08 Aralık 2016

Benim de kafam karıştı…

Haber İçi Üst

Sadece benim değil, herkesin dikkatini çekti, bu seçimlerde anket yayınlayan yok. Acaba kamuoyu yoklaması yapanlara güven kalmadığı için mi kimse anket yaptırmıyor, yoksa yaptırıyor da açıklamak mı istemiyor? Bence, çıkan sonuçlardan kimse memnun değil de ondan…

Bizler de yoklama yapıyoruz. Bize sorulduğu gibi, biz de her gördüğümüze görüşünü soruyoruz. Herkes kendine göre hangi partinin niye düşüş veya yükseliş gösterdiğini anlatmaya çalışıyor. Ancak ortaya çıkan sonuç şu ki, konuştuğunuz kişi hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun, kendi partisi ile ilgili tedirginlikleri yüzlerine vuruyor. Söylediklerini tasdik edecek, iddialarına destek verecek birini bulmak için adeta çırpınıyorlar…
Dün siyasetin nabzının attığı Dikilitaş civarında gittiğim birkaç yerde farklı görüşteki insanlarla konuşma fırsatı buldum. Ben onlardan seçimlerle ilgili bir şeyler almayı beklerken, bir de baktım ki, onlar benden yorum bekliyor. Soru tek, “Ne olur bu seçimlerin sonucu, birinci parti kim çıkar?”…
Sözün kısası insanların kafası karışık. Bir gün önce zirveye koyduğunu, ertesi gün dibe gönderebilirler gibi görünüyor.
Özellikle “karma oy” çağrıları kabul görmüş gibi… Yılların partilileri, bu kez daha seçici ve karmadan yana bir tavır çiziyorlar…
Şu anda hiç bir parti ipi göğüsleyecek kadar önde görünmüyor. “Partime mühür vuracağım” diyen kilit kitlenin dışında, toplumun yüzde elliden fazlası henüz “kararsız”. Bu çok büyük bir rakam. Tabii bunun içinde şahıslara oy verecek olan, yani karmacılar da var. Bir diğer önemli tespit ise, “sandığa gitmeyecek” olanlarla ilgili. Mektep medrese görmüş, toplumun elit tabakası diyebileceğim insanların, sandığa gitmeyeceğini söylemesi beni çok şaşırttı. Bunun bir görev olduğunu, mutlaka oyunu kullanması gerektiğini, çıkan sonuçtan ve sorumluluktan kaçamayacağını söylediğimde ise “Gidip de kime oy vereyim. Yıllardır farklı görüşlere oy verdik, sonuç ortada. Seçilen kim olursa olsun, bir şeylerin değişeceğine inanmıyorum” diye savunuyor kendisini. Düşünüyorum, söyleyecek söz bulamıyorum… 
Bu nedenle sonuçlar çok sürpriz olacak gibi geliyor bana.  Anketlerin net sonuç vermemesinin nedeni bence esas nedeni de budur…
Seçim sonuçları ile ilgili iddialı görüşler ortaya atanlar, belli kişilerin sandıkta kalacağı konusunda bahse tutuşanlardan tutun da, insan aklının alamayacağı senaryoları duyunca inanın şaşırdım. Bu senaryoları kendilerince, o kadar güzel yazıp oynuyorlar ki… İlerleyen günlerde kullanılacak isimler, henüz ortaya çıkmayanların son günlerde yapacakları ve daha neler…
Şu anki hükümetin devam etmesini isteyen veya bu üçlünün iyi bir uyum yakaladığını ve seçimlerden sonra da böyle bir koalisyonun oluşmasını isteyenler kadar, tek partili bir iktidara inananlar da var.
Kısacası, bırakın vatandaşı, 1-2 saatlik sohbet sonunda benim bile kendimce kafamda oluşturduğum tüm düşüncelerim yerle yeksan oldu, aklım karıştı.
Internet sayfalarındaki anketlerde en çok oy alan seçenekler, “kararsızım” ve “sandığa gitmeyeceğim” seçenekleri. Bu da gösteriyor ki, vatandaşın kafası henüz net değil. Bu konuda kimseyi de eleştiremiyoruz. Hele de bu kez bir seçim döneminde iki ayrı hükümete tanıklık eden vatandaş, ciddi ciddi muhasebe yapmakta… Eğer sandık gününe kadar 4 yılın iktidarı, yani UBP hükümette kalsaydı, durum farklı olabilirdi. Ancak bu sıkıştırılmış seçim döneminde, diğer üç partinin icraatlarının da vatandaşın tercihini olumlu ya da olumsuz, önemli bir oranda etkileyeceğini düşünüyorum…
Ama bir şeye inandım, bu seçim sonucunu tahmin etmek, öyle sanıldığı kadar kolay olmayacak. İnsanların kafası o kadar karışmış ki, sandığa giderken verdiği kararı, sandık başında değiştirecek kadar. Onun için kimse ahkam kesmesin. Öyle görünüyor ki, her şey son gün sandıkta netleşecek…

YERİN KULAĞI VAR
OLACAĞI BUYDU:                                                                                                                                           
        Son iki yıldır, gerek ihaleler, gerek harcamalar için sadece bir meclis üyesi ile birlikte karar alarak uyguladığını öne sürülen ve “usulsüzlük” iddiasıyla Yüksek İdare Mahkemesi’nde hakkında dava dosyalanan Mehmetçik Belediye Başkanı Ahmet Beyazıt Adalıer, çalışanların maaşını ödeyemedi. 5 belediye meclis üyesi, Belediye’nin durumu konusunda Sayıştay’ı defalarca uyarmış, ancak ne Sayıştay, ne de İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanlığı gereğini yapmamıştı. Sonuçta olacak olanlar çoktan belliydi ve yine Lefkoşa’da olduğu gibi herkes seyretti. İnşallah söylendiği gibi nahoş olaylar olmadan önlemi alınır, sorunun kaynağına inilir…
ARAZİ KONUSU AÇIKLIK BEKLİYOR:                                                                                                             
Başbakan, Bakanlar Kurulu sonrası açıklamasında, Karpaz’da denize sıfır bir arazinin 25 yıllığına kiralanması kararını iptal ettiklerini duyurdu. Dün de gazeteler arazinin Ertuğrul Hasipoğlu’nun oğluna verildiği iddiasını yazdılar. Oğuzhan Hasipoğlu, bir TV kanalına bağlanarak kendi adına değil, arazinin bir kısmını uzun bir süreden beri işleten şirketin avukatı olarak bir müracaatta bulunduğunu söyledi ve 25 dönüm işini reddetti. Ancak şirket sahipleri yarı hisseyi Oğuzhan Hasipoğlu’na verdiklerini söylerken, dönemin bakanlar kurulunun bir üyesi olan Ali Çetin Amcaoğlu da,  “Turizm yatırımı yapmak isteyen bir kişiye verilen iznin sırf Hasipoğlu’nun oğlu olduğu için iptal edilmesini yadırgadım” diyerek, sanki olayı doğruladı. O noktada da benim kafam karıştı… 

DOĞRU, KİRLİLİK DEŞİFRE OLDU:                                                                                                                  
Aslanbaba bir basın açıklaması yaptı. Metindeki diğer söylediklerinin benim için hiç bir önemi yok. Niye verdiler, niye aldı, artık bunları tartışmanın manası da yok. Yalnız tek bir cümlesi tartışılamayacak kadar doğru, “ben siyasetteki kirliliği deşifre ettim” dedi ya, zaten bu olay da akıllarda bu şekilde kalacak… 

SİYASİLERİN YÜZ KARASI:                                                                                                                                     
Yıllardır etrafa zehir saçan Teknecik santralı için laftan başka bir şey üretmeyen siyasiler, önceki gün yaşanan rezaletten sonra eminim yine söz ve vaat yarışına girecekler. Yaklaşık 10 senededir bu rezalete göz yumanlar, sanki onlar değilmiş gibi üç beş oy uğruna yine seçmeni kandırmaya çalışacaklar. Ne söylerlerse söylesinler, acı gerçek ortada ve dumanı hepimizi zehirlemeyi sürdürüyor… Önceki gün çıkan o dumanlar Teknecik’in değil, siyasilerin yüz karasıydı…

HIYARIN DEĞERİ ARTTI:                                                                                                                                        
Devlet Planlama Örgütü, Haziran ayında en yüksek artışın, %173 ile salatalıkta, yani hıyarda olduğunu açıkladı. Bu ülke bu kadar çok  “hıyar” üretirken, bu anormal artışın nedenlerinin mutlaka araştırılması gerekir diye düşünüyorum…

TABELA PARALARI CAN YAKIYOR:                                                                                                                           
Son günlerde Lefkoşa Türk Belediyesi’nden telefonla aranan ve tabela borcu olduğu bildirilen esnaf rakamı duyunca sinir krizlerine giriyormuş. 3 bin TL civarında tabela harcı istenen esnaf, talep edilen astronomik rakamları vermek yerine dükkanındaki tabelayı sökmeyi daha karlı buluyor. Belediye sıkıda olabilir ama, esnafın durumunun da onlardan kalır yeri yok. Bence hepten kaybetmektense, rakamlar daha makul seviyeye çekilebilir…

GİRNELİ PERİŞAN: Yaklaşık 150 metrelik yolun onarımının aylardır sürmesi hem Girne halkını, hem de çevredeki esnafı resmen canından bezdirdi. Girne Ziya Rızkı Caddesi üzerinde aylardır trafiğe kapalı olan üç adımlık yolun tamirinin bir türlü bitmemesinin bir nedeni vardır mutlaka. İhaleyi alan şirket ve de en başta Girne Belediyesi bu bitmek bilmeyen yol için bölge halkına bir özür borçludur. Kışın çamuru, yazın tozu derken seneyi bulduk neredeyse. Kendi insanınıza saygınız olmayabilir ama, turizm mevsiminde turistlere akrobasi hareketleri yaptırmak ne kadar doğru acaba…

ZİRVEDEKİLER

Hasan Erçakıca: Narenciye diyarı KKTC’de bir şeyler ters gidiyor ama anlamak mümkün değil. Hasan Erçakıca dün attığı bir twitte,”KKTC’de limonun kilosu 5 TL olmuş. Neden? Bu soruya doyurucu bir yanıt vermeden ekonomi tartışma abesle iştigal değil mi?” diyor. Yoruma gerek var mı..?

DİPTEKİLER
YYK: Ada TV Aslanbaba’nın sözlerinden dolayı ceza yiyince, dün aynı kişinin yapacağı basın toplantısını yayınlamak için Yayın Yüksek Kurulu’ndan izin istemiş. Verilen yanıt, “yayınlamasanız iyi olur” şeklinde olmuş. Bunun üzerine,  YYK’nın cezasını göbek atarak protesto eden kanal da,  ceza yememek adına yayını gerçekleştirmekten vazgeçmiş. YYK halkın bilgi alma hakkını korumak için mi, sansür etmek için mi vardır. İzinle haber yayınlamak ne demek. Adam konuşur, itirazı olan mahkemeye verir. Ne konuştuğunu gizlemek, Anayasa’ya aykırı mı değil mi? Daha neler göreceğiz…

Gönendere Kültür ve Sanat Derneği, tümü köylülerden oluşan bir kadronun rol aldığı “Emeğin ve Zeytinin Çağrısı” adlı tiyatro oyununu, dört köyde sahnelemeye hazırlanıyor

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil