07 Aralık 2016

Belediye seçimleri ve 8 Mart Kadınlar Günü

Haber İçi Üst

Lefkoşa Belediyesi seçimlerine bir ay gibi bir zaman kaldı. Partiler adaylarını belirlediler ve seçim propagandalarına başladılar bile. Sayıştay raporları, borçlar, herkesin malumu… Halen Lefkoşa’nın içinde bulunduğu acıklı durum ortada. Yollar çöplerle dolu. İki yıldan beri Lefkoşa halkı her türlü belediye hizmetinden yoksun, en asgari belediye hizmeti olan çöplerin bile toplanmaması, her mahallede yığınla kaldırımlarda, arsa ve boş alanlarda,  köşe başlarında pislikler, her türlü atıklar, sanki çöp şehir ve Lefkoşa halkı bunu yaşıyor. 
Seçilecek olan adayların da 14 ay gibi bir süresi var. Şimdi Lefkoşa halkına düşen görev, iş yapabilecek olan adayı iyice ölçmek biçmek ve oyunu ona göre belirlemek. Lefkoşa halkı, particiliğin kurbanı olmamalı. Teraziye koymadan kendi partisinin veya sempati duyduğu partinin çıkardığı adaydır diye değil, iş yapabileceğine inandığı adayı yapacağı sağduyulu inceleme ile desteklemeli ve kendi yaşadığı ilkelliği reddederek, medeni insanlar gibi yaşama şansını getirebilecek adayı seçmelidir.
Oyumuzu verirken, somut bir şekilde, şimdi Belediyenin önünde duran sorunlarının çözümü konusunda, önerilerini teker teker ortaya koyan, nasıl ve hangi zaman dilimi içinde nelerin nasıl yapılacağını, hangi hizmetlere öncelik vereceğini, bu hizmetlerin yerine getirilmesi için hangi mali ve idari ve yapısal tedbirleri alacağını açıklıkla ortaya koyacak adaya şans vermek gerekir. Afaki laflarla ve afaki projelerle, kaynağını ve bunları nasıl gerçekleştirileceğini, açıklıkla izah etmeden propaganda amaçlı renkli baskı resimlere ve yaldızlı sözlere itibar etmeyelim. 
Pırıl pırıl bir Lefkoşa’nın gerçekleştirilmesi, elde bin personelle bu kadar zor mu idi? Gerek KKTC’de aynı büyüklükteki diğer güzel çalışan belediyelerimiz, gerekse güney Lefkoşa’nın tümü yarı personelle her türlü hizmeti verebildiğine göre, konu iyi yönetim ve halka hizmet vermek niyetidir. Dürüst çalışıp, geliri ile giderini hesaplı yapan, işini seven, hizmet etmeyi kendine hedef edinen, halkına saygısı olan her kabiliyetli ve ehil Yöneticiler bunu yapabilir. Lefkoşa belediyesinin gelirleri az değildir. 1994’den beri Maliyenin yasa ile devrettiği emlak vergileri önemli bir kaynak olarak başta olmak üzere, belediye hizmetlerinden elde edilen harçlar ve ücretler, su, aydınlatma vd. gelirlerle, Devletin Bütçeden katkısı, sürekli gelirleridir. Ayrıca zaman zaman ek mali destek Maliye’den, TC Yardım Heyeti’nden ve UNDP’den alınmıştır. Yeter ki kendi hizmet alanına odaklansın. Basiretli, dürüst bir yönetim tertemiz yolları sokakları çiçeklerle bezenmiş, yeşil alanları, spor kompleksleri, dinlenme tesisleri ile halkın medeni bir şekilde buluşacağı, yürüyebileceği, koşabileceği alanları yapabilir. Kuzeyde bunu gerçekleştiren veya gerçekleştirme yolunda belediyeler var.
Uluslararası tanınmışlığı olan Lefkoşa’yı halkla kucaklayacak bir belediye başkan ve ekibine eminim halk da her türlü desteği verir. Yeter ki programlı bir seferberlik başlatılsın ve doğru dürüst çalışılsın. Öncelikle gelecek Başkan ve ekibinin bu dönemde temizliğe susamış olan Lefkoşa’nın her tarafının sadece iyice temizlenmesi ve hatta sokakların yıkanması ve çiçeklendirilmesi, normal gıda kontrollerinin ve belli bölgelerde ilaçlamaların yapılması gibi asgari hizmetler dahi ilk etapta halkı büyük ölçüde ferahlatacaktır.
Daha ileri hizmetler için “halkla beraber” kampanyalarının başlatılması ve halkla birlikte Lefkoşa’nın yeşillendirilmesi ve kalkındırılmasına halkın ve özellikle kadınlarımızın seve seve katılabileceği görüşündeyim. Yeter ki halk, yetki alacak Yönetimin hizmet etme yolunda, görevini dürüstlükle sahiplendiğini görsün. Adaylara hayırlı şanslar. 
Bu hafta dünya kadınlar günü, 8 Mart ve haftası olarak çeşitli etkinliklerle anılmaktadır. Kadın haklarının uygulamada eşitlik temelinde olması, kadın ve çocuk istismarının önlenmesi, istihdamda, çalışma şartlarında, yönetimde ve hayatın her aşamasında kadın erkek eşitliği temelinde dayanışmasının sağlanması, bir devlet politikası haline getirilmelidir. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Yasası 1996’da Meclis’te olduğumuz dönemde oybirliği ile geçirilmişti. BM tarafından öngörülen bu sözleşme üye devletler tarafından teker teker yasalaştırılmıştır. KKTC’de BM’ye üye olmamakla beraber dünyada kabul gören bu sözleşmeyi medeni bir toplum olarak kabul etmiştir. Ancak bu konuda geliştirici yasalar ondan sonra geçmemiştir. Kadın birimi veya dairesi yasası yıllar önce geçmiş ancak daha yeni kadrolaştırılarak faaliyete konmuştur. Kadınımız, gerek istihdamda gerekse yönetimde hala geri plandadır. Her ne kadar da geçmiş nesillerimizle mukayese edersek görüş ve yaklaşımlarda ve kadınların bilinçlenmesinde ve haklarına sahip çıkma yönünde ilerleme varsa da her alanda olmadığı gibi yetersizdir.
Ayrıca kadın ve çocuk istismarında her gün basın haberlerinde çok sık ve utanç verici haberler çoğalmaktadır. Meclis’te kadın ve çocuk istismarı ile ilgili bir yasa tasarısının olduğunu öğrendik. Bu yasada geniş kapsamlı hem koruyucu hem de şiddeti caydırıcı önlemlere yer vermek gerekir. Bir de uygulamada koruyucu kurumlarla kadın çocuk istismarının önlenmesi gerekir. Polis Müdür Yardımcısı Pervin Gürler’in açıklamasına göre, KKTC’de şiddet gören ve polise şikayet edilen vakaların % 26’sı kadına yöneliktir. Kültürümüz bakımından kadınların çoğunun polise şikayet etmekten çeşitli nedenlerle kaçındıklarının da bir gerçek olduğunu düşünürsek, şikâyet etmeyip saklayanlarla birlikte bu miktarın çok daha fazla olduğunu tahmin edebiliriz. Toplumumuzda şiddeti yapanlara utanılacak bir şey yaptıklarına dair tavır konması, kadınların güçlendirilmesine yönelik pozitif ayrımcılığın uygulanması ve şiddet uygulayanlara ibret verici cezai yaptırımların getirilmesi gerekir. Suç oranlarının gittikçe arttığı Yüksek Mahkeme Başkanı tarafından da açıklanan rakamlardan görüyoruz. 
KKTC’de en son 2006’da yayınlanan resmi verilere göre kadınların iş hayatına katılım oranı 35, erkeklerin % 65. İstihdam edilen nüfusun ise % 34’ü kadın, % 66’ ı erkektir. İstihdamdaki kadınların % 79’u da hizmetler sektöründedir. Çalışan kadınların % 70.2’si devlet ve özel sektörde maaş ve ücretli, % 8.7 ücretsiz aile işçisi, % 6.3 yevmiyeli, % 12.2 kendi hesabına çalışan ve %2.6’sı işverendir.  İşveren kadın rakamının düşüklüğü göze çarpmaktadır. Mecliste 4 kadın milletvekili ile % 8 gibi çok düşük temsiliyet mevcut. Yönetici kadın oranı bakımından resmi bir istatistik bulamamakla beraber kanaatimce bu da diğer ülkelere göre düşük oranda ve en iyimser  tahminle % 15’i aşmamaktadır..
Demokratik açıdan ileri ülkelerde yönetici kadınların oranları ve parlamentodaki temsiliyetleri % 45-50 arasında değişmektedir. 
Uluslararası bir araştırma kurumunun yayınladığı bilgilere göre, Yönetici kadın oranına baktığımızda, 2012 deki rakamlara göre, gelişmiş ve gelişmekte olan Asya ülkelerinde Yönetici kadın oranı % 33 ile % 46 arasında, AB’de % 24, Kuzey Amerika’da % 18 ve dünya ortalaması %21. Bu rakamlar içinde Türkiye geçen yıl % 26 iken, % 31’e yükselmiş. Kadınların işgücüne katılma oranı diğer ülkelere göre daha az olmasına ( % 28) rağmen, yönetici oranında birçok ülkeden daha yüksek olması özel’de karar mekanizmasında kadınların arttığını göstermektedir. Ancak Devlet bürokrasisinde % 7. Mecliste ise % 14 gibi düşük oranlardadır.
OECD ülkelerinde kadınların işgücüne katılma oranı % 61.5, AB ülkelerinde de % 60-65, 2020’ler için konan hedefler % 75. Dünya ortalaması, kadının işgücüne katılımı oranı İLO’ya atfen yayınlanan verilerde yıldan yıla fark eden % 48-53 arası, erkeklerin ise % 78-82arasında.
Bir araştırma kuruluşunun açıkladığı ve bazı yurt dışı basında yer alan verilere göre, Parlamentolarda kadın yönetici açısından İzlanda, Letonya, Hırvatistan, İspanyada % 71-78 arası, Danimarka’da % 47, Avrupa ülkelerinde % 46 ile % 65 arası, değişiyor. Yani bizim ülkemizde kat edilecek çok mesafe var. 
Türkiye Başbakan yardımcısı Babacan geçen gün yaptığı açıklamada 2012 yılında yapılan istihdamın % 50’sinin kadın olduğunu bunu hedef yaptıkları ve gerçekleştirdiklerini söyledi. Biz de 2013 yılını hedef yapalım. İstihdamdan uzaklaşan değerleri insan kaynaklarını üretim kapsamına alalım. Kadınlarımızı güçlendirelim. Kaba kuvvet ve şiddetten, istismarlardan, yasalarla ve alınacak idari ve kurumsal önlemlerle, uygulamada kadın ve çocuklar devlet gücü ile hem korunsun hem eğitilsin. Ayrıca kadın konusunda faaliyet gösteren resmi ve gayrı resmi ve sivil toplum kuruluşlarının bu konuyu daima canlı tutmaları, şiddetin önlenmesinde daha etkili olabilir.
Kadınların maddi açıdan güçlenmeleri, kendi ayakları üzerinde durabilme konusunda talep kar olmaları ve haklarına sahip çıkmaları çok önemlidir. Muhtaç olma durumundan kurtulması kendine olan güveni arttıracak ve eşitlik temelinde aileden başlayan mutluluk topluma da sirayet edebilecektir.      
Bir ülke bir kısım potansiyelini ve değerlerini dışta tutarsa ilerleyemez. En büyük potansiyel olan kadın işgücünü, girişimciliğini ve beyin gücünü atıl bırakan ülkeler tıkanmaktadır. İleri ülkelerde kadının her alanda eşitlikçi pozisyonu, genelde kalkınmışlıkla paralelliği, tesadüfi değildir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil