına karışan işletmelerin üzerine de korkmadan yürümeli ve onları teşhir etmelidir…
GAZETELERE DÜŞMESİ Mİ GEREKİYORMUŞ: Kıb-Tek rezaletleri art arda gelmeye başlayınca, sanki o kurumdan sorumlu değillermiş gibi sesi çıkmayan yönetim soruşturma başlattı. İhale yolsuzluğu iddiaları bir değil, birden fazla, çalışan marifetiyle yapılan yolsuzluklar da öyle. Ben eminim bunların hepsi birden dün olmadı. Yıllardır sürüp giden hikayeler. İşte bu noktada Sayıştay çoktan olaya el koymalı, sadece suçu işleyenleri değil, buna göz yumanları da hesaba çekmeliydi. Gazete haberleriyle soruşturma başlatmanın bir anlamı yok. Adam gibi bir denetimle tepeden aşağı her kimin eli bulaşmışsa hesap sorulmalı. Hem de hemen. Çünkü eşeledikçe pislik çıkıyor.

HARAÇ VERENE DE BAKMAK GEREK: Çek-senet mafyasına, bir de haraç çeteleri eklenmiş. Gece kulüplerini haraca kesiyorlarmış… Benim bildiğim bu haraççı tayfası, açığı olanın peşine düşer, tehdit eder, şantaj yapar haraç toplar. Doğru dürüst çalışan adamla işi olmaz. Olayın haraççılar boyutu kadar, haraç verenler boyutunun da üstüne gidilmeli diye düşünürüm.

BAŞBAKAN BİR BABALIK YAPSIN: Aylardır basında da yer alan ve sınavları geçtikleri halde işe başlatılmayan 5 Sayıştay mağdurunun tek umudu Başbakan Küçük. Masteri olan 3 kişinin işe alınacağı yönündeki iddialar, diğer iki mağduru oldukça üzmüş. Bu işi daha fazla uzatmadan, Sayın başbakandan ricamız, kamu sınavını geçmelerine rağmen işe başlatılmayan bu 5 gencimiz için devreye girmesi ve işe başlamalarını sağlaması…
YARIŞ SON GÜNE KADAR SÜRECEK: İstenirse oluyormuş. Lefkoşa Belediye Başkanlığı için adaylar arasındaki yarış sürerken, vatandaş özellikle 4 adayla ilgili kararsızlığını sürdürüyor. Geçmiş seçimlere göre aday profilindeki çıtanın yüksekliği seçmeni hayli zorlayacağa benziyor. Dört aday arasında tercihin zor olacağını söyleyen seçmenler, “Adaylar iyi olunca, doğal olarak karar vermemiz de zorlaşıyor” diyerek, yarışın son güne kadar süreceğini belirtiyorlar… 
ATUN’DAN SORUMLU DAVRANIŞ: Sayın Sunat Atun, unutmayın ki kalıcı olan devlettir. Siyasiler gelir ve giderler. Geride sadece yaptıkları kalır. Bu sorumluluk ve inisiyatifi alarak, sanayi bölgesinde yaşanan rezalete duyarlılık göstermeniz takdire şayan bir davranış oldu. Ancak temizlemek kadar, temiz tutmak da önemli. Burada da görev, sanayi bölgesi çalışanlarınındır…

ZİRVEDEKİLER
Mağusa Namık Kemal Lisesi: Telsim’in “Müziğini Özgür Bırak” sloganıyla düzenlediği Liselerarası Müzik Yarışması’nı, 17 liseden, 19 grubu geride bırakarak birinci olan Mağusa Namık Kemal Lisesi, 27 Nisan’da İstanbul’da yapılacak Türkiye Liselerarası Müzik Yarışması’na katılma hakkını da kazandı…

DİPTEKİLER
Çek Taraftarlar: Viktoria Plzen ile Fenerbahçe arasında oynanan maç sırasında tribünde İngilizce açılan, “Kıbrıs Yunanistan’dır” yazılı pankart, maça gölge düşürdü. Biz “Çek Cumhuriyeti Slovaklarındır” diye yazsak hoşlarına gider miydi. Ama bence tribünleri ve kendi takımlarını kullandırtmışlar. Yazık.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil